Nasıl ana-baba olmaya çalışıyoruz ve neden bunu yapıyoruz?

30.12.2014 17:28:54
A+ A-

2014 yılı boyunca sizlere paylaşımlarda bulundum. Kimisi çıldırdığımı, kimisi uslandığımı düşündü, kimisi evliliğime ve eşime bağladı bu değişimi, kimisi kızlarımın dünyaya gelmesi ile ilişkilendirdi. Kimisi umursamadı, bir-iki yazıdan sonra okumadan geçti paylaşımlarımı, kimisi dikkatle takip etti ama gizlenmeyi seçti. Kimisi açık açık "seviyoruz sizi" dedi, kimisi "anlamıyorum ama davanızdaki istikrarınızı hayranlıkla izliyorum" dedi.

Öncelikle herkese teşekkürler!

Şimdi, insan ve ana-baba olarak yürümeye çalıştığımız yolu ve ona ışık tutan prensipleri açıklaması için, sözü sevgili eşim Gamze'ye bırakıyorum.

Davamızı bir de onun analitik üslubundan dinleyin. 

 

Bizi anlasanız da anlamasanız da sizlere saygı duyuyoruz.

Dileriz siz de bize aynı şekilde karşılık verirsiniz.

 

Baltasını çıkaranlara selam olsun!....  

Bu yazıyı peyderpey yayınlayacağım.

Birinci Bölüm :
 

Bu yazıyı yazıyorum, çünkü Barış'ın sosyal alemde kesitler sunduğu ebeveynlik hayatımızın ana temalarını "Nedir bu saçmalık? Çikolata yedirmiyorlar ama kış günü parkta çamurlu su ile oynatıyorlar, sokakta yere düşen şeyi tekrar Nefes'in eline veriyorlar; Çakıl'ın eline cep telefonu vermiyorlar ama çakmak veriyorlar, kaldırımda elini tutmadan önden koşmasına izin veriyorlar. Hala beraber yatıyorlar, hala ikisini de emziriyor Gamze sanki bebeklermiş gibi ama markette saçma bir şey istediklerinde almayıp hüngür hüngür ağlatıyorlar çocuklarını (bir yandan onlara sarılarak tabii ki, bunu o sırada göremiyor çoğu insan....) ya da saçma sapan yerlere tırmanıp düşmelerine ve kendileri kalkmalarına izin veriyorlar sanki büyük çocuklarmış gibi....., şimdi Barbie, fırfırlı tüllü pembe elbiseler vs... almıyorlar ama ilerde kızlar okula gittiklerinde görürler nasıl hepsini alacaklarını!.." diyen insanlara çelişkiler içinde görünen ya da birçok konuda saçma tutulmalar ile boşa kürek çekiyor gibi göründüğümüz ebeveynlik hayatımızın nasıl tek bir prensip altında toplandığını ve tekil durumların herbirinin bu prensibin altında nereye denk geldiğini tartarak karar vermeye çalıştığımızı anlatmak istiyorum. 

 

Yazıyorum, çünkü şu içinde yaşadığımız çürümüş ve daha da çürümekte olan sistemde anne-babalık da çürümeden fazlasıyla nasibini almış durumda ve bizler -yani böyle bir devirde hem sistemi hem de ebeveynliği dönüştürmeye çalışanlar- birbirimizi bulmalı, tanımalı, bilgi paylaşımı yapmalıyız. 

 

Yazıyorum, çünkü bizden sonra gelecek anne-babalara örnek olmak istiyoruz (elbette bizim de hatalarımız oluyor.. mükemmel anne-babalar değiliz, olamayız, ama bence en önemli konuda doğru yerde duruyoruz... gerisi boş...) 

 

Yazıyorum, çünkü yakınlarımıza kendimizi anlatmak ve "Ay, şimdi şu konuda neyi neden yapıyorlardı, acaba şöyle mi yapıyorlardı böyle mi? Ay, bu küçük bir konu, biz yine bildiğimiz gibi yapalım, ne fark eder?" dememeleri için küçük ve önemsiz görünen tekil durumların altını çok önemli bir prensip ile doldurmak ve onların bizi daha iyi anlamasını sağlamak istiyoruz.

 

Yazıyorum, çünkü insan yazdıkça, anlattıkça daha iyi oturtuyor konuları, daha iyi sindiriyor içine ve daha iyi anlıyor hepsinin nasıl birbirine bağlı olduğunu....

 

Ama en önemlisi;

Yazıyorum, çünkü bunu çocuklarımıza bırakmak istiyorum... "İşte biz böyle anne-babaydık" diyebilmek için değil, bundan saptığımız yerler olursa bizi uyarabilsinler diye...

 

 

Çocuk kimdir?

(Bakın mutlu, sağlıklı, başarılı vs... demiyorum) Doğru insan olma potansiyeli ve görevi ile bu dünyaya gelmiş ve bize emanet edilmiş, bizim malımız olmayan, sadece bizim korumamız altında olan, bize, biz buna layık olmadıkça saygı bile borçlu olmayan, başka yollar ile değil kendi deneyip yanılarak ya da karşısındakinin gerçek örnek olması ile öğrenen, bizim gibi kendi iradesi, kendi meşrebi, kendi ruhu olan, bizden farkı bu dünyaya yeni gelmiş olmaktan kaynaklanan bilgisizlikler, yetersizlikler ve deneyimsizlikler olan, ama en önemlisi bize ayna tutan ve bizim büyüyebilmemiz için en önemli eğitici olan bir varlıktır...

