scorecardresearch.com

Çocuklara itiraflar

09.05.2013 01:40:05
A+ A-

 

Hep çocukların bizce aptal sorularına akıllı cevaplar vermekle övünürüz. Bununla da kalmaz bu durumlarıyla eğleniriz. Hiç tersini düşündüğünüz oldu mu? Yani sizin sorularınıza çocukların verecekleri naif cevaplar. Deneyin bunu. İnanın, cevapları sizi çok şaşırtabilir. Yetişkinlerin ön yargılarından arınmış, kurum tutmuş koruma duvarlarınızı yerle bir eden cevaplar alabilirsiniz. Bunu genellikle yapmayız, ya alacağımız cevaplardan korktuğumuz için ya da küçümsediğimiz için.

Toplumun yetişkinleri dahi bir arada yaşama ve yardımlaşma ihtiyacı içindeyken, çocukların oluşumlarını tamamlayıncaya kadar koruma altında tutulması normal görünebilir. Ancak, biz genellikle bu koruma işini bizzat çocuğa sen küçüksün, sen bilmezsin, sen tecrübesizsin, sen yetersizsin duygularını hissetmesini sağlayacak şekilde yaparız. Tepeden bakarız, akıl vererek şişinirken, bunu bir talimat, bir emir, bir buyruk verir edasıyla  yaparız. İyi niyetle çıktığımız bu yolda, daha işin başında çocuğu uyumsuzluk duygusuyla tanıştırırız. Sonuç, çocuk bu iş'de bir yanlışlık olduğunu düşünür, ama bunları kendine yakıştıran ana baba olduğu için yanlışlığın kendinde olduğuna karar verir. Kendini ifade etme ve geliştirme yerine küçüklüğünü, yetmezliğini kabullenir ve uyum çıtasını bu seviyede tutar.

Çocuk bir hata yaptığında, en anlamsız sorulardan biri "Neden böyle yaptın?" diye haykırmaktır. Belki, bir hayat boyu ne çocuğun ne de sizin cevabını veremeyeceğiniz bir sorudur bu. Cevabını bilse zaten yapmazdı büyük ihtimalle. Velev ki bile isteye yaptı, bırakın yaşasın sonuçlarını, bu deneyden bir çıkarımda bulunsun değil mi? Hayır, önce aşağılamalar, sonra sözüm ona yol gösterici nasihatler, tepeden konuşmalar. Herhalde bir bilen olarak size normal gelen bu konuşma biçimi, bir çocuğu çılgına çeviren, deli eden en berbat durumlardır. Böyle bir davranışa muhatap olmanın sonucu nedir bilir misiniz? O çocuk gerçekten size ihtiyaç duyduğunda, bu olumsuzlukları hatırlayacağı için, size yaklaşmaya ve yardım istemeye cesaret dahi edemez. Hadi biraz daha cesur olalım, bunu istemez bile, "Lanet olsun senin vereceğin akla" der. Bakın Haim Ginott ne diyor bu konuda "Çocuğa algılarına güvenmemesini söyleyen iletiler, onun kendi duygularına yabancılaşmasına ve öz değerinden kuşku duymasına yol açar. Suçlamak, utandırmak, akıl ve ahlak dersleri vermek, buyruk vermek ve küçük düşürmek, tehdit etmek ve rüşvet vermek, onun adına tahmin etmek ve tanı koymak gibi yöntemler çocukları kaba ve acımasız kılar." Ne acı bir ironi değil mi? Eğitmeye, yetiştirmeye, hayata hazırlamaya çalıştığınız çocuğu yanlış yollara sürmek.

Yukarıdakilere göre daha masum görünmekle birlikte, sonuçları itibariyle benzer olumsuzlukları içeren diğer bir tür davranış biçimi de, çocuklar zorlanmasın, üzülmesin, hayatın güçlükleri yerine hep hoşluklarını yaşasın diye, bir takım gereksinmelerine onların yerine karar vermek, onların yerine yapmak,  acıları ve üzüntüleri gizlemek, onları bu duygulara ortak etmemektir. Sadece güzel şeylerin değil, kederin de, zorlukların da paylaşılması gerektiğini öğrenmeyen bir çocuğun  bir yanı eksik kalacaktır. Hem söyler misiniz, zorlukla karşılaşmayan zoru aşmasını nasıl başarır? Bütün gereksinmeleri ebeveynleri tarafından karşılanan bir çocuk, neden arayışlar içine girsin, de ki girdi, nasıl kendine güvensin? Çocukları denemeler yapmaları için yüreklendirmeliyiz. Hata yapmalarına izin vermeliyiz. Onlara sürekli olarak kendi dünyamızı anlatmaktan vazgeçip, onların kendi dünyasını tanımaya ve anlamaya çalışmalıyız. Daha da önemlisi onların kendi dünyalarını keşfetmesine ve tanımasına olanak sağlamalıyız. Bu yolda çıkış noktası dinlemeye başlamaktır. Onların gözünden, onların gönlünden gördüklerini, duyumsadıklarını dinleyin. Hiç şüpheniz olmasın, duyduklarınız size de bir şeyler öğretecektir.

