Kadın ve Erkek Üstüne Bir Deneme

10.05.2014 22:41:34
A+ A-

Jung dan esinlenerek şu cümleyle konuya başlamak istiyorum.Her erkeğin içinde bir kadın her kadının içinde bir erkek saklıdır.(Şu diyalektikten bir türlü kurtulamadık)Merak etme yazının ana fikri bu klişe değil ey okuyucu.Bununla bağlantılıdır.

 
Jung dan esinlenerek edilmiş bu cümlede çok önemli bir gerçek vardır.Biyolojik açıdan bakıldığında bile hepimizde cinsiyetimize göre az veya çok östrojen ve androjen hormonlar bulunur.Psikolojik açıdan bakıldığında bu biyolojik hakikatin etkilerini en güzel ruhun şamanı Jung açıklamıştır.Dişil ruha anima adını veren Jung birçok mitoloji ve rüyada erkeğin içindeki anima ile tanışıp barışmasını açıklamaya girişir.Kafamın Jung'un metinleriyle son derece karışmış haliyle çok da anlayamadığım -ki Jung algılaması en zor konudur der- bu konuya derinlemesine bu yazıda giremiyorum.Jung'a göre böylece varlığın her iki yönü de algılanabilecektir.Bu şüphesiz içinizdeki  gayi keşfetmek manasında değildir.Cinsel tercihler işin farklı bir boyutudur. Anima ile tanışmak insan bütünlüğünün salt psikolojik yönüyle ilgilidir.
 
Bu durumda size dişil ve eril ruh nedir bunu açıklamak zorunda kalıyorum.
 
Adler'in İnsan Tabiatını Tanıma adlı kitabına önsöz yazan ünlü psikolog Dr. Ayda Yörükan eski kabileler üzerinde yapılan incelemelerden bahseder.Bu kabilelerde yapılan incelemeler sonucunda cinsiyetlere bağlı temel davranış normlarının toplum düzenlerine göre değiştiklerini görür.Mesela bir kabilede çocuklara bakmak erkeklerin görevidir.Ve bu erkeklerin reis olarak kadınları tanıdıkları bir kadının birden çok erkeği olduğnu,yemekleri erkeklerin yaptığını ayrıca erkeklerin bebeklerle evcilik oynadıklarını, süs ve püslerine önem verdiklerini gözlemlemişlerdir.Kadınlar da tersi rol modeller benimsemişlerdir.Bu tip kabilelerde kadınlar ava çıkmaktadır.Ayrıca erkeklerin son derece efemine hareketlerde bulundukları yani kıvırttıklarını falan gözlemlemişlerdir.
 
Yani toplumumuzda temel olarak gözüken(aslında tüm dünyada)kadınların çiçekleri böcekleri renkli şeyleri süslenmeyi ve çocukları sevmeleri aslında toplumsal bir şartlandırmadır. Dişil ruhla alakası yoktur.Eril dediklerimizin de eril ruhla alakası olmadığı gibi.Mesela amazonlar savaşçıdır.Eski toplumlarda kadınların da savaşa katıldıkları gözlemlenebilir.Kanımca kadın ve erkek rol modellerini biçimlenmesinde üretim şekilleri önemli rol oynamaktadır.Eski toplayıcı avcı toplumlarda bu rol modellerin daha özgürce geliştikleri söylenebilir.Hatta eski arkeolojik bulgular çok eski insanların kadın egemen toplumda yaşadıklarını göstermektedir.Kadın cinsiyetli tanrılar buna kanıttır.Daha sonra tanrılar eril cinsiyet edinmişlerdir.
 
O zaman nedir dişil ruh?
Ve neden kadın ver erkek mars ile venüs kadar ayrıdır?
Cevaplanması zor olan bu soruya kafamın bu güzel hali ile cevap aradım ve buraya yazmaya karar verdim.Her türlü atış serbest.
 
Bana göre dişil ruh sanıldığı kadar karmaşık olmayıp anlaması da aslında temel anlamda zor değildir.yani bu yazı sonunda kafamdakileri toparlayıp anlayabileceğimi zannediyorum.Daha çok biyolojik bir olgudur sosyal açılarından soyutladığımızda.
 