Çocuğunu daha rahme düştüğü andan itibaren bu şekilde; seninle beraber yaşayan, sadece senden deneyimsiz olan ve bu sebeple senin koruman altında olan ve senin kendisine tecrübelerini aktarma sorumluluğu taşıdığın bir İNSAN, diğer yetişkinler gibi bir birey, bir ruh ve senin eğitmenin, bütün geçmiş yaralarını iyileştirmen için -eğer görebilirsen- sana ayna tutan biri olarak düşünürsen, şu anki sistemde anne babaların yaptığı birçok şeyi yapamaz hale geliyorsun. Dolayısı ile düşünerek, okuyarak, araştırarak ve dönüp kendi içine bakarak bu prensibe uygun davranışları bulmaya çalışıyorsun.

https://ssl.gstatic.com/ui/v1/icons/mail/images/cleardot.gif

Bütün bu bulduğumuz, bulmaya çalıştığımız, kimi zaman bulup da yapmayı başaramayacağımız, kimi zaman da bulamayacağımız uygun davranışlara bizim hayatımızdan örnekler vermeye geçmeden önce, en baştaki ön kabulümüze değinmek isterim. Çünkü bizim öncelikle kendi hayatımızı ve dolayısı ile anne babalığımızı belirleyen şey, bu ön kabuldür.

Ama aslında bizim hayatımızda bir son kabuldür bu.. Geçmiş yaşantımızın sonunda vardığımız bir haldir, bir şahitlik, bir inançtır....

Doğru insan olma potansiyeli ve görevi ile yaratıldığımıza inandığımız için anlamlı bir bütün oluşturuyor bunlar... Ve onun için sisteme karşıyız. Bu sistem insanın bu potansiyelini her koldan çalışarak onun elinden almaya uğraştığı için....

 

Bu yolda zaman zaman mutsuz da olabiliriz, toplum standartlarına göre başarısız da olabiliriz, sağlıksız da olabiliriz. Hatta evsiz, yurtsuz, işsiz, parasız kalabiliriz. Ama bizim işimiz bunlarla değil... Bizim işimiz bize verilen görevi yapmaya çalışmakla...

Daha çok başındayız bu yolun, kendi hayatımızda da ana-babalık hayatında da... Ama büyüyoruz, öğreniyoruz, her gün biraz daha insan oluyoruz..

İnsan olmak esas derdimiz ve bizim, çocuklarımızın ve tüm diğerlerinin bu yolda yürümesini engelleyen herkesin ve her şeyin karşısında duruyoruz. İnsan olabilmeye çalışmaya ilahi bir değer atfettiğimiz için böyle bir derdimiz var... Yoksa her şey insan yapısı diye düşünsek, bu yol da bir olurdu bizim için sisteme yalakalık etmek de... uyuşturucu bağımlısı olmak da bir olurdu, dünyayı düzeltmeye çalışmak da... topluma göre ahlaklı davranmak da bir olurdu, toplumun suç dediği şeyleri yapmak da... iyi de insan icadı olurdu bizim için, kötü de... Hiçbiri daha üstün olmazdı bizim için, olmadı da daha önceki hayatımızda...

 

Biz bu şahitliğimizi yaşadıktan sonra bu dünyada yapabileceğimiz en önemli ve güzel şeyin, kendi içimizdeki ve karşılaşacağımız insanların içindeki çocuklar da dahil olmak üzere çocuk yetiştirmek olduğunu hissettik. Çünkü insan olmaya giden yol önce içindeki çocuğun geçmiş yaralarını iyileştirmekle başlıyor. Ve bir çocuk doğurduğunda da hem çok büyük bir sorumlulukla onun yaradılışına uygun davranmaya çalışıyorsun (kimi zaman çok zorlanıyorsun, kimi zaman gücün yetmiyor..), çünkü o yetişkin olduğunda içindeki çocuk olabildiğince huzurlu olsun, doğru olsun istiyorsun. Hem de onun tuttuğu aynada kendini izliyorsun.. Nelere tahammülsüz olduğunu, nelere birden tepki verdiğini.. Bunların hepsi senin yaraların olan yerler... Çocuk, en deneyimli psikiyatristten daha iyi gösteriyor sana yaralarını, iyileşmen gereken yerleri... İşte böylece onun ruhunu, iradesini kırmadan onu büyütmeye çalıştığın ve kendi sınırlarını onunla paylaşırken kendi yaralarını açıp görerek kendini de büyütmeye çalıştığın bir yola giriyorsun çocuğunla birlikte...

 

Yoldaş oluyorsunuz..

Tıpkı (çok zor olsa da eğer yapabilirsen -ki yıllardır düşe kalka, çok zorlanarak da olsa, kanaya kanaya Barış'la ikimizin ilişkisinde yapmaya çalıştığımız şey bu..-) eşinle de olduğu gibi...

Çocuklar ve eşimiz bizim bu hayatta yoldaşlarımız...

Ama önce onların tuttukları aynaları görebilmek, bu yoldaşlığı diğer şeylere tercih edebilmek, onları meşrepleri ve yaraları ile kabul edebilmek, onların gözlerinin içine samimiyetle, gard almadan, korkmadan, olduğumuz gibi bakabilmek ve onlara hak ettikleri ilgi, değer, saygı ve sevgiyi verebilmek gerekiyor.

Sonra birlikte büyüyor, "savaş" kelimesinden korkmadan yanlışlarla savaşıyor, birlikte insan olmaya çalışıyorsunuz.

 

Gamze Uyan



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.