scorecardresearch.com

ÇIPLAK OL!

25.10.2012 02:56:27
A+ A-

 

 

Elazığ’a gittiğimde mutlak ziyaret ettiğim kişidir Mustafa Amca. Manevi dünyasında yaşadığı engin tecrübelerini sarsıcı üslubu ve içten sohbetiyle öyle bir aktarır ki ruhsal dünyanızda devinimler yaşamamanız mümkün değildir. Elazığ’da Koreli Mustafa Amca ya da Kemancı Mustafa Amca olarak bilinse de benim için sadece Mustafa amcadır O. İki ay önce Elazığ’a gittiğimde yine sohbeti sırasında birçok sarsıcı telkinde bulunmuştu bana. İlk olarak " “Hayal Kurma"” Demişti. Bir insan nasıl hayal kurmadan yaşabilirdi ki? Ne demek istiyordu acaba? İyisi mi bu konunun açıklamasını bir sonraki yazıya bırakayım. İkinci olarak "“Çıplak Ol!”“Giysilerini çıkar, kendini sokakta çıplak yürürken düşün”" demişti. Şimdi bunu derken çıplaklar kampının bir üyesi olarak Elazığ sokaklarında gezmemi istememişti tabi ki. Bahsettiği toplumun bize giydirdiği elbiselerin çıkarılması hususuydu. Üzerimize giydirilmiş unvanlardan, statülerden, isimlerden, konumlardan… Doğduğumuz günden, öldüğümüz ana kadar üzerimize kat kat giydirilmiş yamalı giysilerden bahsediyordu. Toplum insana hayat vermez. Hayatı bahşeden Tanrı'dır. Toplum sadece giysileri verdi, örtüleri verdi. Toplum sana benliğini vermedi, egoyu verdi. Giysiyle beraberego da birlikte arttı.
Mahmud Hüdayi, Üftade hazretlerinin yanına gelmeden önce Bursa’da kadılık görevini yürütüyordu. Çok zeki bir insandı. Hafızası çok iyiydi. Bir okuduğunu bir daha unutmazdı. 1500 lü yıllarda Bursa’nın yargısı ondan sorulurdu. Bir sözüyle ipe adam gönderir veya ipten adam dönderirdi. Yürüttüğü bir dava sonrası yaşadığı ruhsal devinimler sonucu kadılığı bıraktığı söylenir. Üftade’ye talebe olmak arzusuyla ziyaretine gider.
Üftade, ona bakar ve "“Giysilerini çıkar”" der. "“Burası yokluk kapısıdır ve biz bu kapının kuluyuz. Hâlbuki sen varlık sahibisin. Bu hâlde ikimizin bir araya gelmesi mümkün mü? Senin ilmin, malın, mülkün, şanın ve mâmûr bir dünyan var. Bizim gibi kulların Allahü teâlâdan başka kimsesi yoktur.”"
Mahmud Hüdayi: "“Tüm giysilerimi kapınızın eşiğinde terk eyledim."” Diye cevap verir.
Üftade; “ "O halde, Bursa sokaklarında ciğer satmaya başla!”" der.
Daha dün bulunduğun bu şehirde, astığın astık kestiğin kestik iken, gel de bugün, “Ciğerci! Ciğerciii” diye seslenerek ciğer sat. Mahmud Hüdayi bunu yapmış. "“Ciğerci!, ciğerciiii"” diyerek bursa sokaklarında dolanmış. Geri geldiğinde aydınlanmış olduğu söylenir.
Ne oldu? Mahmud Hüdayi büyük bir potansiyele sahip bir insandı, o yüzden Üftade ondan çok daha fazlasını istedi. Mahmud Hüdayi’den örtüler, giysiler kalktı, EGO ortadan kalktı, toplumun ona verdiği her şey yok oldu. O bir veli, O bir ermiş oldu. Tıpkı Üftade gibi.
Toplumun sana verdiği her şeyi kalkıp yerlere atarsan, toplum seni başarısız görebilir.Onların gözünde bir Hiç olabilirsin. Çünkü bu toplumda ne kadar giysi demek o kadar yatırım demek, saygınlık demek. Toplum, Napolyonları, İskenderleri, Cengiz Hanları, kralları, padişahları başarılı görür. Ama bunların başarıları sahtedir. Sahte yüzlerle nasıl başarılı olunabilinir ki?
Hakikat yolu, toplumun kendisine bahşettiği cezp edici giysileri elinin tersiyle iten Hz. Muhammed’in, İsa peygamberin, Buda'nın, Sokrates’in, Üftade’nin, Mahmud Hüdayi’nin yoludur.
Şimdi sen! Türkiye sokaklarında çıplak yürümeye ne dersin? Buna Cesaretin var mı?

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.