Kadının bir defa en büyük biyolojik farklılığı doğurganlığıdır. Doğaya bir yaşam hediye eder.Her canlı da neslinin üremesi için en iyi gen havuzunu seçmeye kodlanmıştır.Bugünkü biyoloji bilimi bunu kanıtlamaktadır.Geyiklerde çok boynuzlu olan,aslanlarda yelesi fazla olan,sürüngenlerde sırtındaki tırtıkları fazla olan,diper sürülerde erkekleri yenip sürü başkanı olan dişiler tarafında tercih edilmektedir.Yani dişi gücü arar.
 
Bu insan tabiatına geldiğine şu sonuç analojik olarak ortaya çıkacaktır. Nerede kariyeri,parası, jipi takım elbisesi olan varsa bu gelecek nesiller için daha iyi bir gelecek algısı yarattığından insan dişi kişileri de bu tip adamlara meyil edecektir.Bunun kanıtı olarak da biraz mizah katmak amacıyla konuya zamanında yapılan bir kamuoyu yoklamasında Mesut Yılmaz'ın ve adı aklıma gelmeyen deprem dedenin en çekici erkek kategorisinde birincil gelmeleridir.Bunun dışında kadınlar en çekici erkeği koku duyları vasıtasıyla bilinçdışı şekilde algılarlar.Yapılan bilimsel araştırmalara koku duyusunun dişini en yabancı gen havuzunu algılamasına yardımcı olduğunu ve gen havuzları ne kadar yabancı olursa yeni doğacak neslin o kadar biyolojik olarak mükemmel olacağını açıklamaktadır.Ama modern toplumlarda ve sürü psikolojisinde doğan çocuğunun toplum içindeki yeri daha önemli olduğundan biyolojik mükemmellik ikinci plana atılmakta yukarıda saydığımız özellikler ön plana geçmektedir.Yani temel olarak dişi şu mesajı almak ister ben gelecek kuşakları yaşatacak ve onlara rahat bir gelecekte sağlayacak erkeğim.Bu durumda karşımıza bahsettiğim güç olgusu çıkar.Güç aynı zamanda teslimiyet demektir.
Cinsellik de dişi teslimiyeti sonucu gerçekleşir.Çiftleşmesini tamamlayan dişi yeni nesillere gebe kalır.Bu da annelik içgüdüsünü beraberinde getirir.Annelik doğada karşılıksız sevgiye yakın olan yegane şeydir.Ve bu yüzden dişil prensip derken sanırım bu sevgi kastedilir.Bu sevgi kutsaldır.Böylelikle kadınlar algıda erkeklerden farklılaşır canlılara ve doğaya daha barışçıl ince bir bakış açısı getirebilirler diye zannediyorum. Zaten yapılan araştırmalar da göstermektedir ki, dişi insan bebekleri annelerinin yüzlerindeki ayrıntılara odaklanırken, erkek insan bebekleri ışığa odaklanmaktadırlar. Bu örnek bile insan cinsler arasındaki zihinsel farklılığı tüm netliğiyle açığa çıkarmaktadır. Kadınlar, ayrıntılara hakimiyetleri, daha rahat iletişim ve empati kurmaları, zihinsel yetenekleriyle erkeklerden ayrılmaktadırlar. Bu açıdan benim için kadınlar erkeklerden üstündür. Hele ki iletişim çağı olan çağımızda bu üstünlükleri giderek daha çok ortaya çıkacaktır.
Diğer taraftan erkeklere baktığınızda daha çok şiddet eğilimi gösterdikleri, fiziksel olarak aha kuvvetli oldukları, çocuklarıyla anneye göre ikincil bir ilişki kurdukları, rafine olmayan ve iletişime dayanmayan bir hakimiyet ilişkisine eğilimli oldukları görülecektir.
 
Yine de toplumsal kabul ve roller bu genellemeleri değiştirebilmektedir. Yani kısacası diyebiliriz ki erkek ve kadın hem çok farklıdır hem de hiç farklı değildir. Doğaya bakın tüm hayvanların dişilerinin algılarının, gerçekten de daha gelişkin olduğunu daha zeki olduklarını daha uyanık olduklarını göreceksiniz.Yani en aptal dişi bile en zeki erkekten akıllıdır.Dişiler daha üstündür.Nesilleri devam ettirme yükü onların omuzlarındadır.Biz erkekler figüranız. Kabullenmek lazım.Kadınları çok seviyorum. En azından kadınların hiçbiri birbirine benzemez. Ama erkekler birbirine benzer. Kadınlar olmasa hayat renksiz ve tekdüze bir yer olurdu. Yaşasın dişil ilke ve anaerkil toplum!


YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.