Değişiklik yapılacak olması endişeleri ortadan kaldırıyor mu?

19.02.2014 02:45:38
A+ A-

Günlerce tartışıldı, veto edilmesi için imzalar toplandı, son olarak Radikal gazetesi konuya dikkat çekmek için 18 Şubat’ta o gün yayınlanan kimi haberlerin 4 saat sonra silineceğini belirterek bir kampanya başlattı. Gelen haberlere göre “#4saat hashtag”i açılarak başlatılan kampanya ile konu büyük bir ilgi odağı oldu.

İnternete sansür getirecek olan yasadan bahsediyorum. TBMM’den geçen yasa Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün önüne gelmişti. Gül’ün yasayı onaylayıp onaylamayacağı merak konusuydu. Bu konuda Cumhurbaşkanı’nın yasayı onaylayacağına dair öngörüde bulunanlar olduğu gibi temkinli yaklaşanlar hatta yasanın onaylanmaması için imza kampanyası başlatanlar da olmuştu. Bir umut, belki onaylanmazdı. Hele ki Gül’ün 28 Mayıs 2011 tarihli şu tweeti bilinirken:

“Benim görüşüm, temelde hiç bir özgürlük kısıtlaması olmamalı. İsteyen herkes internette özgürce dolaşabilmeli.”

İşte bu tweeti hatırlatılmıştı Gül’e. Zira altına imza atılacak bir sözdü. İnternette herkes özgürce dolaşabilmeli, hiç kimse bu yüzden ne engellenmeli ne de fişlenmeliydi. Elbette özel hayat ihlaline yönelik tedbirler alınmalıydı ama bu yasalar ile deyiş yerindeyse ince elenip sık dokunarak yapılmalıydı.

Gül torbadan çıkan internet yasasıyla ilgili görüşünü şöyle dile getirmişti: “Bir iki sıkıntılı konu var.”

Yürürlüğe girdiğinde sansüre neden olacak birçok konu vardı aslında. Bunlardan ilki Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’na (TİB) tanınan sınırsız yetkilerdi. TİB, özel hayatın ihlal edildiği ve bundan dolayı erişimin engellenmesi istemiyle başvuranların bu talebini hiçbir mahkeme kararı olmaksızın uygulayabilecek ve sorunlu olduğuna karar verdiği yayını en geç 4 saat içinde durdurabilecekti. Bu sayede TİB bir mahkeme görevi görecek, yargısız infazla hukuk bir kez daha yok sayılacaktı.

Bir başka konuda internette kimin hangi siteleri gezdiği, ne kadar süre ile kaldığı, kimin kimle iletişim kurduğu gibi trafik bilgileri olarak bilinen internet kullanıcılarının arama geçmişinin arşivlenecek olması ve TİB’in istediği an bu bilgilere ulaşacak olmasıydı. Bununla da düpedüz fişlemelere zemin hazırlanacaktı.

Değişiklik yapılacakmış

Günlerdir tartışılan ve tepki uyandıran yasada hükümet değişikliğe gideceğini duyurdu son olarak. Değişiklik yapıldığı durumda TİB yine 4 saate kadar erişimi engelleyecek, engellenen içerik için Başkanlık, Sulh Ceza Hâkim’ine başvuracak, hâkim 48 saat içinde karar alacak ve eğer karar alınmazsa TİB’in verdiği erişim engelleme kararı ortadan kalkacakmış.

Diğer değişiklik de trafik bilgileri konusunda. TİB bilgileri URL olarak değil, IP ve abone kimlik bilgisi şeklinde isteyecekmiş.

Cumhurbaşkanı Gül’ün bir iki sıkıntı olarak gördüğü ve düzeltileceğini söylediği konu herhalde buydu. Hükümet düzeltileceğini duyurdu. Gözler zaten Çankaya’daydı. Onay mı çıkacaktı, veto mu edilecekti veya yasa Meclis’e geri mi gönderilecekti. Ve meraklar giderildi dün akşam. Gül, yasayı onayladı. Attığı twette de şöyle dedi:

“Memnuniyetle görüyorum ki iki maddeyle ilgili kaygılar yarın yeni bir yasal düzenlemeyle giderilecek. Bu düzenlemenin süratle gerçekleşmesine fırsat vermek için Macaristan'dan döner dönmez önümdeki yasayı onayladım.”

