scorecardresearch.com

Aptalca düşünceler

08.11.2012 14:12:56
A+ A-

Bazen ne kadar aptal düşünceler içerisinde olduğumuzu unutuyoruz? Dünyanın her yerinde, her karesinde, her anında aptalca düşünceler havada uçuşur. Bu aptalca düşünceler o kadar çoktur ki, sayıyla ölçülemez! Tartılamaz!

Dünyanın en doğru görünen insanı dahi aptalca düşünür. Düşüncelere ket vuramazsın ama dile veya kaleme ket vurabilirsin. Aptalca düşünmek insanidir fakat bu aptalca düşünceleri dillendirmek hatta kaleme almak çoğu zaman insani değildir.

Kaç yıl önce "Kendini bi b... zannetmek" diye bir yazı yazmıştım. Yazının teması eli kalem tutan insanların egosuyla alakalıydı. Bu egoyu mizahla anlatmaya çalışmıştım. O yazıyı aptalca bulanlardan tutun da, kalemimin ahlaksız olduğuna varıncaya kadar enteresan yorumlar almıştım. Ve bu tür yorumlara şimdi baktığımda şunu çok daha iyi idrak ettiğimi anlıyorum: Ne yazarsan yaz mutlaka birkaç seveni, çokça sevmeyeni, senden nefret edeni, empati kuranı, yazını aptalca bulanı her zaman olacaktır.

Bizdeki sorun çok farklı bence: Kabullenememe, kendine hâkim olamama, kalemi bir silah gibi görme, korkutma, kendine aşırı derecede değer verme... Kısacası kendini bi "halt" zannetmek normal olabilir ama karşıdakinin de bi "halt" olma ihtimalini dahi düşünememek sorun oluşturuyor.

Yazı bazen düşünülen fikriyatı tam anlamıyla vermeyebilir. Bu her yazarın başına gelir hatta hoşuna da gider. Herkesin bir yazıyı farklı farklı anlaması yazarın ustalığından da diyebiliriz. Bardağın dolu tarafından çok, bardağın dolum esnasındaki görüntülerinden bahsediyorum aslında. Bardağı hangi sıklıkla boşaltmak gerekir ya da sürekli bardağını boşaltan bir insanın/yazarın yaptığı bir ğılaftan sonraki tutumumuz nasıl olmalı?

 

O insanın bardağının doluluk oranına mı bakmak gerekir?

"Bu kadar 'sakat' fikirlilik olmaz, neyin bardağı, bardak mı kalmış?" gibi düşünen çok insan vardır. Eskiler bu tür durumlara, "Bu dayak yememiş!" derdi. Arada dayak yemek lazım ama eskilerin çok daha güzel bir lafı vardır: Her aklına geleni söyleme...

Sorunun başı bu bence...

Her aklımıza gelen düşüncenin "aptalca" olma ihtimalini biraz düşünmek gerekir. Akıl metrekare cinsinden ölçülebilir ama zekâyı metrekare cinsinden ölçemezsin. Zeki insan bu tür filtreleme işlemini iyi yapar ve akla gelen uyarıları dikkate almaz. Dikkate alınmayan bu sinyaller duvar pası gibi gerisin geri döner. Bu tür sinyaller genelde dikkate alınmayınca azalmaya başlar.

Ha, baktınız azalmadı o zaman anti virüs programlarına başvurmak gerekir: Şefkat, merhamet, Allah korkusu, iman...

Bu dördünden birini bünyeye yerleştirirseniz olayı çözebilirsiniz. Tabii sahte sürümlerini tavsiye etmem! Hafazanallah ateist falan olursunuz! Sonra dini kafanıza göre yorumlamaya başlayabilirsiniz! Ben Kuran'dan bunu çıkarttım diyebilirsiniz. İşi, "Ben Mesih'im!" e kadar götürebilirsiniz.

Yazmayı bir üstünlük, kara kalem yazmayı ise daha bir üstünlük görenlerin kalemi zamana bağlıdır. Zaman geçtikçe "kalem"den bi eser kalmaz sadece "kara" kısmı kalır.

Mesela bazı tipler vardır sürekli kendilerinin daha iyi yazdığını ve bu iyi yazmayı Türkçe kurallarını iyi bilmekle eş değer görür! İnsanlara öğrenme fırsatını dahi vermeyen bu tür kalemli tipler aslında pek okunmaz! Özgün ve kendilerine ait pek az şey vardır.

"Okunmak" olayı başlı başına bir yazı konusu ama ben bir yazarın sadece tek derdinin "okunmak" olmaması gerektiğini düşünüyorum. Dertler arasında olsun ama tek dert bu olmasa gerek!

twitter.com/mahirtemur

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUMLAR

..... -

"her aklına geleni söyleme"...çok sevdim..severek okudum.

1 0
YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.