Ankara katliamında çocuklarını kaybeden aileler acılarını paylaşıyor

16.11.2015 10:41:22
A+ A-

Halil İMREK

“Ülkemin neresine bakarsa ay 

Orada yitik bir anne ağlıyor”

Şair Nevzat Çelik, “Şafak Türküsü” şiirinde adeta ülkemizin dününü bugünü anlatmış.

Reyhanlı, Roboski, Suruç, Ankara toplu katliamları ve daha nicelerini…

Ankara’da 10 Ekim saldırısında yaşamını yitirenlerin aileleri, evlat acısını içine atmak, kendi başına yaşamak yerine acılarını ortaklaştırıyor.

Aileler, acıları paylaşarak azaltmak ve bu acıyı onlara yaşatanlardan hesap sorarak bir nebze de olsa acılarını dindirmek istiyorlar. Evlatlarını, canlarını yitiren aileler, içindeki isyanı dışarıya yansıtacaklar ve elleri katillerin yakalarında olacak.

Ankara katliamında çocuklarını kaybeden aileler için zorlu bir süreç başlıyor. Katliamla birlikte aileler bir taraftan acılarını yaşarken diğer taraftan bu katliamla birlikte her şeyi sorgulamaya başladılar. Acılı aileler bir değişim ve dönüşüm de yaşamaya başlıyorlar.  “İzinli miting, devletin haberi vardı.  İçişleri Bakanı, Polis, Mit niye önlem almamış. Bombacıyı arama noktalarında niye serbest bırakmışlar. Bu devlet, bu hükümet çocuklarımızı bilerek ve isteyerek mi öldürdü?” diye sorular soruyorlar. Ve bu soruların cevabını açığa çıkarmak için kolları sıvıyorlar.

Çoğu aile Ankara katliamın bir devlet katliamı olduğunun farkında. Bu yüzden Devletin vereceği tazminatı kabul etmeyecekler. Hükümetin suçlarının, günahlarının üstünü örtecek ve onları mahkûm etmenin engelli haline getirecek tazminata hayır diyecekler.

“…Meryem ana bir oğlan doğurdu 

Âdemoğullarından bir oğlan 
Meryem ana bundan ötürü güzel bütün suretlerinde 
Meryem ananın oğlu bundan ötürü kendi oğlumuz gibi yakın bize…”

Şair Nazım Hikmetin dediği gibi, artık her anne ve baba Ankara’da yaşamını yitiren diğer ailelerin de kızını oğlunu kendi çocukları görüyor. Şebnem, Elif, Dilan, Deniz, Gökhan ve yaşamını yitiren hepsi. Şafak, Nesligül, Öznur ve diğer anaların da kızları, oğulları…

Çocukları Anne ve babalarını tanıştırdı, buluşturdu

Aileler ilk olarak yaşamını yitirenler üzerinden bir biriyle tanıştılar. Şebnem Yurtman, annesini Elif Kanlıoğlu’nun annesi ile tanıştırdı. Dilan Sarıkaya Babasını, Gülhan Elmascan’ın babası Yusuf Can ve Gökhan Gökbönü’nün annesi ile tanıştırdı. Korkmaz Tedik, babası Erdoğan Tedik’i bütün arkadaşlarının, yoldaşlarının aileleri ile tanıştırdı. Elif Kanlıoğlu, annesi ve babasını Adana ve Mersinde yaşamını yitiren arkadaşlarının anne ve babası ile buluşturdu.

Aileler için gerçekten büyük bir acı. Hiç bir aile böyle tanışmak istemezdi çocuklarının arkadaşlarının ailesi ile. Onlar çocuklarını sağ salim istiyordu. İyi günlerde bir araya gelmeyi çocukları ile birlikte olmayı isterlerdi. Ama katiller onların çocuklarını ellerinden aldı. Onlara da çocukları üzerinden tanışmak ve çocukları üzerinden buluşmak düştü paylarına.

Çocukları belki hepsini mitinglere barış etkinliklerine ekmek kavgasına çekememişti. Ama şimdi… Artık aileler biz bu davayı sonuna kadar götüreceğiz diyorlar. Ölüm acısını hafifletmenin yolu olarak çocuklarının uğrunda öldüğü barış mücadelesini büyütmek istiyorlar.  Onun için eylemlere, anmalara ve fidan dikme etkinliklerine katıldılar.

