Baba neredesin...

08.11.2014 13:16:00
A+ A-

Onun değildi.

Hiçbir şey.

Kentin ışıkları.

Vitrindekiler.

Galata köprüsü.

Oltalar.

Elma şekeri.

O değildi.

Otobüste oturan adam.

Arabada dondurma yiyen çocuk.

Parkta sallanan.

Kıpkırmızı kundura giyen.

Babasıyla el ele tutuşuyordu çocuk.

Başını çeviriyordu.

Baba neredesin.

Babasının bir gün saçını okşadığını hatırlamıyordu.

Onların arabası vardı.

Bagaj kapaklarını açmışlar.

Piknik sepetlerini dolduruyorlardı.

Güle oynaya bir yerlere gidiyorlardı.

İçi bir taş kaya dağ gibi oluyordu.

İçinin taşlarını fırlatıyordu mutluluklara.

İçinde parçalanan dağları bir volkan gibi patlıyordu.

Baba neredesin.

etimesutta tren raylarındaydı.

Yağmurdan yüreği ıslanmıştı.

Kanı boşalmıştı.

Damarlarında yağmur.

Taşı aldı.

Nereye gelirse gelsin.

Trenin camlarına atıyordu.

Makinist sövüyordu.

Tren hızla uzaklaşıyordu.

Yüzünde babasının kendisine ulaşamayan eli hep asık suratı vardı.

Anlıyor musun öğretmenim.

Ben senin yanında o uslu çocuk derslerinde en başarılı yaşından öte gösteren öğrencinim.

Baba neredesin.

Öğretmenim içimde bütün suçlar.

Kırılan dallar sökülen kaldırımlar.

Koparılan çiçekler.

Kırılan banka camları.

Baba neredesin.

Hala o elini bekliyorum.

Baba.

Attığın tokatları değil.

Okşanmak istiyorum baba.

Baba ben sizleri seçmedim ki.

 Siz beni seçtiniz.

Senle anamın fiziği kimyası ben gibi bir şey doğuracaktı.

Bu belliydi.

Sana öğretmenime camide hocaya apartmanda komşulara en temiz çocuk genç rolünü oynamadım mı?

Baba.

Neredesin.

Şimdi tren camlarını kırıyorum baba.

Sevgisiz dünyada bütün yalnızlığımla yüreğimin paramparça halini kırık camlarda buluyorum.

Ana avrat küfür yiyerek.

Baba neredesin.

Bir gün elimi tutsaydın ya baba.

Bir gün ya birgün.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.