scorecardresearch.com

KARİZMATİK LİDERLER

07.04.2013 22:23:58
A+ A-

 

Türkiye büyüyor. Bunu herkes hissediyor ve yaşıyor.

Gerçekten böyle mi?

Dünya’daki yerimiz nedir?

Bizden daha hızlı büyüyen ülkeler var mı?

Evet, var dostlar, hem de çok hızlı büyüyenler var. Çin, Katar, Makao, Gana ve diğerleri.

Türkiye’nin son 10 yıl büyüme hızı ortalama % 3,5. Maalesef bu yeterli değil.

Son 50 yılın ilk 40 yılında büyüme ortalaması % 6,5.

İnanmayan gider Dünya Bankası verilerinden araştırır. % 3-4'lü büyümeleri bizi kurtarmaz.

Dünyada 70 trilyon $ basılı para mevcut ancak maldan türetilen sanal iş hacmi 800 Trilyon $ .

Türkiye bu işten nasibini alıp karşılığı olmayan para üzerinden hayali işler yapıyor.

Üretmeden tüketiyoruz. Maalesef paradigmalar üzerinden Kapitalist düzenin parçası oluyoruz.

Türkiye’nin yarınlarına güvenle bakabilmesi için üreterek, büyüme hızının % 10‘lar mertebesinde olması gerekiyor.

Avrupa ülkelerinin olumsuz durumu karşılaştırmalı olarak Türkiye’nin büyüdüğü hissi veriyor.

Emperyalizm kendine genç nüfusu bol, doymamış pazarı olan ülkeler arayışına devam ediyor ve doğu ülkeleri ile birlikte bizi de buluyor.

Bu sanal dünya düzeninde sürekliliği olmayan yabancı sermaye ülkeye geliyor. Ortaklık yapılı işler kuruluyor. Genelde al –sat türü, kolay elden çıkartılabilen iletişim, bilişim ve finans odaklı işler yapılıyor.

İşi yapabilmek için sermaye, tesis gerekiyor. Bu zaten büyük ölçüde sağlanmış durumda.

Önemli olan bu işleri yapacak insan gücü, yönetici gücü.

İstediğiniz seviyede yetkin insanı bulabilmek hiç kolay değil. .

Genel tercih iyi okul bitiren, lisan bilen, az tecrübeli insanlar seçiliyor ve bu kişiler 3 -5 sene sürede orta düzey hatta üst düzey yönetici olabiliyorlar.

Bu durumu gören diğer çalışanlar ben neden olmayayım? Diye yola çıkıyorlar ancak zamanla ben neden olamadım? Diye üzülerek olumsuz etkileniyor ve kısa süre sonrada işi gücü bırakıp koltukla, parayla mutlu olabilecekleri yeni bir iş peşinde koşuyorlar.

Bu durum ülkemizdeki özel sektör şirketlerinde baş döndürücü bir hız aldı.

Amerika’da da benzer bir durum var. İnsanlar 2-3 senede bir iş, hatta eyalet değiştiriyorlar. Ancak orada kalifiye insan için iş var. Biri olmazsa, diğeri olabiliyor.

Ülkemizde ise sınırlı iş ortamında iyi yetişmiş insan gücünün de anlamı kalmıyor.

Mutsuzluklar artıyor. Burada olmadı bari başka yerde yapayım düşüncesi yer alıyor. Sonuçta tatminsizlik, mutsuzluk ve en kötüsü umutsuzluk.

Olmazsa olmaz, büyüme hızının mevcut durumun çok ötesine gitmesidir.

İnsanlara ne iş yapıyorsun diye sorduğumuzda genelde memurum, işçiyim, sorumluyum, yönetmenim, idareciyim, yöneticiyim veya daha sınırlayıcı şekilde CEO’yum, genel müdürüm, müdürüm diye cevap veriyorlar.

İdareci işi idare eden, geçiştiren, statükoyu muhafaza eden anlamları çıkarıldığı için pek rağbet görmüyor ancak yönetici sıfatı günün şartlarında daha fazla prim yapıyor.