TİB için kanun teklifi sunulmuştu

Gül’ün yasal düzenlemeyle giderilecek dediği şeyler ortada. Ama bu şeyler hükümetin hazırladığı ve kaşla göz arasında torba yasayla geçirmek istediği internet yasası hakkındaki endişeleri ortadan kaldırmıyor. İlk bakışta düzenlemeyle erişim engelleme yargı kararına bağlanmış gibi görünse de bunda hükümetin ne denli samimi olduğu tartışılır.

Yasayı bir an mevcut ve değişiklik yapılmadığı haliyle düşünelim. Bu bilgiye geçen aralık ayında TİB’i iktidarın zırhı altına alan kanun teklifi verildiği bilgisini ekleyelim. İşte o zaman şu soru geliyor akla:

Yasa gerçekten yasadışı dinlemelerden rahatsızlık duyulduğu için özel hayat ihlalini engellemek için alınan bir önlem mi yoksa iktidarın/Başbakan Erdoğan’ın beğenmediği enformasyonun ortadan kaldırılması için kuşanılan bir kalkan mı?

Yasa her ne kadar kimi maddeleri değiştirilecek olsa bile daha çok ikincisine yakın gibi duruyor. Hem yasanın içeriği hem de TİB Başkanı’nın tıpkı MİT Müsteşarı gibi zırha büründürülmesi özel hayat ihlalini gidermekten uzak olduğunu kanıtlamaya yetiyor.  

Düşününüz ki, TİB Başkanı görev ihlaliyle ilgili konularda ancak Ulaştırma Bakanının izni olursa soruşturulacak. Eğer yasa bir sorun teşkil eden yasadışı telefon dinlemelerine son vermek için hazırlandıysa TİB’le ilgili bu kanun teklifi de ne oluyor diye sorma hakkımız var sanırım.

İfade özgürlüğü ve özel hayat gizliliği... Birbirinden o kadar ince çizgiyle ayrılan konular ki ölçü kaçırıldığında işte böyle işi sansüre vardıracak yasalar hazırlanabiliyor. Oysa yapılan yürürlükteki anayasaya bile aykırı. Anayasaya göre “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir...”

Bir temel hak ve özgürlüklerden olan haberleşme hürriyeti bir veya bir iki kişinin iki dudağının arasından çıkacak sözle belirlenemez. Belirlenirse ne demokrasiden bahsedebiliriz ne de hukuktan.

Denilebilir ki yapılacak değişiklikle mahkeme kararı gerekecek. Peki o zaman ilk olarak TİB’in erişimi engellemesi ne oluyor? Evet, mahkeme özel hayat ihlali şikâyetlerinde 48 saat gibi bir süre sınırlamasıyla karar versin. Ama erişimi engellemek niye?

Gül’ün kararı doğru mu?

Eskiden medyaya sansürü konuşurduk. Halen konuşmaktayız. Ama iktidar(lar)ın medyaya müdahalesinden, gazetecilerin sansür edilmesinden söz ederken, öyle ki artık interneti kullanan her bireyin sansüre uğrayacak olmasından bahseder hale geldik.

Eskiden bilgi kıtlığı varken bugün bilgi bolluğundan geçilemediği bir dönemde evet, internetteki her bilginin doğru kabul edilemeyeceğini vurgulayalım yine. İnternet kullanmanın biraz daha dikkat gerektirdiğini de. Fakat şunu unutmayalım ki doğru bilgi sunmama sorunu yalnız internetin sorunu değil. Kimi gazeteler, TV kanalları bile yalan yanlış haber verebiliyor. Ama son tahlilde en nihai kararı yine edindiği bilgilerden yola çıkan okuyucu/izleyici veriyor. Bu özgürlüğü halktan almak niye?

Peki hiçbir özgürlük kısıtlaması olmaması gerektiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Gül, yasayı onaylamakla gerçekten doğru bir karar verdi mi?

Gül yasayı daha onaylar onaylamaz onun twitter hesabını takip edenlerin sayısı düşmeye başlamış. Gece yarısına dek 63 bin kullanıcı kaybettiği söyleniyor.

Halk yanıtını veriyor.

 

 

 

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.