Peki bir çocuk nasıl öğrenir? Frederick Moffet' a kulak verelim, "Çevresindeki insanların alışkanlık ve davranışlarını özümseyerek, kendi dünyasını iteleyip kakalayarak öğrenir...söz ve öneriden çok deneyimle, buyruktan çok öneriyle öğrenir. Sevgi, sevecenlik, sabır, anlayış, bağlılık, eylem ve var olma yoluyla öğrenir. Günden güne, sizin bildiklerinizin birazını ama düşündüklerinizin ve anladıklarınızın biraz daha çoğunu öğrenmeye başlar...İşte çocuk böylece, siz, bütünüyle ya da eksik algılarken, belirsizlik ya da açıklıkla düşünürken, akılsızlık ya da akıllılıkla inanırken, sıkıcı ya da altın gibi parlak düşler kurarken, yalancı tanıklık ederken ya da doğruyu söylerken öğrenir" Ben bunlara, siz gülerken, siz ağlarken, siz severken, siz nefret ederken, siz mutluyken, siz acı çekiyorken, kısacası siz çocuğunuzla hayatın her yönünü paylaşıken öğrenir tespit'ini de eklemek istiyorum.

Böyle ahkam kestiğime bakmayın. Ben de oğlumu yukarıda bahsettiğim olumsuz davranışların muhtemelen bir çoğuna muhatap etmiş bir babayım. Onun için de "Hayatta olduğun sürece hiçbir şey için geç değildir" düsturundan hareket ederek, şimdi bir yetişkin olan oğluma özür borcumu, bu vesile ile çok geç olmadan ödemek istiyorum.  Yol gösterme ile akıl vermeyi, öneri sunmakla buyurmayı, sevmek ve sözüm ona seni korumakla seni boğmayı, denemelerine fırsat vermek yerine senin adına yapmayı birbirine karıştırdığım için senden özür diliyorum, beni affet oğlum.



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUMLAR

Akıl Yaşta Değil Baştadır -

Çocuklar zorlanmasın, üzülmesin, hayatın güçlükleri yerine hep hoşluklarını yaşasın diye, bir takım gereksinmelerine onların yerine karar vermek, onların yerine yapmak, acıları ve üzüntüleri gizlemek, onları bu duygulara ortak etmemektir. Sadece güzel şeylerin değil, kederin de, zorlukların da paylaşılması gerektiğini öğrenmeyen bir çocuğun bir yanı eksik kalacaktır. Hem söyler misiniz, zorlukla karşılaşmayan zoru aşmasını nasıl başarır?

0 0
Küçük görme ve iteleme kültürü -

Bakın Haim Ginott ne diyor bu konuda ?Çocuğa algılarına güvenmemesini söyleyen iletiler, onun kendi duygularına yabancılaşmasına ve öz değerinden kuşku duymasına yol açar. Suçlamak, utandırmak, akıl ve ahlak dersleri vermek, buyruk vermek ve küçük düşürmek, tehdit etmek ve rüşvet vermek, onun adına tahmin etmek ve tanı koymak gibi yöntemler çocukları kaba ve acımasız kılar.?

0 0
Çocuklara İtiraflar -

Frederick Moffet'ın çocuklar nasıl öğrenir tespitini ben de "siz gülerken, siz ağlarken, siz severken, siz nefret ederken, siz mutluyken, siz acı çekiyorken, kısacası siz çocuğunuzla hayatın her yönünü paylaşırken öğrenir" diyerek tamamlamak istiyorum.

0 0
Çocuklar nasıl öğrenir? -

Çocuklar, siz, bütünüyle ya da eksik algılarken, belirsizlik ya da açıklıkla düşünürken, akılsızlık ya da akıllılıkla inanırken, sıkıcı ya da altın gibi parlak düşler kurarken, yalancı tanıklık ederken ya da doğruyu söylerken öğrenir

0 1
İşe dinleyerek başlayın -

Bu yolda çıkış noktası dinlemeye başlamaktır. Onların gözünden, onların gönlünden gördüklerini, duyumsadıklarını dinleyin. Hiç şüpheniz olmasın, duyduklarınız size de bir şeyler öğretecektir.

0 1
YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.