Emek Partisi Genel Başkanı Selma Gürkan, İstanbul eski Milletvekili Levent Tüzel, Korkmaz Tedik’in ailesi, Elif Kanlıoğlu’nun ailesi, Şebnem Yurtman’ın ailesi, Dilan Sarıkaya’nın ailesi, Gülhan Elmascan’ın ailesi Çukurova’da bir araya geldiler bir birlerine sarılarak acılarını paylaştılar. Aileler acılarını paylaşarak azaltmaya çalıştılar. Evlatlarını kaybetmişler ama umutlarını kaybetmiş değiller, yeni başlıyorlar zorlu bir dava sürecine. Davaya avukatları, emek barış ve demokrasi güçleri eşliğinde hazırlanıyorlar.

Acıları paylaşmak…

Acıları var, onları yaşıyorlar. Ama acılarına yenik düşmeden, onlara o acıyı yaşatanların karşısına dikilerek, çocuklarının mücadelesini yaşatarak bu acıyla baş edecekler.

Aileler bir birleriyle tanışmanın ardından Mersin EMEP il örgütünün düzenlediği, Emek, Demokrasi ve Barış güçlerinin de katıldığı anma etkinliğine katıldılar. Burada acılarını, çocukları olmadan geçirmeye, yaşamaya çalıştıkları bir ayı anlattılar. Her birinin duygu yüklü ayrı bir hikâyesi vardı.

Hesap soracağız, mücadeleyi yükselteceğiz

Korkmaz Tedik'in babası Erdoğan Tedik, on yıllardır ülkede bu katliamlar yaşandığını söylüyor. Eskiden tek tek öldürdüklerini şimdi ise toplu katliamlar yaptıklarına dikkat çekiyor. Ailecek Ankara barış mitinginde buluşmuşlar. Ankara garı önünde bombaları patlatarak öldürdükleri 100 barış güvercini unutmayacaklarını hesap soracaklarını ve mücadele edeceklerini söylüyor. Çocuklarının tıpkı Deniz Gezmişler gibi unutulmayacağını, katilleri ise kimsenin hatırlamayacağını belirtiyor.

“Kızımın hem canını hem gülüşünü aldılar”

Şebnemin annesi Şafak Yurtman 23 yaşındaki kızını hiç bir gün asık suratlı görmediğini anlatıyor bize. “Patlamada canını nasıl yakmışlarsa, kızımın canı nasıl acımışsa yüzüne baktığımda ilk defa asık suratlıydı. Onu görünce o an çığlık attım, canım yüreğim öyle bir yandı ki. Kızımın canını da, gülüşünü de almışlardı. Kızım gitti, ama binlerce kızım oğlum geldi. Hep geliyorlar. Evimde benimle birlikteler, acımı paylaşıyorlar”. Şafak anne canın çok yandığını Şebnemsiz sabahın olmadığını belirtiyor. Kızının tişörtünü başının altına koyup onun kokusunu içine çekip uyumaya çalışıyormuş. Ve soruyor: “Kızımın elinde taş mı vardı, sopa mı vardı, O barış istiyordu. Hayalleri vardı, düşünceleri vardı. Neden kıydılar kızıma?”

Yoldaşım diyordum

Dilan Sarıkaya'nın babası izzet Sarıkaya Dilan’a kızı yerine “Yoldaş” diye seslendiğini anlatıyor. Aralarında baba kızdan çok yoldaşlık duygusu, yoldaşlık ilişkisi olduğunu söylüyor. Onun için “Sadece evlatlarımızı bizden koparıp almadılar aynı zamanda yoldaşlarımıza da kıydılar. Metin Göktepe davasını nasıl takip ettiysek. Devleti, onu katleden polisleri mahkûm ettiysek. Aileler olarak Ankara katliamının sorumlularını cezalandırmalıyız. Bunu bir demokrasi ve barış davasına çevirmeliyiz” diyor.

Elif’in babası oldum

Elif Kanlıoğlu’nun babası Ümit Kanlıoğlu, Artık Elif’in babası olarak tanındığını söylüyor. Ankara saldırısıyla katlettikleri çocuklarının babaları ve anneleri olduklarını söyleyen Ümit Kanlıoğlu, bu durumun sorumluluklarını artırdığını ve kendilerine yeni görevler yüklediklerini sonucuna varmış. Sömürünün olmadığı, insanların ölmediği ve barışın olduğu bir dünyayı kurmakla yükümlü olduklarını söyleyen Kanlıoğlu kendisini en çok mutlu eden de çocuklarının arkadaşlarının mücadele bayrağını devralmaları olduğunu anlatıyor.

Şair Nevzat Çelik’in aynı şiirinden bir bölümle bitirelim:

“...Bir sabah anne bir sabah

acını süpürmek için açtığında kapını

adı başka sesi başka nice yaşıtım

koynunda çiçekler

çiçekler içinde bir ülke getirirler

başlarını koymak için yorgun dizine

sen hazır tut dizini anne

o mükemmel güne…”

 

 

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.