Bir BABA'nın Günlüğü

07.06.2014 17:27:17
A+ A-

Yıl 2028 ...

Bir bahar akşamı ...

Kızımla sohbet ;

Baba : Nasılsın yavrum?

Evlat : iyiyim babacığım. Babacığım sana birşey soracağım. Benim duygularımın ve irademin çok sağlam olduğu arkadaşlarım tarafından söyleniyor! Bu doğru mu??

Baba : Bak kızım, sen bizim dünyamıza geldiğinde biz annenle savaş gazisi gibiydik! Duygularımız karmakarışık, iradesiz ve mağduriyet duygusu içinde savaşıyorduk. Ve annenle bir karar aldık, bu duyguların derinine ineceğiz ve sorunlarımızı tek tek ele alacağız! Birbirimizi üzüp kırdığımızda uyaracak ve neden böyle davrandığımızı araştıracağız!

Evlat : Bunun sorumla ne alakası var baba, anlamadım?

Baba : Güzelim benim, biz sorunlarımızı hallettikçe sen sağlam duygu ve iradeye sahip yetiştin. Yanında konuştuklarımıza, davranışlarımıza dikkat ettik. Bizdeki yaralar sana geçmesin diye çok uğraştık, sana davranışlarımızı yıllardır süre gelen adetlere göre değil sana iyi gelecek şekilde formüle ettik. Dışardan gelecek tüm saldırılara ve yüzyılın bağımlılıklarına karşı guardımızı aldık.  

Evlat : Çok iyiymiş! Peki bunu nasıl başardınız babacığım.

Baba : Bu çok zor oldu! Çünkü marazlar sanki içimize işlemişti ama annenin araştırmaları benim bu konulardaki psikolojik desteğim ve çok sevdiğimiz bir yazarın makaleleri bize pusula oldu.

Evlat : Ahh baba şu pusula! Ne güzel bir şey değil mi?

Baba : Evet kızım. Harita zaten doğduğunda veriliyor fakat pusulanı kendin elde etmen lazım, yanlış bir pusula seni ve hayatını ve tabii çevrendekileri hatalara sürükleyebilir!

Evlat : Çok doğru söylüyorsun baba pusula gerçekten önemli, cüzi irademizi doğru yollara götüren bir lütuf! Tabii doğrusunu elde edersen...

Baba : Biz çok sıkıntılardan geçtik kızım ve pusulamızı iyileştirmek için çok acılar çektik/çektirdik! Tabii ki bunları bilerek yapmadık, arayıştaydık ve bu sonuçlar kaçınılmazdı! Burada ailelerimizin sabrı önemliydi. Bizden vazgeçmediler! Tabii ki herkesin hataları oldu ama sonunda kimse birbirini suçlamadı. Ne? Neden? Nasıl? Sorularıyla ve pusulamızla artık doğru yol alıyoruz! 

Evlat : Bu söylediklerini yapmak sizin için gerçekten zor olmalı? Düşünüyorum da içimize işlemiş alışkanlıkları davranışları törpülemek çok zordur. Peki nereden gelmiş bu marazlar baba nasıl olmuş? Neydi beni koruduğunuz şeyler?

Baba : Bu önemli bir soru kızım! Okadar önemli ki anlattıkça aydınlanacak aydınlandıkça yanacaksın.

Evlat : Ünlü şairin, şiirinin son mısrasında dediği gibi ;

Varoluşun inanılmaz yükü,

Bir de üstüne yüklenen gereksiz endişeler

Susarken aydınlanıyorum, Aydınlandıkça yanıyorum her delirmede…

Baba : Aynen öyle. Yalnız sana nasıl yara aldığımızı değil, sana nasıl davrandığımızı anlatacağım kızım. Çünkü asıl mesele hataları bulmak değil hataları nasıl düzelttiğindir. 

Evlat : Yine şu makale yazarından bir söz mü bu?

Baba : Yok kızım. Sanırım onu okuya okuya kurulmuş bir cümle...

Evlat : Çok güzelmiş. Dinliyorum babacığım…

Baba : Biz sen dünyaya geldiğinde savaşı yarılamıştık aslında, yani tam öyle demeyelim de şöyle daha doğru olacak ; Savaşmak için zemin ve cephane hazırlamıştık ilişkimizde…Biz senin bize katılmanı çoşkuyla karşıladık, fakat ilk başlarda hep diken üstündeydik, sana bir takım doğruluğa ters düşen alışkanlıkları aktarmamak için aynamızı hiç düşürmedik elimizden! 

Evlat : Ayna?