Aslında yönetici temel olarak bütçeleyen ve planlayan kişi. Ancak çok daha cazibeli bir tarif var ki, strateji ortaya koyan ve vizyoner olan kişi.

Bu kişiye lider diyoruz.

Sistemler yöneticiyi her departman için lider yapmaya çalışıyor.

Lider olunması için eğitim veriyor. Lider adaylarının görgü sahibi olması için çalışılıyor.

Sonuçta ulaşılmak istenen Stratejik lider olabilmek.

Stratejik Lider olabilmek çok kolay değil, stilleri var.

Otoriter stil

Asansör stil

Demokrat stil

Koç stil vs.

Stilleri var dedik, kolay değil dedik ancak kumaşın iyiyse sonradan aldığın eğitim ve çalışmayla sonradan stratejik lider olabilirsin.

Olamayacağın ise karizmatik liderdir.

Ne kadar çalışırsan çalış sonradan olamazsın.

Mutlaka genlerinde liderlik olması gerekir. Anadan lider doğacaksın, sonradan gelişim sağlayacaksın.

Bu insanların sayısı bir elin parmaklarını geçmez.

Politikacı, medya mensubu, sanatçı veya iş adamlarından çok azı bu tarife girerler.

Bu insanlar etkileyici, ego sahibi, çoğunlukla megaloman olurlar.

Bu insanlardan genelde çekinilir, biraz da korkulur.

Bu insanlarla direkt konuşmak çok mümkün olmaz, şak diye karşılığını verirler. Durduk yerde birde fırça yersiniz.

Beğenelim, beğenmeyelim, sevelim, sevmeyelim karizmatik liderlere örnek olarak Tayyip Erdoğan, Kadir İnanır, Bülent Ersoy, Ahmet Çakar ve Fatih Terim’i verebiliriz.

Fatih Terim’i direkt olarak eleştirebilen Ahmet Çakar harici kaç kişi tanıyorsunuz?

Eleştiri yapılacaksa söze mutlaka ‘’Türkiye’nin en beğenilen teknik adamı, benimde çok sevdiğim, çok takdir ettiğim, arkadaşım, dostum Fatih Terim ‘’ diye söze başlanır. İstersen deme, sonuç eleştiri yapanı üzer.

Ahmet Çakar böyle başlamaz hemen tenkitle başlar işte bu egoların engellenemez savaşıdır.

Bazen de egolar başına bela olur. Kendini ön plana atacağım derken hırsın, aklının önüne geçer.

Çinli bilge Sun Tzu ne güzel söylemiş;

Başkasını ve kendini bilirsen, yüz kere savaşsan da tehlikeye düşmezsin.

Başkasını bilmeyip kendini bilirsen bir kazanıp bir kaybedersin.

Ne kendini ne de başkasını bilirsen, girdiğin her savaşta tehlikedesin demektir.

İşin kötü tarafı Fatih hoca hem kendini, hem de Real Madrid’i iyi bilmesine rağmen sırf galip gelmek, sırf egolarını tatmin etmek için savunmayı güçsüz bıraktı.

Rakibin hızlı oyuncuları olduğunu bile bile savunmayı yalnız bıraktı.

Hâlbuki bu maçta stratejiyi minimum gol yemek üzere kurmak gerekirdi.

İki golü filelerde görünce hatayı anladı geriyi üçledi ancak geç kaldı, turu Madrid’de bıraktı.

Benzer durum MİY maçında da göründü. Kurallarla maçı yönetmeye çalışan hakemler üzerine baskı yaparak hem hakemleri, hem de rakibi korkuttu.

İzleyenler şık olmayan görüntülerle karşılaştı.

Aslında bu sürpriz değil, karizmatik bir liderin bu görüntülerini zaman zaman görmek mümkün olabilir çünkü dünyanın merkezine hep kendileri koyarlar.

Evet, karizmatik lider adalet arıyor. Herkes için adalet, Fatih Terim için de...

Evet, karizmatik lider demokrasi arıyor. Herkes için demokrasi, Fatih Terim için de...

Evet, karizmatik liderler hak arıyor, vatandaş ise biraz saygı...

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.