Başbakan Erdoğan'ın 'Amerikan Rüyası' ve internet sansürü

20.02.2014 03:56:39
A+ A-

Takvim yaprakları her ne kadar 21. yüzyılda olduğumuzu gösterse de, hâlâ düşünceyi ifade özgürlüğünden bahsedilen, bunun hukuki açıdan güvence altına alınmaya çalışıldığı bir zaman diliminde yaşıyoruz. 

İfade özgürlüğümüz yasalarca güvence altına alınmak isteniyor, çünkü bir takım erkler, bir takım fikirlerden rahatsız oldukları için bu özgürlüğün kullanılmasını yasaklıyorlar. Bu nedenle sahip olunan temel hak ve özgürlükler egemenlerce sürekli olarak baskı altına alınarak budanıyor ve hatta bu hakların ortadan kaldırılması için çalışılıyor. 

Dolayısıyla insanlığın 21. yüzyıla varmış olması, tarihsel birikim ve mücadeleler sonucu elde ettiği haklarını özgürce yaşamasına yine de yol açmıyor. Günümüz dünyasının ‘şiddet’ ile çizilmiş ‘sınıfsal’ çerçevesi hiç değişmeden devam ediyor. Dünyanın farklı bölgelerinde yaşayan insanların ‘demokrasi’ talepleri, yine barbarca bastırılmaya devam ediliyor. Elde edilmiş olan haklar ise yok sayılmaya çalışılıyor. 

Böylece takvim yapraklarının ilerleyişi ile insan özgürlüğünün ilerleyişi arasında bir ‘paralellik’ olmadığı daha iyi anlaşılıyor. İnsanlık uzun bir süre daha -sınıflı toplumsal yapı sürdüğü müddetçe-, düşüncelerini herhangi bir kaygı duymadan, çekinmeden, korkmadan, rahatça ve özgürce ifade edememe gibi sorunlarla içiçe yaşamaya ne yazık ki devam edecektir. Çünkü ailede başlayan, çevre ile normalleştirilen, okul ve diğer devlet kurumları ile kanıksatılan ‘ifade özgürlüğü’nün engellenmesi, kısıtlanması ve cezalandırılması gibi ‘gerçek’ bir durum, kendisini ekonomik şantaj ile görünür kılmaya da devam ediyor olacaktır. Zaten yaşamın tüm alanlarında bu gibi durumlar ile karşı karşıya kalarak, özgürlüklerin nasıl ve neden kısıtlandığını da kolayca öğreniriz.

Diğer yandan tiranlar, despotlar, diktatörler, babalar ve tanrılar tam da bu baskılar, yasaklar, cezalar ve korkular ile iktidarlarını devam ettirirler. Bunların aykırı, sorgulayan ve hesap soran sesler duymaya tahammülleri yoktur. Gücü ellerinde tutanlar itaat eden, sessiz kalan, korkan ve düşünmeyen topluluklar görmek isterler.

İşte, adına Türkiye denilen toprak parçasında yaşanan bir takım yeni gelişmeler de, -mesela yürürlüğe giren yeni internet yasası- özgürlüklere yönelik baskıların tarih kitaplarında kaldığına dair bir düşüncenin ne kadar da yersiz olduğunu gösteriyor.

Evet, 21. yüzyılda yaşıyoruz ve düşünceye ve düşüncenin paylaşılmasına, yayılmasına dair yasaklamalar, engellemeler, sıkı kontroller ve cezalandırmalar geçmişte kalamayacak kadar değerliymişçesine gözümüze sokuluyor. AKP iktidarı kendimize veya başkalarına ait fikirlerin internet üzerinden paylaşılmasından müthiş bir korku duyuyor. Bunun önünü kesmek için yasakları devreye sokuyor. Başbakan her istediği şeyi dayatarak bir sonuca varabileceğini düşünüyor. Dolayısıyla bizler için susmamız, görmememiz ve itiraz etmememizin daha iyi olacağı ima ediliyor. Olur da ima işe yaramazsa, ellerinin altında bulunan daha farklı tehdit silahları uzaktan şöyle bir gösteriliyor.

Böylece bir yandan özgürlüğe vurulan şiddetli darbeler vuruluyorken, diğer yandan da geleceğe dair güzel ‘düş’ler üretilip, sanki bunlar gerçekleşecekmiş gibi dile getiriliyor.

Aslında iktidarların 21. yüzyıla dair halklar için olduğu söylenen tüm planları, ‘Amerikan Rüyası’nın içinin daha da boşaltılarak bir nevi bunun evrenselleştirilmesinden başka birşey olmadı. Herkes bu rüyada mutlu ve zengin oldu! Üstelik bunun için artık ABD’ye gidilmesine gerek yoktu. Artık bu rüya ayağınıza geliyordu.

