scorecardresearch.com

80'lerde Doğmak ve 90'ları Yaşamak

23.11.2012 13:57:54
A+ A-

 

 

 

 

sokağın o en son eve giren güzel çocuklarına

 

Benim kuşağım, -yani 80'li yılların ortalarında dünyaya gelenler- yeni bir çağın karşılama töreninde buluverdik kendimizi. Çocukluk ve ilk gençliğimizi yaşadığımız 90'lı yıllar eskiyle yeninin karşılaştığı ve çok şeyin değiştiği bir zaman dilimi olarak tarihe geçti. Bu dönemin çocukları olarak bizler biraz eskiyi, biraz yeniyi görmüş olmanın kişiliklerimizde yarattığı arafta kalmışlık haliyle şimdi otuzlu yaşların arefesindeyiz. 

 

Sokağın son çocukları olduk bizler. Bilgisayar ancak adını duyduğumuz varsa çevremizdeki çok zengin yaşıtlarımızın babalarının sahip olduğu bir aletti. Neden sonra, 90'lar nihayete ererken internet kafeler aracılığıyla ya da benim gibi zengin bir komşunun evinde tanıştık onlarla. Çocukluğumuzdaki yeri bundan ibaretti bilgisayarın, kendisi lise yıllarımızla beraber bütün olumlu ve olumsuz etkileriyle bodoslama girdi hayatımıza. Sokaklar bizimdi daha çok, inşaatların ikinci katından kuma atlamanın zevkini tadan insanlarız çoğumuz. O inşaatlar etrafları dev duvarlarla örürülü gettolar yaratmıyordu o zamanlar. Anne ve babalarımızın oynadığı oyunların çoğunu oynadıki belki bu yüzden kuşak çatışması olayı fazla girmedi aramıza. Komşu evlerin sıcaklığını da gördük, apartman hayatının yalnızlaştırıcı doğasına da tanık olduk.

 

Soba, tüplü ve kumandasız televizyon. Çoğu zaman televizyon kumandası olduk anne ve babamızın. Televizyon demişken herkesin aynı şeyleri izlediği TRT yıllarının yerini özel televizyonlara bırakmasına da şahit olduk. İlk özel televizyonu günde iki üç saatlik çizgi film yayını nedeniyle büyük mutlulukla karşıladığımı çok iyi hatırlıyorum. Annem TRT'nin açılış ve kapanış saatlerinde Anıtkabir'deki askerlerin rap rap yürüyüşlerine ağzım açık bakarken bana mama yedirdiğini gülümseyerek anımsıyor. Susam Sokağı'nı bugünün çocukları nereden bilecekler. Ya da Barış Manço adı hangi kuşak için bu kadar özel olabilirdi. Sobalı odada pazar ailece pazar sabahı kahvaltısı, sobada kızaran ekmekler ekranda hepsi 10 puan alan Adam Olacak Çocuk'lar. Akşam annemin soyduğu portakalların soba üstünde tarafımdan pişirilen kabukları...Parliament Sinema Kulübü'nün ilk pazar gecesi sineması ve Batman...Jack Nicholsun'dan yıllarca nefret etmeme neden olan olağanüstü Joker karakteri...İcraatın İçinden, Özal'ın kalemi, evdeki Ecevit sevgisi ve ilk siyasi sınıf bilincinin oluşmaya başlaması. Gorbi'nin başındaki lekeyi ve SSCB'yi unutmak mümkün mü?

 

