Kadına şiddet ve İstanbul Sözleşmesiİ!

04.08.2014 10:43:13
A+ A-

“Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi”, 1 Ağustos’ta yürürlüğe girdi. Avrupa Konseyi ülkelerince Mayıs 2011’de imzaya açılan ‘İstanbul Sözleşmesi’ni, Türkiye, ilk imzalayan ülke oldu ve Kasım 2011’de parlamentosunda onayladı.

CHP Ankara Milletvekili ve ‘Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’ üyesi Gülsüm Bilgehan, Avrupa Konseyi Eşitlik Komitesi Başkanı olduğu dönemde, bu sözleşmenin hazırlanmasına öncülük etti. Sözleşme’nin TBMM’nde onaylanması için konuyu Meclise taşıyan CHP’li Bilgehan, “Kadına şiddet, gelişmiş ülkelerde de bir sorun. Geçen yıl İsveç’te 80, İspanya’da 45, Portekiz’de de 36 kadın öldürüldü. Ancak Türkiye’deki tablo, çok daha vahim. Türkiye’de, 2013 yılı içinde 189, bu yılın ilk altı ayında 129 kadının öldürüldü. 1 Ağustos’u bir milat olarak kabul edip, kadınlarımızı uluslararası bir zırhla korumak için  gerekli adımları atmalıyız. Türkiye için bu kritik sözleşmenin, sözde kalmaması çok önemli. Türkiye, Avrupa Konseyi’nin tam üyesidir. Bu sözleşmenin uygulanmasında tam bir kararlılık göstermelidir” dedi.

Sözleşmede aile içi şiddet şöyle tanımlanıyor: Aile içinde veya hanede, mağdur, faille aynı evi paylaşsa da, eski veya şimdiki eş veya çocuklar arasında meydana gelen her türlü fiziksel, cinsel, psikolojik, ekonomik şiddet…

İstanbul Sözleşmesi nedir?

Sözleşme, Mayıs 2011’de Avrupa Konseyi ülkelerince İstanbul’da imzaya açılması nedeniyle bu adı taşıyor. Türkiye, Kasım 2011’de sözleşmeye parlamentosunda onay veren ilk ülke oldu. Üç yıllık süre içinde gerekli olan en az imza sayısı 10’a ulaşıldı. Bu ülkeler sırasıyla: Türkiye, Arnavutluk, Avusturya, Bosna-Hersek, Danimarka, İtalya, Karadağ, Portekiz, Sırbistan ve Andora. Fransa ve İsveç’in koyduğu çekinceler nedeniyle Sözleşme, bu ülkelerde 1 Kasım’da yürürlüğe girecek.

Sözleşmenin hükümleri kısaca şöyle:

-Kadınların güvenliği, Avrupa Konseyi merkezli 4 yıl süreyle görev yapan bir birim tarafından uluslararası düzeyde denetlenecek. GREVIO adı verilen bu birim 6 ay içinde Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından belirlenecek.

- Sözleşme’ye taraf devletler, şiddet gören kadınlara mülteci olma hakkı verebilecek. Bu anlamda sözleşme küresel ölçekte kadına şiddetle mücadeleyi öngörüyor. Şiddet gören kadın, o ülke vatandaşı olmasa bile, sınır dışı edilemeyecek.

- Devlet, ölüm riski ve durumun acilliğini göz önüne alarak her türlü önlemi alacak. Kolluk kuvvetlerinin, mağdurlara yönelik her türlü şiddete acil ve yerinde müdahale etmesi için çok daha etkin önlem almaları sağlanacak. Emniyet, savcı ve mahkeme arasında etkin bir işbirliği oluşturulacak.

- Taraflar, kültür-örf-adet-gelenek-din veya sözde ‘namus’un herhangi bir şiddet eylemi için mazeret oluşturmamasını sağlar.

- Şiddet mağduruna ikametini değiştirmesi için gerekli destek verilecek. Mağdur korunacak ve psikolojik destek alacak. Mağdurun, faille temas etmemesi sağlanacak. Şiddet mağduru kadına, asgari ücretin günlük tutarına göre, devlet tarafından geçici maddi destek verilecek.

- Kadına yönelik şiddete yataklık edenler, cezalandırılacak.

- Devlet radyo ve televizyonlarında her ay en az 90 dakika, toplumsal cinsiyet eşitliğine dair yayın yapılacak.

- İlk ve Ortaöğretim ders programlarına, kadının insan hakları ve kadın-erkek eşitliği üzerine, eğitime yönelik dersler konulacak.

-Zorla evlendirmelerin suç sayılması için gereken hukuki, idari ve cezai önlemler alınacak.

- Mağdurların faillerden tazminat istemesi konusunda gerekli yasal düzenlemeler yapılacak.

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.