Günaydın Dünya

12.11.2014 15:38:52
A+ A-

Sana da günaydın günlüküm

Uzun zamandır tek kelime yazmadım, yazmak aynaya bakmak gibi, zihnindekileri döküp sonra onları seyretmek her zaman iyi gelmiyor yazana. Sokakta salınıp yürürken, ya da biriyle sohbet ederken onun sen de gördükleriyle, senin hissettiklerin nasıl denk düşmezse, benim sana yazdıklarımı okumak, bana her zaman iyi gelmiyor. Evime kapanmak gibi kelimelerimi de kendime saklıyorum.

Başkalarının kelimelerine odaklanıp onların dünyalarında gezinmek, hafiflemek böyle zamanlarda güzel oluyor.

Mutlu Moskova'yı okuyorum içime sindire sindire her seferinde keşfettiğim bir şey zihnimde bir bir kapak açılmasına sebep oluyor.

Moskova İvanovna Çestnova romanımın baş kahramanı, kitabın muhteşem anlatımıyla, başlangıcında dediği gibi bir gece vakti, karanlık bir adam elinde meşale geçti sokaktan koşarak.Sıkıcı rüyasından uyanan küçük kız evinin penceresinden gördü onu. Sonra sağlam bir tüfek sesi ve kederli aciz bir çığlık duydu- galiba meşaleli adamı öldürmüşlerdi. Az sonra bir çok uzak silah sesi ve yakınlardaki hapishaneden yükselen uğultu işitildi. Küçük kız uykuya daldı.

O gece Ekim Devrimi başlamıştı. Moskova İvanovna Çestnova'nın adı, ona küçük yaşta ailesi öldüğü için yerleştirildiği yurtta verilmiş. Bu kederli bir çocukluk anısı olsada Moskova hikayenin diğer kahramanlarının yaşam kaynağı,  etrafındaki erkekler ona aşık oluyor. Yazarın anlatıcısına göre o kadar ahım şahım bir güzelliği de yok ama yaşama tutkun Moskova. Okulda gelecek hakkında bir kompozisyon yazmalarını istediklerinde o, gelecek yaşamı yaşamak istediğini, reçelin tadını, kırları, ağaçların altında gezine bilmeyi arzuladığından bahsediyor. Yoksa ben yaşamam, öyle olmayacaksa canım çekmez. Canım basbayağı mutlu yaşamak istiyor.Eklenecek bir şey yok. diyerek yazısına da son noktayı koyuyor. Bu yaşama arzusunun yanında çocukluğunda rüyasını bölen eli meşaleli adam hayatının her anında ansızın onu gelip yakalayıveriyor. İşte o zaman Moskova Çestnova her ne yapıyorsa ona ara vermek zorunda kalıyor. Dans ediyorsa duruyor, gülüyorsa gülümsemesi yüzünde, meşaleli adam içinden geçip gidene kadar acıyla bekliyor. 

Mühendis Sartorius ona aşık olduğunda Moskova da onu sevdiğini söylüyor. Tarlada bir çukurda sevişiyorlar ama Moskova gitmesi gerektiğini söyleyerek yanından ayrıldığında Sartorius onun bir daha geri gelmeyeceğini biliyor. Çestnova, genç mühendisin sevgisine inandığını onun da kendisini sevdiğini ama içinde bir acının olduğunu o yüzden gitmesi gerektiğini söylüyor. Ondaki duyguya yabancı olmayan mühendis *içindeki resim farklı olsa da- onun içinden meşaleli bir adam geçmiyor belki ama onun da arada bir zihnini yırtıp geçen bir şeyler var, bunları unutup sadece sevişmelerini, aşklarını yaşamalarını öneriyor -kendi inanmasa da bir ümit Moskova inanır kabul eder diye.  Moskova Çestnova  olumuz yanıt veriyor, zaten mühendiste alacağı yanıtın farklı olmasını dilemişti sadece. O da kendine işine verip zaman aklına gelen kıza geri kovuyor düşüncelerinden şimdi zamanı değil gelme Moskova, diyerek. . Tartı ve Ağırlık Tröstü'nde çalışmaya başlıyor. Dünyanın en eski aleti olan tartılar dengeyi sağlamak için yapılmışlar ve bu hassas teraziler uzun zamandır bozuk. Üstelik tartıların ayarsızlığı çok uzun zaman bir sorundu aslında, yeni bir Tuz İsyanı çıkmaması için terazilerin hatalarının acil giderilmesi gerekiyor. Sartorius da aşkından uzaklaşabilmek için kendini işine veriyor. Kuarts taşının ortada durduğu küçük radyo dalgalarıyla çalışan bir terazi yapmayı başarıyor sonunda.

Moskova da kendi işini yaparken doğası gereği insanları etkilemeye devam ediyor. Bunlardan bir tanesi, genç kadının yarım insan diye tanımladığı Yedek Er Komyagin'di. Sohbetlerinde ruh halini anlatırken,  gönlüm yok, sürekli şişinmek gerekiyor- ya düşüneceksin, ya konuşacaksın, ya bir yere gideceksin, ya bir faaliyet göstereceksin.Oysa benim hiç bir şeyde gönlüm yok, yaşadığımı da unutuyorum devamlı, anımsarsam da bir ürperti. diyor adam.

Yarım bıraktığı resimler odasının her yanına gelişi güzel serpiştirilmiş, Yedek Er Komyagin yatağının altından çıkardığı yine yarım, zamanın durduğunu anımsatan resmini gösteriyor Moskova'ya ve karısı geldiğinde biraz dışarı çıkıp koridorda zaman geçirmesini istiyor. Kadınlarla olmazsam azap çekiyorum diye itirafta bulunuyor. Elimden bir şey gelmez diye devam ediyor. hem sizin benimle. kusura bakmayın  işiniz olmaz, diyor.

Hayır, olur diyor Moskova ve onun mahcubiyetinden utanarak. Kapıda biraz daha sohbet ediyorlar ve ayrılırken ona geleceğini söylüyor Moskova sonra sinirlenip senin gibi eksik çöplük bir adamla işim olmaz diyor.

Hemen ayrılmıyor oradan durup içeriden gelen sesleri dinlerken Yedek Er Komyagin gibi onun da kalbi hızla çarpıyor. Burada anlatıcı duvara başını yaslayıp içerideki sesleri kederle dinleyen Moskova gibi başka yabancıların da onu dinleyip farklı bir nedenden kederlenebileceğinden habersiz olduğunu söylüyor.

Oradan ayrılıp yoluna devam eden Moskova İvanova Çestnova yaşamın ötelere uzanan yolunun buralardan geçmediğine karar verdi.

Roman hala devam ediyor, benim okumam henüz bitmedi. Her gün kitabı bitirdiğimde yeniden okumam gerektiğini çünkü anlamadığım gözden kaçırdığım çok şey olduğunu düşünüyorum. Aklıma okuduğuma bir daha geri dönmediğim geliyor, bu içimi bunaltıyor.

Şunu da biliyorum ki ihtiyaç hissettiğim de başka biri olduğum da başka bir gün kitabıma geri dönebilirim. Evren ve onun parçası olan bizler değişimden ibaret ve kendime hiç bir şey hakkında söz veremem.

Hep görüşelim günlüküm, sevdiğimsin.

Zuhals



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.