scorecardresearch.com

"İki Dünya Arasında" Ne Söylemek İstiyor?

09.12.2012 00:00:03
A+ A-

 

Hiç denk geldiniz mi, bilmem. Çekimleri Şile'de gerçekleşen ve Samanyolu TV'de yayınlanan "İki Dünya Arasında" isimli bir televizyon dizisi var. Kimi zaman, büyüdüğüm yer olan Şile'yi özledikçe, memleketimi görmek için izlediğim bir televizyon dizisi bu. Ancak izledikçe diyaloglarda ve sahnelerde aklıma takılan çokça şey oluyor. Toplumun din ve ahlak anlayışına bir ayna tutuyor dizi. Her ne kadar prime time verilerinde bir yere ulaşamamış olsa da dinin topluma etkisini gözlemlemek adına ince ve hafif de olsa sosyolojik datalar önüme seriyor.

 

Kanalın Müslüman'a Müslümanlık propagandası yapması, kanalın ilkeleri gereği normal karşılanabilir. Yine de irdelenmesi gereken bir ana fikri var.

 

Dizide en basit ve en çıplak haliyle, iyi insan-kötü insan ayrımı, dindar olmak ve olmamakla ilişkilendiriliyor. Arada kalanlar ki büyük ihtimalle diziye ismini veren "iki dünyanın" arasındakiler, tek tek 'dindarlaşıp' iyi insan sınıfına geçiyorlar.

 

Dedikoducu, kötülük düşünen kadın karakterlerin başı açık olarak gösterilmesi, iyi ve saygıdeğer kadınların başının sıkıca kapalı olması, dizinin ana fikrine güzel bir gönderme olarak karşımıza çıkıyor. Toplumda hep baş göstermiş en klişe ve en basit algı, gözümüze batırılıyor adeta. Başı kapalı kadının toplumda bir yere sahip olmasında bir sakınca yokken, muhafazakâr kesim tarafından başı açık olmak anormalleştiriliyor. Bu dizideki durum da tipik bir yansıma gibi.

 

Dizinin başkarakteri bir öğretmen. Dindar gençlik yetiştirme projesinin bir simgesi olarak, öğrencilerine iyilik aşılarken, dizinin en kötü karakteri avukat kardeşi de kötülük ve fitne peşinde dolaşıyor. Tahmin edeceğiniz gibi, dinle pek bir ilgisi yok. Dizinin ana çatışması da bu ikisi arasında.

 

Mahalle camiinin imamı, dinin insan ayrımı yapmadığını iletirken bile, caminin marangoz işlerini yapmakta olan alkolik karakterin, alkole tövbe etmesi sayesinde bu işi aldığını da bildirmekten geri kalmıyor. Oysa bu her fırsatta dile getirdikleri söylemle çelişiyor. Gerçeği söylemek gerekirse, dindar olmayan herkesi "öteki" ilan eden muhafazakâr reaksiyonun hafif bir tokadı gibi duruyor bu. Ve de dindar bir insanın alkol alamayacağını, alkol alanın da cemaat dışında tutulması gerektiğini söylüyor.  Böylece bir toplumsal kalıp sorunuyla karşılaşıyoruz.

 

"Dindar olan iyi insandır" önermesi, dindar olmayanın kötü olduğunu söylemenin en kolay ve temiz yolu olarak dizinin ana damarını oluşturuyor.

 

Öyle bir ruhani hava esiyor ki sanırsınız, Şile dini bir merkez. Dizinin yurtdışına da pazarlanması durumunda, dini amaçlı turist akını olabilir. Bu da gelen için hayal kırıklığı olacaktır. Zira ben ve pek çok arkadaşım Şile'de olduğu zamanlarda rakı-balık-roka üçlemesini uyguluyor. Tabii bu işin şakası.

 

Kürtaj hakkı gibi önemli bir kadın hakkını, dini söylemlerle haksızlaştırırken, kürtajı savunan karakterleri yine kötü insanlardan seçiyor. Böylece toplum gözünde bir insan hakkını yok saymak için kurnaz bir oyuna girişmiş oluyor.

 

Her daim Ramazan ayı dizisi formundaki "İki Dünya Arasında" iyi ve kötünün çatışmasını, keskin inanç söylemiyle açıklamaya çalışırken, dinin çoğu zaman kötülüklere bir kılıf olarak kullanılma çabasını bilerek ve isteyerek atlıyor elbette.

 

İyi bir insan olmanın yolunun camiden geçiyor olması, samimi dindar insanlar için mümkün olsa da gerçek hayattaki karşılığı çoğu zaman bir göz boyamadan ibaret. Konuya bu açıdan baktığımızda, inançlarımızı kullanarak bizi sömürmek isteyecek gerçekte kötü olan insanları tespit etmemiz daha da kolaylaşır. Din sömürüsü üzerine söylenen sözler de elbette çok klişe, ama toplum düzeninin dine dayalı olarak kurulmamasını sağlamakta fayda var. Çünkü öyle bir toplum, farklı inançlara sahip insanları, inanmamayı tercih edenleri yok sayarak, hatta bir adım daha ileri gidip onları hedef göstererek toplumsal bir kaosa neden olacaktır.

 

Dini normlar insanı iyi yapmaz. İnsanı iyi yapan özgür düşüncesi ve din dışı bir ahlak anlayışıdır. Korkulardan arınmış, sevgiyi ön plana almış bir toplum, dilediği inancı da sağlıklı bir ortamda yaşayacaktır.

 

Bu dizi sonuçta kurgudur. Ancak hızla büyümekte olan muhafazakâr kesimin, dindar olmayana yönelik bakış açısının bir özetini sunması açısından önemli bir kurgu... Ve toplumun çok ciddi bir evrim geçirmesi gerektiği inancını bize bir kez daha hatırlatmış oluyor.



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.