Doğum sonrası depresyon

28.12.2015 15:03:08
A+ A-

Doğumun aşırı yorucu koşuşturmasının ardından, çoğu yeni anne normale geri döner ve duyguları sakinleşir; çok az yeni annede ise doğum sonrası etkiler uzun süre kalır.

'Loğusalık stresi'nden şikayetçi olmak; sık ağlamak, endişeli ya da mutsuz olmak, veya doğumdan sonra depresyon ve aşırı mutluluk duyguları arasında gelip gitmek son derece normaldir. Doğum sonrası yaşanan uyku düzensizlikleri, östrojen ve progesteron hormonlarındaki azalma bu duygusal gel-gitlerin sebebi olabilir. Hormon düzeyleriniz normale döndüğünde ruh haliniz de düzelecektir. Ancak yine de yeni annelerin yüzde 10 kadarının doğum sonrası çok daha ciddi problemler yaşadığı tahmin edilmektedir. Bu yüzdeden çok daha fazlası, belki de yarısı, kendilerine olan güvenlerini kaybederek yalnız, izole edilmiş ve yorgun hisseder.

Doğum sonrası depresyon bir hastalıktır, yetersizlik ya da kendini beğenmişliğin bir göstergesi değil. Bu rahatsızlıktan şikayet eden bir anne, bebeğinin fiziksel gereksinimlerine karşılık veren iyi bir anne olabilir. Dışarıdan bakanlar için onun kafasının içinden neler geçtiğini ya da ne kadar mutsuz olduğunu belirleyebilecek hiçbir şey olmayabilir. Ancak hepsi aynıdır.

İşaretler ve Belirtiler

Doğum sonrası depresyonun bir çok işareti yeni anneler arasında yaygındır, ancak bu işaretlerden bir çoğuna sahipseniz veya zamanla bu şikayetlerle başa çıkma yeteneğiniz artacağına azalıyorsa, yardım isteyin.

Bu belirtileri gösterenler sıklıkla günün bir çok saatini 'kaybederler'. Saate bakar ve geride kalan iki saatin nasıl geçtiğini merak edebilirsiniz. Sabah uyanırsınız ve gece hiç uyumamışsınız gibi hissedebilirsiniz. Yorgunluk, elbette yaygındır ancak aşırı yorgunluk ve bitkinlik (bir bardak kahve yapmak bile gözünüzde büyüyebilir) depresyonun bir belirtisi olabilir.

Fazla gülmediğinizi ya da gülümsemediğinizi fark edebilirsiniz. Yeni anne baba olmak bir çok eğlenceli olaylarla doludur (ters giydirilen bir alt bezi, gece yarısı yenen akşam yemeği), ancak bunlarda saklı olan mizahı göremeyebilirsiniz. Çok basit bir sebepten yada hiç sebep yokken ağlayabilir ya da kendinizi ağlamaklı hissedebilirsiniz.

Bebeğinizi hiç hak etmediğinizi düşünmeniz ya da onun bakımı için yeterli olmadığınız hissine kapılmanız, doğum sonrası depresyonu yaşayanlar arasında yaygın olan duygulardır. Ya da kendinizi sanki doğumu siz yapmamışsınız gibi tamamıyla duygusuz hissetmeniz de doğaldır. Kendinizi, kendiniz gibi hissettiğiniz tek kişi eşiniz olabilir ve hatta bazen onunla bile böyle hissetmezsiniz.

Kim Etkilenir?

Depresyondan herkes etkilenebilir, ancak bazı kadınların buna verdikleri tepki daha fazladır.

Bu hastalık, yeni doğum yapan annelere destek veren insanların oluşturduğu yardım ağının daha yaygın olduğu toplumlarda daha az yaygındır. Batı toplumlarında yeni doğum yapan bir anne, sosyal olaylara katılımı zorlaştıkça, kendisini arkadaşsız hissedecektir. Bu şekilde yalnız olan, yada kendilerine destek vermeyen, yardım etmeyen eşleri bulunan kadınlar, depresyondan şikayet edenler listesinde üst sıradadırlar. Daha önceden psikolojik tedavi görenler de bu listededir.

Mutsuz çocukluk anıları olan, ihmal edilen, ya da anne babalarıyla ilişkileri iyi olmayan kadınlarla, hayal kırıklıklarıyla dolu bir doğum yapan ve bu yüzden daha sonra tüm yetersizlikleri yüzünden ilgi odağı olan kadınlar (eğer sezaryen olmasaydım, bebeğimin ağlamasıyla kendim ilgilenebilirdim örneği) depresyondan daha fazla etkilenme eğilimindedirler.

Son olarak, diğer kadınların pek büyük problem yapmadığı ağrılı dikişler, istekleri bitmeyen bir bebek, uykusuz geceler ya da hala doğumdan önceki giysilerin içine girememe gibi sorunlar bazıları için depresyon sebebi de sayılabilir.

Yardım Almak

Depresyonda olduğunuzu düşünüyorsanız yardım isteyin. Bu hem sizin için ve elbette hem de bebeğiniz için önemlidir. Depresyon geçirmekte olan anneler bebeklerinin sosyal gelişimlerinde gereksinim duydukları sözlü ve sözsüz oyunlara karşılık verecek beceride olamayabilirler ve anneyle bebek arasındaki etkileşim da azalır. Bu, bebeğin gelişiminde ve öğrenmesinde uzun vadeli olumsuz etkilere neden olabilir.

Eğer doktorunuz rahatsızlığınıza çözüm bulamazsa (günümüzde bile bazı doktorlar depresyonun gerçek sebebini araştırmak yerine antidepresan ilaçlar vermekle yetinmektedir), eşinizden yardım isteyin. Böyle bir zamanda eşinizin desteği çok önemlidir. Doktora eşinizle birlikte gitmek isteyebilirsiniz, böylece belirtilerinizi tanımlarken ve herhangi bir gelişme kaydettiğiniz durumda size yardımcı olabilir. Eşiniz, doktorun size verdiği tavsiyeleri de hatırlatabilir (bazen bunalımdaki insanlar kendilerine söylenen her şeyi hatırlamayabilirler). Bu hastalıkla eşinizle birlikte mücadele etmeniz iyileşmenizi hızlandırabilir.

Ev işleri ve bebekle ilgili olarak yardım isteyin. Bebek izin verdiği sürelerde daha iyi uyuyabilmek için her gün yürüyüşe çıkın (bebeğinizi arabasına koyup yanınızda götürebilirsiniz). Yapabiliyor-sanız, egzersiz yapın. Bazı spor salonlarının kreşleri bulunmaktadır, yada bebeğinizle bir iki saat ilgilenecek bir arkadaş bulmaya çalışabilirsiniz. Banyo yapmayı yada duş almayı önceliğiniz haline getirin. Ne kadar iyi görünürseniz, kendinizi de o kadar iyi hissedersiniz. Bir zamanlar sizin gibi hissetmiş ve daha sonra iyileşmiş olan kadınların oluşturduğu destek gruplarıyla bağlantı kurun.

Doktorunuz rahatsızlığınızın sebebinin hormonal olduğunu düşünürse, tiroidinizi kontrol edecektir. Anti-depresan haplar kısa bir süre için işe yarayabilir. Hastaneye yatmak son çözümdür.



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.