Çocuklarımıza güvenip şans vermeye ne dersiniz?

01.04.2014 11:31:20
A+ A-

Çocuklarımızın tek başına bir şeyleri başarmak onları çok mutlu ediyor. Gelişimleri için de önemli. Çünkü motorik kabiliyet açısından ve zihinsel olarak daha hızlı gelişiyorlar. Ancak onlara gerçekten güvenebilir miyiz? Evet. Yapmak istedikleri bir işi gerçekten yapabileceklerini bize göstermeleri için şans tanımalıyız.

Büyük oğlum yürümeye başladığında bir konuda karar verdim. Ya, o öğlen uykusuna yatarken bir ev perisi gibi etrafta koşuşturup tüm ev işlerini bitirmeye çalışacaktım ya da aralıksız annelikten bir mola alıp az da olsa kendime vakit ayıracaktım. Ev işlerini seçersem daha da yorulacağımı, dinlenmeye karar verirsem vicdan azabı çekeceğimi biliyordum. En iyisi orta yoldan gitmek! Acilen ve tek başıma yapmam gereken işleri oğlum uyurken yapıyordum, kalan vakitte dinleniyordum. Geri kalan tüm işleri onunla birlikte yapıyordum. İleride bir işi yapmasını, yardım etmesini isteyeceksem, merak ettiğinde, yardım etmek istediğinde “hayır bunu henüz yapamazsın” demem doğru olmaz diye düşündüm. Bu nedenle, iki oğlumun bana çok küçükten beri yardım etmelerine izin veriyor ve destekliyorum.

Hangi konularda yardım ediyorlar? İlk yaptıkları iş çamaşır asmak olmuştu. Çocuklar bana asılacak giysiyi uzatıyor ben ise asıyordum. Bugün henüz 4 yaşında olmayan küçük oğlum bile tişört ve kazaklarını kendisi askıya geçirip asıyor.

Sonra sıra evi süpürmeye geldi. Belli bir yaşta elektrikli süpürge ile çalışmaya bayıldılar. Tamam, her yer istediğim gibi olmayabilir, ama bir gün salon biraz daha tozlu dursa, ne olmuş yani? Yaklaşık 18 aylıktan beri oğullarım sofra kurmakta yardım ediyorlar. Tabi ki, ilk zamanda birkaç tabak kurban gitti, ama olsun, severek yardım ettiler. Dikkatli taşımayı başka türlü de öğrenemezlerdi, değil mi? Bunu hızlıca öğrenmelerin bir faydası daha vardı; bulaşık makinesinin çoğunu artık onlar boşaltıyor! Benimkiler bu konuda iki bucuk yaşından beri birer usta. Yazın babaları ile çim biçtikleri gibi akşamüstü bahçedeki çiçekleri sulama, günün en rağbet gören işlerden biri.

Bir işi tek başına yapmak istedikleri asla hayır demem. Gözümün önünde yapmalarına izin veriyorum. Bugün 5 yaşındaki büyük oğlum kahvaltı sofrası tek başına kuruyor. Hatta geçen gün bana “kendime ekmek üstü bir şeyler hazırlayacağım” dedi. Dolaptan ekmek alıp bir dilim kesti ve ekmek üstü peynir ve bal hazırladı kendine.

İşlerin boyutu aslında altı aydır değişti. Birkaç aydır benimle yemek pişiriyorlar. Börek, pizza, makarna, kek veya puding olsun benim iki minik yardımcım var. Onlar benim için patates soyuyor, yumuşak sebze ve meyve kesiyor, hamur yoğuruyor ve sosları karıştırıyorlar.

Alışverişte aradıklarımızı bulup alışveriş arabasına yerleştiriyorlar. Gidip meyve ve sebseyi tarttırıyorlar. Bunu gerçekten tavsiye ederim! Alışveriş arabasının içinden “onu, bunu, şunu istiyorum” bağıran bir çocukla markette gezmektense bırakın, o sizin için alışverişinizi yaparak meşgul olsun! Alışverişten döndüğümüzde bazı gıdaları yerine koyuyorlar. Ayrıca bulaşık yıkamak da daima revaçta olan bir iştir. Müzik eşliğinde, biraz şakalaşarak herkesin neşeli çalışmasını sağlar.

Bizim evimizde bir yıldan fazla bir süredir en sevilen işlerden biri dondurma yapmak! Kalıplarda kendimiz yaptığımız meyveli yoğurtla doldurup donduruyoruz. Geçen yaz bir arada dondurma yapmayı unuttuğumda oğullarım yanıma gelip biz yapabilir miyiz diye sordular. Ben ise, “neyse yapın bakalım” dedim. Yapabileceklerine pek inanmıyordum. Birkaç dakika sonra beni yardım için çağıracaklarını sanıyordum. Ne kadar yanılmıştım! Benim iki oğlum mükemmel bir şekilde baştan sonuna kadar her şeyi tek başına yaptılar. Üstelik çok da dikkat ederek. O günden beri dondurma yapma işi onların. Ben pek karışmıyorum…

Kahvaltı sofrası kurmaktan bahsetmiştim. Hem yardım etmeyi seviyorlar hem de tek başına kurmayı. Tamamen kurmaktan bahsediyorum. Bunu bir yıl önce, küçük oğlum 2,5 ve büyük oğlum 4 yaşındayken ilk yaşadığımızda biraz ani ve kesinlikle beklenmedik olmuştu. Bir sabah biz henüz uyanmadan çocukların sesiyle irkilmiştik “biz aşağıya iniyoruz!”. Gözlerimizi açtık ve önümüzde eşofman altı, çorap ve kazak giymiş oğullarımızı gördük. “Hmmm, peki…” dedik ve doğru söylemek gerekiyorsa, sevindik. Çünkü o günlerde henüz nadir yaşıyorduk, ikisi tek başına giyinmeleri! Tamam, şimdi aşağıda bir şey karıştıracaklar ama neyse bu da onların ödülü olsun diye düşünürken bir ses geldi. “Biz kahvaltı hazırlıyoruz!” Yataktan fırladık desem yalan olmaz. Aşağıya indiğimizde ise masaya tabaklar, reçeller ve peynirler konulmuştu bile. Salatalık kesiyorlardı artık. “Mama, havuç kesiyoruz çünkü domates kalmadı” diye seslendiler bana.

Çocukların bu mantığına bayılıyorum, ama yine de kahvaltıda havuç yememeyi tercih ederim. Bu gibi durumlarda kalp krizi geçirmemek için aylar önce çocuklarıma bıçak kullanmayı öğrettim. Ayrıca evimizdeki tüm bıçaklar bu nedenle ya tırtıklı ya da kör. Biraz zorluk ben çekiyorum ama olsun, onlar en azından içim rahat bir şekilde bıçak kullanabilirler.

“Kahvaltıyı BİZ hazırlıyoruz”, ağız birliğiyle mutfaktan kovulmuştuk o gün. “Çok güzel hazırlıyorsunuz, hadi bakalım, siz devam edin öyleyse…” dedik. Özgüveni yüksek, becerikli birer birey olmalarını istiyorsak, yapmak istedikleri işlerde onlara güvenip şans vermemiz gerekiyor, değil mi?

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.