scorecardresearch.com

Üç Adam...

01.01.2014 00:01:39
A+ A-

Blogumda siyasetten çok mu bahsettik? Tamam o zaman; bugün size hayatımda çok saygı duyduğum  üç adamdan bahsedeceğim:
 
Birincisinin adını, sanını dahi bilmiyorum. Bir radyo programına gönderdiği tek bir cümlelik mesaj ile tanıtım onu. Ve hakkında tek bildiğim şey de o tek cümleden ibaret.
 
"Askerdeyim. Acaba buradaki prizde telefonumu sarş etsem kul hakkı yemiş olurmuyum?" diye sormuş mesajında.
 
Kutularda çıkan paraları gördük.
 
Vergi yüzsüzlerine şahidiz.
 
Hırsızlara , dolandırıcılara , kaçak elektrik kullananlara , "Fiş almazsam kaça olur?" diyenlere... 
 
Ama kaçımızın aklına hizmet verdiğimiz askeriyenin elektriğini izinsiz kullandığımız an bunun kul hakkı yemeğe gireceği gelirdi ki? Benim gelmemişti...
 
Bu nasıl bir hassasiyetti. Soruyu duyduğum an irkilmiştim resmen. 
 
Ve hala bir iş ele atarken o Mehmetçik aklıma gelir. "Devletin malı deniz , yemeyen keriz" mantığından uzak durmak bir yana,  yiyene de , ona göz yumana da hep düşman olmam belki de bu yüzdendir.
 
 
 
İkinci kahramanım dünyaca ünlü AFP tarafından Nobel adayı gösterilmiş biri. Mehmet Sait Şanlı. Kan davası yüzünden Diyarbakır Lice'yi 14 yaşında terk etmiş. Ve o günden beri hayatını kan davalarını bitirmeye adamış merhum.
 
Kaç aileyi barıştırmış biliyormusunuz? 1? 10?  100? Hayır , tam 651 aile arasındaki kan davasını sonlandırmış!
 
Biri diğerini öldürmüş , sonra onun ailesinden bir başkasını. Ve belki de yıllarca dönüp durmuş bu kısır döngü.
 
Kimse baş eğmez bu durumda. Kimse alttan almaz.
 
Kimse babasını , evladını ya da kardeşini öldürmüş adamın elini sıkmaz.
 
Ama Mehmet Sait Şanlı bunun gerçekleşmesini sağlamış.
 
Şimdi gelin de rahmet okumayın bu adama...
 
 
 
Üçüncü kişi ise Gaziantep'ten Mehmet Tekerlek. Ömrünün yaklaşık yarım asrını fakirlere etraftaki pastane , lokanta ve hotellerden topladığı yiyecekleri dağıtmaya adamış.
 
Kaçımız bir lokanta sahibine gidip "şu artan yemeği ver de ihtiyacı olana götüreyim" der? Biz "gururlu" adamlarız değil mi? Kendimizi bir kap yemek istemek için "küçük" düşürmeyiz! 
 
Gurur değil aslında bu , kibir. Ve karşımızda bu kibri yenen bir adam örneği var.
 
"Kim ne der" diye düşünmemiş.
 
"Bana ne" dememiş. 
 
"Devletin işi" deyip yükü sırtından atmamış.
 
Yarım asır boyunca her akşam toplamış , sonra da yiyecekleri kimseyi rencide etmeden kapının önüne bırakıp gitmiş.
 
Oysa biz olsak her akşam üşeniriz.
 
Sonra televizyonda bilmem hangi diziyi kaçırırız. 
 
Hele bu akşam yılbaşı...
 
Misafir gelir.
 
Hanım söylenir.
 
Ve daha neler neler...
 
Mazeret çok. Uydur uydur dur. Ama adamlık bir başka...
 
Sadece üçünü saydım size.
 
Saat tam 00:00 oldu.
 
İyi seneler...
 


YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.