Anladınız mı? Sansür böyle bir şey

18.02.2014 14:34:03
A+ A-

1954 seçimlerinden büyük bir zaferler çıkan DP, ilk iş olarak basun kanununda değişikliğe gider ve devlet ile devlet yöneticilerini eleştirmeyi suç sayar.

54 değil ama 57 seçimlerinin hemen ardından da ortaya trajikomik bir durum çıkar.

Gazetelere gelen memurlar “Şu yasak-şu serbest” der ve gazetenin dizgisini yapan ekip baskı saatinin yaklaşması nedeniyle o haberleri sayfalardan sıyırır.

Yerine...

Vakit meselesi nedeniyle hiçbir şey konmaz.

İşte 1960’a doğru bazı gazetelerin başta birinci sayfası olmak üzere tüm sayfalarında “boşluklar” olur.

Bunun nedeni o yasadır.

Düşünün;

Gazete alıyorsunuz ve manşetin altında kocaman diktörtgen bir boşluk var.

“Demokrat” DP bugünleri yaşattı bize...

“İleri demokrat” AKP’nin yaşattığı ise o günleri aratacak gibi...

***

Dün gün boyu belki binlerce kişinin bilgisayarında www.radikal.com.tr sitesi açık kaldı; hatta birileri birilerini arayıp “Radikal’i gördün mü, ne yapmış?” diye sordu; birileri bu durumu tvitledi...

Ben de uzun uzun Radikal’e bakarken biraz DP dönemi, biraz da meşrutiyet öncesi aklıma geldi...

Çünkü bugün, Abdulhamit’in ya da Menderes’in; hadi Kemalistfobililer için ekleyeyim: Tek parti döneminin ikiye katlanmış baskısı var.

Görmeyen Radikal’e baksın...

Yaşamadan fark edemiyor çünkü insan; Radikal ise dün yaşattı. 

İnternet sitesine grip beyazlaşan arayüze bakıp tıkladığımızda karşımızda beyazlaşmış ve okumakta güçlük çekeceğimiz yazılar çıktı.

Okumaya çalıştık ama;

İşkence çektik...

Daha alta indik; şöyle yazdı:

“Bu haber 4. saatin sonunda silinmiştir.”

Merak ettik;

Ne vardı orada...

Malum, gazetenin görevi sadece iki kelime; “haber vermek”tir.

Bu yasa -Radikal’de de gördüğünüz gibi- haber verdirmiyor.

Abdulhamit’in sansür memurları, Menderes’in devlet görevlileri ne yapıyorsa; bu yasa da aynısı yapıyor.

Terk fark;

Dün onlar henüz dünya faşizmden arınmamışken yaparken; Recep Tayyip Erdoğan ise “faşizm suç” sayılırken yapıyor.

Dün onlar insan hakları ve basına dair sözleşmeler imzalanmamış ve basın özgürlüğü kabul edilmemişken bunları yaparken; Recep Tayyip Erdoğan dünya özgürlükler konusunda hemfikir olmuşken yapıyor.

Bundan “kabul edilebilir” buluyorum bir parça da olsa onları...

Ve fakat şimdi;

Sırf bu faşizm yasası nedeniyle kendi kendisinin “sansür memuru” olacak gazete ve gazeteciler...

Ki şöyle yazmıştım bu platformda bir kere:

“Abdülhamit’i, İttihat ve Teraki’yi, Mustafa Kemal ve İnöyü’yü, Bayar ve Menderes’i, Demirel’i, Ecevit’i, Özal’ı, Yılmaz’ı ve Çiller’i gördü basın tarihi…

Yok muydu?

Kanun Esasi’yi rafa kaldıran Abdulhamit döneminde baskı…

Ya da tek parti döneminde basın özgür müydü?

Demokrat Parti döneminde tutuklamalar, Demirel ve Özal döneminde mali baskılar, Çiller döneminde tehditler…

Her iktidar kendi baskısını yaratmadı mı bu ülkede?

Korktukları için yazamayanlar, korkmayıp yazdıkları için tutuklananlar…

Hatta ve hatta linç edilen gazetecileri görmedi mi bu ülke?

Gördü;

Fakat hiçbir dönem kendi kalemini kırıp, kendi hapishanesini yaratmadı basın…  

Böyle paranoyaklaşmadı.

‘Bu haberi yazsam bir şey olmaz. Peki, ya olursa?’ diye düşünmedi.

‘Bu yazı hükümete karşı değil, fakat ya öyle anlaşılırsa’ demedi.”

***

Zira şimdi saha fazlasını diyecek. Parmaklar ne zaman klavyenin tuşlarına gitse “acaba” diyecek. “Acaba kaldırılır mı?”

DP döneminde gazete sayfaları boş çıkardı kimi zaman...

Erdoğan döneminde de gazetelerin siteleri böyle olacak...

Fark var mı?

Var.

Menderes dahi Erdoğan kadar baskıcı değildi.

 

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.