scorecardresearch.com

Yasak Sevişme

02.09.2013 15:07:14
A+ A-

               Anadolu terbiyesi almış genç bir köy delikanlısı yaşı kemale erince sevdigi kız ile dügün dernek evlendirilir. Ancak gerdek gecesinin bir kaç hafta sonrasi delikanlıyı askere alırlar. Henüz doğru düzgün dizdize oturamadıgı karısından, o yaşına kadar sürekli onu yönlendiren anne ve babasından ayrılmak üzmüştür delikanlıyı. Ama daha da önemlisi karısının hamile kalıp kalmadığını çok merak etmektedir. Düşünür taşınır bunu mektupla karısına sormaya karar verir. Yazar: "Yürü mektubum yürü/ Yardan haber al da gel / Bir iken iki olduk / Üç olduk mu sor da gel." Ve gönderir mektubu merakla yanıt bekler. Bir süre sonra karısından mektup  gelir. Yine naif bir dille yazılmıştır. “Mektubun iyi mektup / Böyle mektup yine yaz / Tarlan ürün vermedi / İzinli gel yine kaz."

İnsanın içini kıpır kıpır eden tatlı bir heyecan vardır evliliklerde. Çocuğunu evlendiren anne babanın evlatlarını özenle büyütüp adam etmiş olmanın gururunu bir askere gönderirken bir de evliliklerinde daha çok yaşarlar. Küçük bir kuşun uçmayı öğrenmiş, kendi kanatlarıyla rüzgara karşı koyabilecek kadar büyümüş, olgunlaşmış olmasının kanıtı gibidir evlilik. Evlilik, yuvadan tek başına uçmasına izin verilmesidir yavru kuşun. Bu uçuşta biraz hüzün biraz da sevinç vardır.

Geçmiş dönemlerde erkek çocukların anne babanın istediği kızla evlenmek zorunda kalmış olsalar da bu dönem oldukça değişmiş ve kapanmaya yüz tutmuştur.  Artık evlenecekler kendi eşlerini seçme özgürlüğünü elde etmişlerdir.  Evliliklerde her iki ailenin de gönül rızasıyla olunca yeni kurulan ailede mutluluk daha uzun süreli, daha neşeli oldukları varsayımı doğrudur. Evden kaçıp bir zaman sonrada ayrılan yuvalarda kızların daha çok acı çekeceği kesindir. Ve yaşamda çok sevdiğiniz, güvendiğiniz, her yerde sırtınızı dayayıp kendinize en yakın dayanak gibi hissetmenizi sağlayacak birisiyle evli olmak ne kadar güzel değil mi? Aranan eşin bulunmasından daha önemlisi var mı evliliklerde? Her birlikte olduğunuzda, her sevişmelerinizde başka dünyalar yaratır, ayrı kaldığınızda özlemin yakıcı ateşiyle yanarsınız. Mutluluk budur işte.  

Eğer sevginiz içinizden geliyorsa, eşinizi olduğu gibi, her haliyle seviyorsanız ne aradığınızı, neyi bulmak istediğinizi biliyorsanız hiç bir zaman sevginizin bitmeyeceğinden emin olabilirsiniz. Çünkü bu yüreğinizin sesidir. Çünkü bu sevgi yaşam çizginizi çizen, size doğruyu gösteren, huzur veren, vicdanınızı hiç bir zaman pişmanlık duygularıyla ağrıtmayan kendi sesinizdir.

Yollarda el ele yürüyen, parkın banklarında yan yana oturup sessiz sohbet eden ihtiyar insanları gördüğünüzde neler hissedersiniz? Ben hep öylesi insanlara imrenerek, hayranlıkla bakarım. İçim ısınır, ruhum dinlenir, gönlümü bir ferahlık kaplar onların sevgisinde.  İşte aşk bu derim kendi kendime. En somut, en gerçekçi, en doğal, en olması gereken ilişki bu işte.

Milyonlarca evliliğin bitmesine neden olan kaçamak ilişkilerdir. Dostluk duygularının gelişmediği, paylaşmak istediği arkadaşlık paylaşım ve yüreğindeki boşluğu yapay duygularla doldurulmaya çalışılması sonucunda üzücü gelişmeler yaşanmaktadır. 

