Kanser

06.10.2014 19:05:34
A+ A-

                                                                                                                

Benim babam hastalanamaz. Olmaz, kabul edemem, bana bunu yapamaz.

Hasta olamaz ki benim babam, bir kere iyi bakar kendine, dikkat eder. Yumurtanın, sütün, etin, sebzenin en tazesini arar, bulur, en günlüğünü yer. Sonra yürüyüş yapar, eşi, dostu, seveni çoktur.

Yok, hasta olamaz benim babam, lazım bana daha, hiçbir yere gidemez, bırakamam.

Annem ağrılar içinde inim inim inlerken, dökülen saçlarını becerikli elleriyle okşayıp, acılarını nasıl hafiflettiyse, beni, çocuklarımı bakışlarıyla, varlığıyla sevecek, saracak, okşayacak. Bizi büyütecek, şimdi değil, mümkün değil.

Babam hastalanamaz çünkü ona yapacak nazım kaprisim var daha, bitmedi ki.

Ömrünce hep sağlıklı yaşayan babacığım, yatağında kimselerden medet umamaz, isteyemez. Utanır. Çekinir. İlaç kokusunu, doktoru, hastaneyi sevmez o. Güçlüdür, hep bir meşguliyeti, yarım kalan bir takım işleri daima vardır. Yorulmaz, yenilmez. Benim babam herkesin babasını döver, o derece ardımda kaledir, duvardır. Babam o benim, imkânı yok olmaz.

Telefonlarını yoğunluktan açamayıp, eve gelir gelmez aradığım babam, nefes almadan gün boyu yaşadığım aksilikleri anlatmamı sabır ve sükûnetle dinledikten sonra, "Biliyor musun, filanca markette deterjan indirimde, sende git al, paranı boşa harcama kızım" der gibi rahat rahat karşıma geçip "Kanser oldum" diyemez bana.

Benim babam hastalanamaz, okulda haylazlık yaptığımda, müziğin sesini sonuna kadar açıp komşuları rahatsız ettiğimde tek evladını savunan, eve gidince kırmadan nasihat eden düşünceli babama hiç bir şey olamaz.

Her sabah yıpranmış takım elbisesini, tek ayakkabısını giyip, kalın kravatını takıp, derisi pul pul dökülmüş çantasıyla işe giden, aldığı üç otuz parayla mucizeler gerçekleştiren babam, benim babam, o amansız hastalığa katiyen tutulamaz. Canımı yakamaz. Beni yapayalnız bırakamaz.

Benim babam hastalanamaz, biz onunla daha Urfa'ya gidip kebabın her türlüsünü yerinde tadacağız, Bodrum'un sakin bir koyunda kulaç yarıştıracağız, annemin vasiyetini yerine getirip, yengemin yaptığı zeytinyağlı yemekleri beğenmeyip, burun kıvıracağız. Yapacak onca şeyimiz varken, yorgan döşek yatamaz. Sırası değil.

Benim babam torunlarının elinden tutup okullara, parklara götürecek, mezuniyetlerini görecek, gelinlikler giydirecek, onlara da babalık edecek, daha erken, çok erken.

Benim nüktedan, yaşamayı seven, neşeli babam, olmaz. İnan ki bak, bu dediğin olamaz.

                 

                  



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.