Çocukluğun Korkuları

27.10.2014 00:36:41
A+ A-

ÇOCUKLUĞUN GELİŞİMSEL KORKULARI

 

Çocukluk dönemine baktığımızda çocuğun gözünde kocaman bir dünya ve küçücük bir ben ile yol almakta olduğunu görüyoruz. Bu yolculuğun başında onlara eşlik eden ve onları çok seven anne ve babaları var. Bebeklik döneminde annesi tarafından her ihtiyacı karşılanan ve güven duygusu oluşmuş bir çocuk ayağa kalktığında görüyor ki keşfedecek çok şey var ama her şey ona bir o kadar da yabancı. Bilinmezler dünyasında korku  kaçınılmaz aynı zamanda tehlikelere karşı başa çıkma yolları geliştirmede gerekli de bir duygu.

Çocukluk korkularına baktığımızda birbiriyle aynı kaynaktan beslenen aynı zamanda birbirini de besleyen iki ayrı kanal olduğunu düşünmek korkuları anlamak açısından faydalı olabilir.

Büyümenin bilinmezleri içinde gelişimsel olarak normal kabul edilen yaşa bağlı korkular hepimize çocukluğumuzdan ve çocuklarımızdan tanıdık gelecektir. Hayalet hikayeleri ya da canavarlar dünyası  özelikle gece yatma vakti geldiğinde çocukların minik dünyasını ziyaret edebilirler. Gelişimsel korkulara baktığımızda ;

Yenidoğan ve bebekler yüksek ses ve ani hareketlerde korkması son derece normaldir. Evrimsel en temel korkulardan biri olan vücut bütünlüğünü kaybetme korkusu annenin şefkatli dokunuşlarıyla kendini sakileştiren çocukta içerlerde gizli olarak bulunur.Bebekken dili yok ki söyleyebilsin..

Büyüyen bir bebek için anneden ayrı bir ben olduğunu ve annenin onun için önemini kavradığı zaman anlar ki anne dışında bir çok yabancı yüzde var dünyada. İşte o zaman yabancı korkusu kendini gösterir ki anne dışında onu öpmek isteyenlere annenin arkasına saklanarak korkusunu gösterir.Annenin ufak destekleyici  bakışlarıyla yabancıların da tehlikeli olmadığı anlaşılmaya başlar.Anlarki bu dünyada bir çok yabancı yüzde var ama korkmadıkça tanıdık ve sevebileceği yüzlere dönüyor.

12-18 aylık olan bir bebek için annesinden ayrı kalmak sıradaki tehlikeli duraktır. Anneden uzaklaşıp keşfe çıkar ama dönüp baktığında anneyi orada bulmak ister. Annenin yanına gelip duygusal yakıtını alır ve keşfe  devam eder. Büyüdükçe anlar ki anne gidiyor ama geliyor.Odasında oyun oynarken anne mutfakta ve tehlike yok.Anne işe giderken bye bye diyor ama gelme vaktinde evde ve onun yanında.Bu noktada annelerden sağlıklı ayrılma ve bireyselleşmede anne tutumu çok önemli.Eğer annesi  o keşif yaparken ona korku dolu bakışlarla bakarsa yada ona bir şey olacağından sürekli endişe duyarsa çocuk için dünya tehlikeli bir yer olacaktır ve tehlikeli dünyada tabiî ki annenin dizinin dibinden ayrılmayacaktır.Zaman geçip kreş vakti geldiğinde ise kriz patlak verebilir ve okula gitmek istemeyebilir.Anne o üzülmesin diye uyurken gizlice kaçıp giderse yada gelicem dediği halde söylediği gibi gelmezse en güvendiği kişiye bile güvenemeyeceğini anlayan çocuk için hayat çok zorlaşır.

3 yaş civarlarında başlayan zarar görme, yok olma korkuları kendini hayaletlerle ve canavarlarla  göstermeye başlar. Oyunlarıyla korkularıyla baş etmeye çalışan çocuk aslında kendini de anlatır. Oynayarak korkularını kendi dünyasında şekillere sokar. Oyun içinde kahramanlar ve kötü adamlar savaşırlarken aslında korkulu parçada mücadeleci parçada çocuğun ruhsal dünyasının içinden gelir. Bu sebeple canavar diye bir şey yok demek çocuğun dünyasında anlaşılmadığını hissettirir. Canavar varsa kahramanlar da vardır ve onu onun diliyle anlayan anne babaları hem onun korkularından korkmaz hem de oyun arkadaşı olup onu daha iyi anlayabilirlerse bu korkuda geride kalacaktır zaten.

Bu dönemde küçük bir kesik kıyametlerin kopmasına sebep olabilir. Çünkü bedensel bütünlük çok önemlidir onlar için. Büyük kazalarda gayet metanetli görünen çocuk için ufacık bir kanama dehşet verici olabilir.Böyle durumlarda sakin olmak ve çocuğa dokunarak çocuğu rahatlatmak iyi gelir.Biyerini acıtan çocuk bilmelidir ki öpünce geçer.

Çocuklar gelişirlerken, kendi kaygı ve korkularının içeriğinde gerçeklik algısının değişimlerine rastlarız. Çocukların korkularının içeriklerine baktığımızda küçükken daha yaygın, hayali, kontrol edilemez ve güçlü şeylerden korkarlarken bunlar büyüdükçe daha spesifik tanımlanmış ve gerçekçi ve günlük hayatın içinde korkulara dönüşür. Örneğin küçükken hayaletlerden korkan çocuğun korkusu büyüdükçe yaşıtlar tarafından dışlanma ve okul performansı ile ilgili korkulara dönüşebilir. Burada önemli olan gelişimsel olan bu korkuların ne şiddetle yaşandığı yani çocuğa ne kadar acı verdiği diğer taraftan da bu korkularla başa çıkma stratejilerinin (kendini rahatlatabilme ve problem çözme becerilerinin) çocuk ve aile tarafından nasıl ele alındığıdır.

