Diş çıkaran ve hasta bebelerle balataları sıyırmamak için tavsiyeler

07.09.2014 13:09:18
A+ A-

Bildiğiniz gibi uzun zaman hiç birşey yazamadım. Gerek yoğunluktan, gerek yorgunluktan.
Şehirdışındaydık. Çok güzel zamanlarımız da oldu, kafayı yemeye ramak kalan zamanlarda.

Yolculuğumuz bayağı uzundu. Detayları başka bir postta paylaşacağım.

Bugün paylaşmak istediğim aynı anda 4 diş çıkaran bebeyle kafayı yememe çabalarından oluşmakta.

Bulunduğumuz yerin rakımı yüksek olduğundan bir gece saat 1:30’ta kalkan Odelia’yı hastaneye nasıl yetiştirdiğimizi, o an aklımdan geçen trajik olayları, dramaları, saçma sapan fikirleri bir ben bilirim bir de Rab.

Odelia burun kanamasıyla uyandı. Normal bir burun kanaması değil. Drama kraliçesi olduğumun farkındayım ama bunu gerçekten abartmadan anlatıyorum. Çeşmeden su nasıl akıyorsa, Odelia’nın burnundan kan da öyle akıyordu. Bir dakika içinde her yerimiz kan oldu. Peçetelerin yetersiz kaldığı olayda, banyo havlusu yardımımıza yetişti.

Acil’deki doktor, şehrin havasından ve rakımından alakalı olduğunu, alışana kadar devam edebileceğini söyledi.

Tam eve dönüp, iki saat uykunun tadını çıkarmışken bu sefer de JJ’in ateşi 40 C’yi gördü. Ateşini düşüremeyince saat 6’da tekrar kendimizi Acil’de bulduk. Salgın bir hastalık varmış meğerse… Biz de nasibimizi aldık.

DSC_0556

Bu arada da Abbey, diş çıkartmaya başladı. O asker yolu gözler gibi beklediğimiz dişlerini şehirdışına saklamış meğerse.

İki diş iyi bir şekilde çıktı. Amma ve lakın yapışık ikizlerden farkımız yoktu. Hala yok!

Ondan sonra aynı ateş baş gösterince 4 tane dişi aynı anda çıkartmaya çalıştığını gördüm. Dünyalar başıma yıkıldı diyebilirim.

O iki diş haricinde 4 dişten bahsediyorum. Uykusuz geceler, beni özlemiş olacak ki tekrar buluştuk kendisiyle.

Bu arada da hem dişlerle acı çeken Abbey, hem de bandajlarını görüp bir o kadar drama yapan Odelia ve Yuhanna’yla uğraşmak pek de kolay değilmiş.

Açıkçası FELAKETTİ.  Biz tamamen yapışığız Abbey’le şu aralar.

Annelik çok kolay, hele ki küçük bebelerle diyenin alnını karışlarım vallahi!

Size nasihatlar bahşetmeyeceğim. Böyle yaparsanız, bu dönemi daha kolay atlatırsanız diye de öğütte bulunmayacağım. Şayet kelin ilacı olsa kendi başına sürermiş önce!!!

Benim bahsedeceğim şey; bu durumdayken kafayı yememeniz için yapmanız gerekenler.

  • Sürekli çocuklarının ne kadar sakin, ne kadar iyi uyuduğundan bahseden arkadaşlarınızı bir müddet ne arayın ne sorun!
  • İlk çocuk büyütenin kendiniz olmadığını hatırlatan aile büyüklerinizden bir müddet uzaklaşın. Ya da çocukları ona bırakıp gidip bir kahve için. Ondan sonra, onlar da çocuk büyütmenin ne olduğunu hatırlayıp sizi 1 saat içinde arayacaklar.
  • Cinnet haberlerinden uzak durun!
  • 10’a kadar sakince sayıp, her rakamda derin derin nefes alın!
  • O bebe çığlıkları arasında, çocukların oyalanacağı birşey bulun…
  • Çikolata!!! Ne kadar sağlıksız, ne kadar kalori içerdiğini hatırmalayın! En iyi rahatlan bu arkadaşım!
  • Rol yapmayın! Gidip partnerinizle ne hissettiğinizi konuşun. Anlamadığı zaman bırakın çocukları bir saat ona. Ondan sonra sizin kıymetinizi daha iyi anlamazsa, adımı değiştiririm.
  • Yapmak istediğiniz çocuk sayısını düşünmeyin!!! Özellikle bu kriz zamanında!
  • Ne kadar erken yatırabilirseniz, o kadar iyi çocukları. Uyuyunca ne kadar tatlı olduğunu bir kez daha anlıyorsunuz.
  • Saçma sapan öğütleri dinlemeyin, bu zamanda. İstemediğiniz şeyler yapabilirsiniz.
  • Açın bir sakin müzik… Çığlıklar arasında ne kadar duyarsanız artık. Benim bu zamanda vazgeçilmez iki sanatçı listem var. JJ Heller ve Regina Spektor…
  • Gün batımını izlemeye çalışın. İzleyemiyorsanız. Şehir dışında, böyle bir zamanda çektiğim aşağıdaki fotoğrafla yetinin.
  • Kangurunuzu yıkamaya falan kalkmayın bu zamanda. Şayet çok fazla ihtiyacınız olacak.
  • Bebelerinizin gülümsedikleri fotoğraflara bakıp, aslında ne kadar tatlı olabileceklerini hatırlayın.

DSC_0574IMG-20140904-WA0018

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.