Kaybetmenin kompozisyonu

13.06.2015 19:08:33
A+ A-

İnsanlar; doğar, yaşar ve ölürler. Doğuşlarıyla birlikte başlar hayata tutunma çabaları. Aileler en güzel dönemleri olan çocukluklarını unutturup, kendi rahatları için sen büyüdün yalanıyla yetiştirirler evlatları.

Çocukluk çağlarında tek derdi oyun üretmek olan küçük bedenler, büyümenin verdiği sahte ağırbaşlılığı yapıştırırlar üzerine. Ağzı süt kokan bireyler, küçüklük umutlarıyla, büyüklük hayalleri arasına sıkışarak en güzel şeylerini kaybederler; Çocukluklarını.

Gençlik dönemleri gelip, ergenliğin en şaşaalı anlarında bu kez de çevre ve okul hayatı izin vermez kendini ifade etmeye. Üzerinde hormonsal sinirin en ağırını barındıran bu kitle, kendini hayata ifade etmeye çalışsa da kimseye duyuramaz sesini ve o sinir harbinde kendini kaybeder. Bunlar insanoğlunun ilk büyük depresyon denemeleridir. Erkekler ikinci büyük depresif denemeyi askerlik döneminde yaşar.

Bu dönemlerden başarı ile çıkabilen bireyler, ailevi durumları da uygunsa soluğu üniversitede alırlar. İmkansızlık veya haylazlıktan okumayı başaramayanlar için ise gençlik bir çırpıda kaybedilmiş, hayata atılma çağı gelmiştir.

Sonraki yıllar okul veya askerlik bitimiyle birlikte sinir bozucu insan kaynakları deneyimleri başlar. Profesyonel iş yaşamı adı altında, ruh ve bedenini satacak firma arar insanoğlu. Okula devam edemeyip çalışmaya başlayanlar ise çoktan çarka kendilerini kaptırmışlardır.

Yıllar geçer insanoğlu kaybeder, kazandığını düşünür, kaybeder ve tekrar kazandığını düşünür. Ta ki, sağlığını kaybedip el ve ayaktan düşünceye kadar.

İnsanoğlunun kısa hayat özetidir bu aslında. İçeriğinde kaybetmek olan yalan mı yalan bir hayat. En büyük kazanım olan kariyerde bile kaybedilmiş sağlıkların olduğu koca bir yalanlar silsilesi.

Hayat boyu baskı altındadır insanoğlu. Evde, okulda, işte, tuttuğu takım kaybettiğinde, sosyal toplum içerisinde. İşverenler, devletler, aile büyükleri, çevresel faktörler tarafından farkında olmadan sürekli ezilirler. Yaşamının kural ve sınırlarını hep ikinci şahıslar belirler.

Mutluluklarının ardında, aslında farkında olmadan; hayata ve insanlığa karşı başkaldırılar yatar. Satış elemanı satış yaptığında kendine yapılan baskıların öcünü almıştır, tuttuğu partinin veya takımın kazanması hayatta ben de varım diyebilmektir insanlığa, büyük paralar kazanmaya çalışması hayata karşı, ezilmişliklerinin en büyük intikamıdır, en başarılı sensin denmesi egonun orgazmıdır.

Osho der ki;” Zevklerin bi?e? hiçti, sadece su üstüne atılan imzalar gibiydi. Acıların ise mermer üzerine kazınmıştı. Ve bütün bu acıları, suya atılacak imzalar için çekmişsin.”

Dedim ya; insanlar doğar, yaşar ve ölürler. Arasına ise çok şey sığdırırlar……

Sevgiyle…

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.