 Gelişimsel korkuların yanında korku öğrenilende bir duygudur. Anne babalarının olaylara karşı duygularıyla aynalanan çocuk onların gözleriyle dünyaya anlam verir. Annelerinin korkuları çocukların da korkuları olacaktır. Çocuğunu kendi korkularıyla dünyadan sakınan ailelerde anne ,baba evde yokken yalnız yatamıyorsa,çocuğu nereye adım atsa yanında “aman” sesleri yankılanıyorsa çocuk için her yere korku tohumları da atılıyordur.Bu noktada çocuğun anladığı tek şey vardır ; dünya tehlikelidir ve anne olmadan zarar görebilir.Dolayısıyla özgürlüğü kısıtlanan çocuk hem öfkeli hem kaygılı olacaktır.Aynı zamanda onun için tehlikeli ne değil öğrenmeye de fırsat bulamayacaktır.Tehlikelerle başa çıkma becerilerini de geliştiremeyecektir.Dolayısıyla bu tutumlar çocuğu tehlikelere daha açık hale getirir.

Korku hayatımızda gerekli bir duygudur. Korktuğumuz şeyden kaçarız. Korku olmasaydı dünyanın tehlikelerine açık olur kendimizi koruyamazdık. Örneğin sıcak bir bardaktan eli yanan bir çocuk için sıcak bardak  tehlikelidir ve bir daha dokunmaz yani kaçınır. Ama eğer tehlike yanlış yorumlanırsa kaçtığı her durum çocuk için gelişimsel bir kayba dönüşür. Örneğin kendi başına yatmak çocuk için tehlikeli değildir. Karanlıktan korkan çocuğu her gece yatağına alan anne çocuğa aslında karanlığın onun için tehlikeli olduğu ve onu yanına alarak tehlikelerden koruduğu mesajını verir. Yani karanlık bir tehlikeyse ondan kaçınmasını sağlar. Bu ise çocuk büyüdükçe korkunun da çocuğun içinde büyümesinden başka bir işe yaramaz.

Hayatımızdaki korkulara baktığımızda korkunun keyfe dönüştüğü anlara çok sık rastladığımızı fark ederiz.Düşününki yüzmekten korkan bir çocukla karşı karşıyasınız.Peki deyip ona yüzmeyi öğretmekten vazgeçebilirsiniz.Böylelikle onun korkusu biter ve olay kapanır.Ama bu noktada çocuk yüzmenin getirdiği keyiften ve gelişimden mahrum kalır.Aynı zamanda ailesi ona korktuğu her şeyden kaçmasının normal olduğu mesajını vermiş olur.Ama yüzmenin keyfini bilen bir aile için çocuğun korkusu anlaşılır ancak bu keyiften mahrum edilmez.Önce birlikte simitle başlanan ufak adımlar yavaşça çocuğun kendi başına simitle yüzmesine ve en sonunda simit olmadan yüzebiliyor olmaya en güzeli de başarma duygusuna ve keyfe döneşecektir.

Dolayısıyla korkan bir çocuk için ;

-korkular gelişimsel korkularsa ve çok şiddetli ya da çocuğun hayatını ve gelişimini olumsuz etkileyecek düzeyde değilse sabirlı davranılabilir ve gelişimle azalmaya bırakabilirsiniz.

-Korkuyu ifade etmesini sağlamak özelikle simgesel yollar kullanmasına fırsat vermek onu daha iyi anlamak açısından faydalı olabilir. Korkunun resmini çizebilir ya da oyunla ifade edilebilir.

-Sen artık büyüdün büyük çocuklar korkmaz demek ancak korkusunu paylaşmasının önüne engel koymasını sağlar ki kendi başına mücadele etmek çocuk için çok daha zor olacaktır.

-Büyükler dünyasında canavar yoktur ama onun dünyasında canavar zarar görme korkularının ifadesidir. Sadece anlaşıldığını bilmek ve bu korkuyu sakin karşılayan bir anne yüzü bile çocuğu rahatlatabilir.

-korkulmayacak şeylerden korkan çocuğun korkusundan korkmak ve aşırı koruyucu bir tutum içine girmek korku duygusunu güçlendirir.

-Korktuğu duruma alışmasını sağlamak ama bunu ufak adımlarla yapmak en doğru yol olacaktır. Köpekten korkan bir çocuğa yavru köpek sevdirmek, karanlıktan korkan çocuğu odanıza almak yerine önce uyuyana kadar yanında kalmak ve yavaş yavaş odada yalnız kalabilme süresini uzatmak ,ışığı kapatıp birlikte eşyaların yerlerini bulmaya çalışmak.Aslında çocuğu tanımak ve birazda yaratıcılık çoğu zaman sorunu çözer.

-En önemlisi güven vermek ve yanında olduğunuzu bilmesini hissettirmektir. Unutmamalıyız ki korkular onlarla karşılamaktan kaçtıkça ve anlaşılmadıkça çocuk büyürken onunla birlikte büyür. Hedef korkuları cesarete ,keyife ve başarı duygusuna dönüştürebilmek olmalıdır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.