Evliliğin çıkmaz sokağı

22.04.2015 11:15:55
A+ A-

Geçtiğimiz hafta içerisinde bir avukat arkadaşımın yanına hoş beş muhabbet için ziyarete gittiğimde gördüğüm manzara karşısında oldukça şaşırdım ve bir o kadarda üzüldüğümü söyleyebilirim. Ofisten içeri girdiğimde avukat arkadaşımla konuşan bir beyefendi ve bir hanımefendi ile hararetli bir şekilde konuştuklarını görünce konuşmalarını bölmek ve araya girmek istemedim. Ofis dışında biraz oyalandıktan sonra geri dönüp selamlaşarak oturdum ve uzun zamandır görüşemediğim arkadaşımla ve bir çay muhabbetine koyulduk. Neyse ki onun da zamanı varmış biraz eski günlerden dem vurduk.

Kendisine biraz önceki gördüğüm manzara karşısında biraz meraktan biraz, kedisinin yüzünde gördüğüm buruk yüz ifadesinden biraz da muhabbet olsun diye ister istemez sordum.  Hayırdır dedim hasta falan mısın durgun görünüyorsun.

Yok dedi durgun falan değilim de biraz önce gelenler boşanma için gelmişler anlattıklarına biraz canım sıkıldı ister istemez. Boşanma davaları bende kötü etki bırakan süreçler olarak bana geliyor. İstemesem de yapacak çok alternatifim olmuyor çünkü mesleğim bunu gerektiriyor diye cevap verdi.

Biraz daha şuydu buydu diye konuşurken laf lafı açtı ve kendisine gelen davaların %70-%80 inin aslında incir çekirdeğini doldurmayan sebeplerden kaynaklandığını söyledi. Hele bir de aileler karı-koca arasına dahil olup orta yol bulacaklarına kendi tarafını haklı çıkarmaya çalışında işlerin daha da içinden çıkılmaz bir hal aldığından bahsetti. Hatta bu yüzden kendilerinin boşanma avukatı olarak da anıldığını söyleyince ben biraz daha garip bir ifadeyle yüzüne boş boş bakakaldım diyebilirim. Avukatların halk arasında davanın konusuna göre meğer ceza avukatı, boşanma avukatı gibi farklı sıfatlarla anıldığını da bu vesileyle öğrenmiş oldum.

Kısa bir süre sonra araya birileri girdi konu değişti derken herkes hayatına kaldığı yerden devam etmek üzere yoluna gitti.

Ofise bir arkadaşını görmek için gelen ben sanki bütün ağırlıkları üzerime almış gibi bir hisle aracıma binerek kendi işyerimin yolunu tuttum. Ama ne yolda ne de işyerine geldiğimde kafamdaki düşünceler halen değişmemiştir ve arkadaşımın söyledikleri kafamın içinde adeta cirit atıyordu.

Hani sürekli televizyonlarda görmeye alışık olduğumu ve hiç bize veya yakınımıza uğramayacakmış gibi hissettiğimiz olaylar vardır ya işte bu da tam olarak öyle bir şeydi.

Birbirini seven iki kişinin büyük hayallerle hayatlarını birleştirme isteği, çekilen sıkıntılar, büyük yeminler, aşka dair sözler, küçük hediyeler ve mutlu son ile evlenmeleri dünyanın belki de en güzel sonucu olarak anılabilir. Peki aradan geçen kimi zaman 3 ay kimi zaman 1 yıl kimi zaman bilmem ne kadar zaman, sonra ne değişiyor? Sevgiler mi, karakterler mi? Bunca yıl tanıdığın veya tanımadığın iyi kötü bir hayat sürdürmeye çalıştığın kimi zaman aç kimi zaman tok kalktığın evinin sofrasından artık sıkıldım diyerek ayrılmak istemek ne demek?

Gitmek ne demek mesela, ayrılığı ölümle bir tutanlar sevenler değil miydi? Sevdiği adam veya kadınla evlenip bir süre sonra gitmek istemek ayrılmayı mı yoksa ölmeyi mi tercih etmekti?

Bilemiyorum…

Dediğim gibi Allah kimsenin yuvasını bozmasın, tüm çiftlere birbirine tahammül sabrı versin diye dua edelim. Ama artık başka çare kalmamışsa ve her şey cidden kötüyse karar elbette taraflarındır.

Kendisi değerli bir arkadaşım olan Av. Yılmaz Yalçın' a danışmak istediğiniz sorular varsa size yol gösterecektir. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

 http://www.yilmazyalcin.av.tr/

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.