Aile önündeki ilk teatral deneyimim İnönü taklidi yapmakla başlamıştı. Hey gidi günler hey...ancak benim kuşağım için her şey güzel geçmedi elbet. Güzelliklerin yanında kötülüklerin ve çirkinliklerin de olduğunu gösterdi dünya geliştiridği kitle iletişim araçlarıyla. Bundandır belki, yeryüzüne gelmiş en realist kuşağız biz. Gözümüzü açtığımız dünya 1980'lerle birlikte yeni bir paylaşım sorununun karşısında bulunuyordu. Halepçe'de zehirli gazla öldürülen insanları sansürsüz gördük televizyonda sadece 3-4 yaşlarında, az sonra Saddam Hüseyin'in Kuveyt'te bombaladığı petrol hatlarından körfeze sızan petrol ve petrole bulanmış karabataklar, canlı yayında bombalanan Bağdat, siren sesleri, alevler, yıkılan duvarlar, çöken bloklar altında ezilen milyonlar...1991 yılındayız daha 5 yaşındayız. "Burda da savaş çıkar mı baba" diyerek korkudan titreyişim. Güneydoğudan gelen "terör" görüntülerini, üzerinde kurşun deliği kundaktaki bebek görüntülerini bunun çocuk beynimde yarattığı yıkımı tahmin edebilir misiniz? Suikastler, bombalar, operasyonlar...Kürt kelimesinin ilk defa kulaklarımıza çalınışı haber bültenlerinde "ayrılıkçı Kürtler gene saldırdı" haberleriyle başladı. Sobalı evden kaloriferli apartmana geçişimiz ve o apartmanda hatrı sayılır bir Kürt nüfusun mukim oluşu onlarla içli dışlı olmamız Kürt düşmanı olmamızı engelledi ya diğerlerimiz? Halkların kardeşliği açısından bu kadar şanslı olanımız kaç kişi acaba?

 

Saklambaç, yerden yüksek, köşe kapmaca, evcilik, ortada sıçan, renkli istop...Son zamanlarda sokaklarda bunları oynayan çocuk gördünüz mü? Ben görmedim. Toplama kamplarını andıran dev duvarlarla çevrili korunaklı sitelerden ortada sokak mı kaldı desenize. Oysa bu oyunlar bizim en büyük eğlencemizdi. Bugün kaç çocuk bir tomar gazete kağıdı ile otuz santimlik bir kablo borusu arasında oyunsal bir ilişki kurabilir acaba? Tıpkı Facebook'ta gördüğüm kaset resmiyle kurşun kalem arasındaki ilişkiyi anlayamayacakları gibi. Şarkı indirmek diye bir fiilin dilimizde bulunmadığı günlerde elinizde boş ya da artık modası geçmiş şarkılarla dolu bir kaset ve record özelliği bulunan bir kasetçalar teyp varsa şarkınızı radyodan kaydedebilirdiniz. Ondan bahsetmişken bak şimdi aklıma geldi, otokopili spor loto ve toto günleri. Maç seyretmenin bazı parası olanların sahip olabileceği bir zevk haline gelmesinden az önceki günler, toplumsal eşitlik günleri.

 

Övünmek gibi olmasın ama müzik kulağı da iyidir bizim kuşağın. Ülkede bugün yaşanan müzikal kalitesizlikten eser yoktu o zaman. 90'ların müziği ayrı bir yazının konusu olabilecek kadar zengin ve geniş.

 

O zamanlar çok mu geride kaldı, yoksa biz mi çok uzaklardayız? Biz büyüdük ve kirlendi mi dünya yoksa kirini pasını görmemiz için büyümek mi gerekliydi? Gözlerini savaşın petrole bulanmış karabataklarını görerek açmış olan bizler şanslı mıyız yoksa...Neyse ne, bu yazı 80'lerde doğup doksanlarda büyüyen araftaki büyümeyen çocuklara bir anı olsun.

YORUMLAR

Yazılmışı var :) -

Umduğumdan daha katmanlı ve zengin bir yazı çıktı doğrusu. Sahiden ne fenaydı, çocuk gözümüze sokulan o kurşunlu kanlı revanlı haller.. Kırmızı noktalı ana haber bültenlerine maruz kalıyorduk her alahın günü. Nostalji yapacak yaşa gelmişiz, breh breh.. Neyse, müzik hususuna gelelim: Ben o hadiseyi şurda yatırdım masacığıma: http://blog.radikal.com.tr/Sayfa/bir-turk-gencinin-muzikle-imtihani-90lar-iyiydi-be-haci-4863 Siz de yazarsanız eğer, -üşenmez ve unutmazsanız- benim yazının altına yorum olarak ekleyin lütfen; hem ben gözden kaçırmamış olurum; hem de o yazıma misafir olanlar, bir de sizden okurlar.. Selamlar.

0 0
YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.