Baba : Annenin aynası ben, benim aynam ise annendi ve dev aynalarından kurtulmak için bu aynaları doğrulukla birbirimize tuttuk. Bazen bilmeyerek, ama çoğu zaman istek ve bilinçle! Sen bizim değildin, sen bize emanettin kızım, seni doğru yetiştirmek çok zordu çünkü sen aynı zamanda küçük bir süngerdin. Yanında ne yapılsa yapmak isteyen, ne konuşulsa anlamaya benimsemeye çalışan küçük bir sünger! Çünkü dünyaya yeni gelmiştin, meşrebin dışında tüm davranış, irade, duygu ve tavır her şeyi ama her şeyi çevrendekilerden öğrenme yapısına sahiptin! Bu sana özgü değildi tabii ki dünyaya gelen tüm insanların doğal olarak yaptığı şeydi! Ayrıca senin üzerinden duygu alışverişine, senin üzerinden performans ölçmeye, sınıflandırmaya ve seni notlandırmaya da kalkmadık! Seni olduğun gibi, yapabildiğin kadarıyla evladımız olduğun için sevdik sarıldık. Hayatta kendi psikolojik sorunlarımızı sana yansıtmamaya, sana küsmemeye, seni dinlemeye ve anlamaya adadık kendimizi! Sen bizim idolümüz değildin böylece bizde senin idolün olmadık! Evet rol model olarak bizi aldın ama kendi karakterini kendin inşa ettin. Sadece bizle bitmiyordu tabii yaşadığımız bir çevre ve köleleştiren bir dünya düzeni de vardı seni koruduğumuz! Neyse ki o dünya düzeni senin neslinle son buldu.

Sonra kardeşin geldi, burada da işimiz zordu!

Mesela bir örnek vereyim;

Kıskançlık! Biz bu kelimeyi evimize hiç sokmadık. Sen bir takım negatif duygulara kapıldın, bizde bunları okumaya çalıştık 1.5 senedir tek başına yaşadığın hayatı yeni doğanla paylaşmanın sıkıntısı oluşuyordu görüyorduk. Sana sarılıp ağlaman için ve içini  dökmen için yol açtık ve sen bu süreçlerde çok rahatladın! Kardeşin geldiğinde sen 2 yaşındaydın kendini ve duygularını sözle ifade etmen çok zordu senin için, ve bunlar biriktiğinde ağlama krizleri geçiriyordun, ve biz de annen ile birlikte senin yanında olduğumuzu, içini dökmenin iyi geleceğini sana söylüyorduk ve inanır mısın bu ağlama krizlerinden sonra melek gibi derin bir uyku çekiyordun.

Evlat : Sanırım duygularımı doğrulukla nasıl paylaştığımı, hiç birşeyi içime niye atmadığımı anlar gibiyim…

Baba : Aydınlanmalar gelecek kızım ve tabii bu yaşının da davranışları arayışları var, onlarda oturacak yerine bir puzzle gibi…

Kardeşin doğduğunda İnsanlardan gelen tek soru şuydu; kıskanıyor mu? Kıskanacak dikkat edin! Burada anladık ki evet sevgi, korku gibi kıskançlıkta doğal bir duygu, ama yanlış yönlendirilirse felaketlere yol açabilir diye düşündük. Örneğin sen kardeşine sarılmak öpmek ve oynamak için çok hızlı ve fevri yaklaşıyordun, bunu çok rahat kıskanıyor ve şiddet uyguluyor diye yorumlayabilirdik! Ama sadece ufak kontrollerle sana bıraktık kardeşine yakınlaşmanı, ve sen zamanla yavaş, yumuşak ve sevgi ile sarıldın kardeşine! 

Evlat : Çok zor şeyler gibi duruyor yaptıklarınız babacığım.

Baba : Evet zordu ama bir o kadar da mutlu ediyordu bizi, çünkü sabır ve doğrulukla yaklaştığında meyvelerini topluyorduk. Eminim ki hatalarımız oldu ama sizi yetiştirmek değil, size örnek olmak ilk önceliğimizdi. Karın tokluğunuz önemliydi ama ilk önce ruh doygunluğuna ve doğruluğa önem verdik. işimiz gücümüz sizdiniz anlayacağın. Bunu herkes yapamayabilir, yapamamışta olabilirler! Çünkü yeni dünya düzeninde bu ilkeleri, idolojileri yürütmek gerçekten zordu ama biz inat ettik, savaştık! Savaştıkça uyandık, uyandıkça dik durduk. Bugün de görüyorum ki doğru davranışlarla duygularına hakim, irade sahibi bir genç kızımız var!

Not : Bir Baba'nın Günlüğü kitabımdan.

Saygılar

Buyanowski

 

 

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.