Aşk evlilik ve mutluluk

08.10.2015 12:06:33
A+ A-

Aşk, mutluluk, fantezileri süsleyen bir hayal mi, yoksa yaşanılan gerçek mi. Yapılan araştırmalar, mutlu bir evliliğin kinin hem ruh hem de beden sağlığına iyi geldiği, bağışıklık sistemini desteklediği ve ömrü uzattığını söyleniyor. Mutsuz bir beraberlikte yada evliliklerse  ise sürekli strese bağlı olarak, tarafların bağışıklık sistemi baskı altına alıp çökertiyor, daha fazla hastalanıyor ve daha erken ölüyorlar.

Birbirine düşmanca davranan çiftlerin çocukları da sürekli  stres altında olmalarından dolayı ruh sağlıkları ve beden sağlıkları olumsuz etkileniyor.   Bu durumda çocuklar var diye evliliği sürdürmenin akıllıca olmadığı açıktır. Düşmanca bir evliliği sürdürmektense huzurlu bir boşanma, ailenin tüm üyeleri için daha sağlıklı bir yol olduğu açıktır

Peki, mutsuz çiftlerde yanlış giden ne ve mutlu çiftler neleri doğru yapıyorlar.

Bir kere mutsuz birlikteliklerde kötü anılar, iyi anılardan daha fazla hatırlanıyor. "Eskiyi bir türlü unutamıyorum" etkisinden bir türlü çıkamıyorlar. Çünkü beynimiz yarım kalmış işleri unutmuyor  ama tamamlanmış işleri ise unutuyor. Mutsuz beraberliklerde ayrıca bir eşin ilgisine  talebine diğer eş sırt çevirip yanıt vermiyor. Örneğin gülümsemeyi, günaydın-hoş geldin gibi istekleri karşılıksız bırakıyor. Bu durumda yanıt vermeyen eş, diğer eş tarafından başkalarıyla olumsuz biçimde kıyaslanmaya başlıyor ve eşe karşı olumsuz duygular, olumlulardan daha baskın hale gelmeye başlıyor.

Mutsuz çiftler eleştiri-yargılamayı çok kullanıyorlar. Eleştirmek, yaygın kanının aksine davranışı değiştirmede hem etkili değil. Hem de diğer tarafta direnç yaratıyor  ve savunmaya yol açıyor. Savunma ise ne kadar masum görünürse görünsün aslında o da bir karşı suçlamadır.

Eleştiri ve savunma ağırlıklı bir tartışma, kazananı olmayan kısır bir tartışmadan öte bir şey değil. Bu çiftlerin birbirleriyle konuşurken ortaya çıkan mimiklerinde hor görme işaretleri, göz devirme, tiksinme, bu ilişkinin frensiz gittiği ve tepetaklak olacağı anlamak o kadar kolay ki. İletişimi kesme, surat asma ve küsme ise ilişkiyi çıkmaz sokağa götüren en yıkıcı en bariz belirtidir.

Mutlu ilişkilerin sırrı ise güven duygusunda. Yani eşler birbirlerinin yanında kendilerini güvende hissederler. Birbirlerini değiştirmeye çalışmadan, olduğu gibi kabullenir, farklılıklarına saygı duyarlar. Birbirlerini takdir eder ve desteklerler.

Olumsuz işaretlerin olduğu bir ilişkiyi iyileştirmek mümkündür. Bunun için eşini, yargılamadan/yorumlamadan, onun düşüncelerini değil, ne hissettiğini anlamak için dinlemek gerekir. Dinlerken göz iletişimi kurmak, tartışmalarda iş çığırından çıkmadan onarma girişimleri yapmak, kendini ve birbirini yatıştırmayı öğrenmek faydalıdır. Eşin zihin okumasını beklemek yerine istek ve ihtiyaçlarını duyguları ile birlikte söylemek de ilişkiyi yeni ve sağlam bir zemine taşır.

İlişkiyi geliştirmek için de eşi tanımaya çalışmak; neyi sevdiğini, neyden hoşlanmadığını, geçmişinden önemli olayları, hayallerini bilmek, hatalarına hoşgörülü olmak ve takdir etmek gerekir. Tüm bunlar aslında sağlam bir dostluğun, arkadaşlığın göstergesidir. Mutlu çiftlerin de birbirlerinin yakın dostu olduklarını ve birbirlerini desteklediklerini; birbirlerine bağımlı değil, bağlı olduklarını söyleyebilir.



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.