Başka yaşanmış olayları örnek alıp onlar yapıyorsa bende yaparım, ne olacak ki deyip eşinizden başka kadınlarla ilişki kuruyorsanız siz kötü bir insansınız demektir.  Çünkü bir zaman sonra tekrar evinize, yuvanıza döneceksiniz. Başka gidecek bir yeriniz yok dönmeye mecbursunuz. Belki dışarıya vurmaz, hissettirmezsiniz ama öylesi karanlık, bir hiç uğruna yaşanan ilişkilerin iç dünyanızı ne kadar çok yıprattığını, zarar verdiğini bilmezsiniz. Aklınız hep başka yerlerde, içinizde bir sıkıntı, huzursuzluk, gönlü hoş olmama, stres, depresyona girmeye meyilli, kavgacı, sinirli bir ruh haline girer, hem kendinizi hem de çevrenizdeki insanları mutsuz edersiniz.  Buna hakkınız yok. Ben yaparım, ben erkeğim diyorsanız, siz zavallı, erkekliği bacak arasında kanıtlamaya çalışan, gerçek aşkı yaşamamış, sevginin o büyüsünü hiç tatmamış aptal birisiniz demektir. Zamanında, yokluk günlerinizdeki sıkıntılarınızda o insanlarla değil, eşiniz paylaştı sizinle. Sofranıza bir kap yemek koyabilmek için neler yapacağının acısını eşiniz çekti. Ve her akşam, kendi tabağına az, kocasının tabağına hep bir kaşık fazla yemek koyan kadınlardır.  Kötü günlerin kaderindeki yazgısını paylaşıp hasta olduğunuzda sıcak çorbanızı pişiren, çocuklarının hastalığında gecelerini uykusuz geçiren eşinizi aldatmak sizin kötü, bencil, akılsız, olayları düşünmeden, yorum yapamadan kabullenen birisiniz demektir.  Siz bir yan bakışa, yırtmaçlı eteğin kenarından görünen beyaz tenli bir bacağın, gömleğinin düğmelerini zorlayan dolgun memelerin kurbanı olacak kadar zayıfsanız eğer, sizde bir şeyler eksik demektir. 

Siz ne kadar çok kaçamak ilişki yaşıyorsanız unutmayın ki eşinizin de sizin kadar kaçamak ilişki yaşamaya hakkı vardır. Kendi yastıklarınızı birde size yapıldığını düşünün, bunu daha anlarsınız.

Çünkü insanların yaşamları oldukça karışıktır. Hayatımızda yer tutan insanları hep aynı duygularla koruması sevmesi kolay değildir. Yaşam bu denli karışık ve kalabalıkken yaşamında sevdiği birisini hayatında yer vermesi diğerlerin huzurunu kaçıracaktır. Tıpkı yeni bir ilişkiye başlarken ayrılan insanın verdiği acı gibi.

Evlilikleri ilk günkü heyecan ve aşkla yaşatabilmek zamanla ilişkilerin gelişi güzel, olduğu gibi bırakılması son derece hatalıdır. Akşamları eşlerin birbirine zaman ayırıp konuşmaları, kısada olsa yürüyüşe çıkmaları, birlikte sinemaya gitmeleri soğumaya yüz tutmuş bir çok ilişkinin yeniden canlanmasında son derece önemlidir.  Özenle kurulan birlikteliği korumak verilen sözlere sadık kalınması için her iki tarafında özen göstermesi gereklidir ve bu eşlerin görevidir. 

  “Yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi. Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa da, evlenmeden önce sık sık birbirlerini çok sevdiklerine dair ne kadar da dil dökmüşlerdi. Ama şimdilerde, küçük bir söz, ufak bir hadise aralarında orta çaplı bir kavganın çıkmasına yetiyordu. Bir akşam oturup,  ilişkilerini gözden geçirmeye karar verdiler. Her ikisi de, boşanmayı istememekle beraber, işlerin böyle gitmeyeceğinin farkındaydılar. Erkek, "Aklıma bir fikir geldi." dedi. "Bahçeye bir ağaç dikelim ve eğer bu ağaç üç ay içinde kurursa boşanalım. Kurumaz da büyürse bunu bir daha aklımızdan geçirmeyelim. Bu süre içinde de ayrı ayrı odalarda kalalım.

Bu ilginç fikir hanımının da hoşuna gitti. Ertesi gün gidip bir meyve fidanı aldılar ve birlikte bahçeye diktiler. 

Aradan bir ay geçti.

Bir gece bahçede karşılaştılar. 

Her ikisinin de elinde içi su dolu birer bidon vardı(*1).”

Küçük bir sır vardı evliliklerde. Göz önüne gelmeyen, görünmeyen ama hep insanın içinde yaşayan bir çeşit sevgi büyüsü. Yalansız, olduğu gibi yaşanan güneşli günler ve sevginin o büyüsü hep sizinle olsun

(*1)Bu kısım bana ait değildir. İnternet ortamında ulaştığından yazarının kim olduğunu bilemediğimden yazamadım, özür dilerim. Mustafa Çifci

Aşk Yazarı/ www.mustafacifci.com

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.