Evet, ‘Amerikan Rüyası’ artık ABD’nin mekansal sınırlarını aşmış ve geleceğin zamansal belirsizliğinde çoktan gezinmeye başlamıştır. Bu rüyanın nerede ve ne zaman başlayacağını ve gerçekleşeceğini öğrenmek isteyenlerin yolları, belki de onları ileride bazı kahinlere ulaştırır.

Böyle bir rüyanın bu topraklardaki temsilcisi olan AKP’li devlet büyükleri(!) demokrasi ve ülkenin geleceği adına, toplumun huzuru ve çocukların ahlakı için işte bu yüzden yeni bir girişimde bulundular. Böylece AKP iktidarının bu girişimi sonucunda, Cumhurbaşkanı Gül tarafından onaylanan ‘internet yasası’ ile birlikte, bu büyüklerimizin(!) de demokrasiden ve bu rüyadan ne anladıkları bir kere daha ortaya çıkmış oldu. 

AKP/Erdoğan gerçekten de kendi rüyasını yaşamak ve yaşatmak için devletin bütün baskı ve ideolojik aygıtları ile kendi ‘yol’unda hiç durmadan ilerliyor. Yalanlar söylenmeye, ağaçlar kesilmeye, özgürlükler kısıtlanmaya ve insanlar fişlenmeye devam ediyor. Şimdi bunlara  gönüllerinin dilediğince internetin sansürlenmesi de eklendi.

AKP/Erdoğan, iktidarının devamı için, rüşvet ve yolsuzlukların üstünün örtülmesi için binlerce yıl eski olan bir yönteme, insanların düşüncelerini her türlü mecrada özgürce ifade etmesini engelleme yöntemine dört elle sarılıyor.

Çünkü Başbakan Erdoğan ve ekibi korkuyor. 

Hem de çok korkuyor.

İktidar partisi seçimleri kaybetmekten ve sonrasında yaşanabilecek gelişmelerden korkuyor.

Örneğin AKP’nin iktidar olduğu 12 yıl içinde ele geçirdikleri devlet aygıtının ellerinden alınmasından, ardından ise kendilerinden 17 Aralık ve sonrasında yaşananlardan, üstünü örttükleri ilişkilerden ve sorumluluklarından korkuyorlar. 

12 yıllık iktidarları boyunca “ananı da al git” dedikleri bu halkı küçümsenmenin hesabının sorulacağından korkuyorlar. 

Bu süre zarfında sahip oldukları zenginliklerin kaynağının sorulacağından korkuyorlar.

Gezi’nin hesabının sorulacağından korkuyorlar.

Kısacası halkın ‘vicdanı’ndan ve ‘adaleti’nden korkuyorlar.

Bundan dolayı en azından yerel seçimlere kadar sesi fazla çıkanların sesini, statlardaki tezahüratları kısan Lig TV gibi ‘kısmak’ için interneti kontrol edebilecekleri ve sansürleyebilecekleri yasaya dört elle sarıldılar.

Bundan dolayı Cumhurbaşkanı önüne gelen yasayı hemencecik onaylayıverdi.

Artık internete ulaşımın engellenmesi, sitelerin kapatılması ve tıklanan yerlerin kaydının  tutulması iktidarca yapılacaktır. Ardından ise toplumun yasaklarla denetlenmesi ve cezalandırılması ‘normal’leştirilmeye çalışılacaktır.

AKP/Erdoğan iktidarı ne yaparsa yapsın, düşünce ve ifade özgürlüğünü engelleyemeyecektir. İktidar partisi, Başbakan ve Cumhurbaşkanı eğer Gezi Direnişi’nden birazcık ders çıkarmış olsalardı, Gezi’yi anlamış olsalardı bu tarz -internet gibi- yasaklamalara girişmenin ne kadar ‘saçma’ olduğunu anlayabilirlerdi. Eğer bu anlaşılsaydı, toplumu kendi istediği kalıba sokmanın, toplumun kendisinin istediği gibi düşünmesi ve yaşaması noktasında insanların ölümüne yol açacak kadar inat ve şiddet gösterilmezdi.

Gezi öğretti ve öğretmeye devam ediyor.

Artık insanlar şunu biliyor;

Hiçbir ‘Amerikan Rüyası’ hiçbir gerekçe ile hiçbir gerçeğin yerini tutamaz ve tutamayacaktır. 

Çünkü gerçekler ‘devrimci’dir!

Selam olsun düşünen ve düşündüğünü herkesle korkmadan cesurca paylaşan insanlara!

Selam olsun düşünmekte inat eden, boyun eğmeyen bütün düşünce suçlularına!

Selam olsun düşünce suçlusu olacak insanlara! 

 

umitaggul@gmail.com

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.