Okul öncesinde oyunun önemi ve oyuncak seçimi

07.03.2016 13:31:45
A+ A-

"Okul öncesi dönemde çocuğun en önemli uğraşı oyun, en ciddi işi yine oyundur."

Oyun oynamak çocuklar için çok önemli bir faaliyettir. Yetişkinler oyunu sadece eğlenceli bir aktivite olarak görürler, oysaki oyun sadece eğlenceli bir aktivite değildir çocukların yaşamında.  Oyun, sinir sistemini uyaran, kas sistemini geliştiren, zihinsel yetenekleri, duyuları ve duyguları harekete geçiren etkinliklerin tümüdür. Öğrendiklerini pekiştirdiği, hafızasını güçlendirdiği, karar verme, akıl yürütme, gözlem yapma, problem çözme gibi becerilerini geliştirdiği ve aynı zamanda oyunun niteliğine göre ince motor ve kaba motor becerilerini de güçlendirdiği sınırsız bir alandır. Kısacası oyun, çocuklar için bir büyüme aracıdır.

Oyun çok geniş bir alanı kapsar. Yaş gruplarına göre değişiklik gösterir. Oyun esnasında çocuk bedenini kullanmayı öğrenir. Biriken enerjisini dışarı atabileceği bir yol yaratır kendine. Nesneleri, cisimleri ve işlevlerini oyun esnasında öğrenir. Kavramları, renkleri, boyutları ve biçimleri ayırt etmeyi öğrenir. Başladığı bir işi bitirmeyi ve bundan haz duymayı öğrenir. İletişim yollarını dener ve uygun olanları öğrenmeye başlar. Yaratıcılığını destekler. Kuralların önemini kavrar. Deneme-yanılma yoluyla doğru adımlar atmayı öğrenir. Ben ve başkası kavramlarını öğrenir. Birlikte hareket etmeyi, paylaşmayı, işbirliğini, kazanmayı ve kaybetmeyi öğrenir. Kısacası oyun çocuğu hayata hazırlar ve kendini ifade etmeyi, olumsuzluklar karşısında baş edebilmeyi öğretir.  Bunların yanı sıra oyun, çocuğun duygu ve düşüncelerini dışa vurduğu ve kendini tedavi edebildiği, iyileştirebildiği bir alandır. Çözemediği sorunları hayali kahramanlar üzerinden çözebilir, onu üzen bir durumu oyunlarında sıklıkla işleyip oradaki üzüntü duygusu ile başa çıkma yollarını yine kendisi bulabilir. Bazen kızgınlık hissettiğinde bunu oyuncaklarına yansıtıp duygu boşalımı yaşayabilir. Oyun bu sebeple çocuğun hayatındaki en önemli unsurlardan biridir.

Gelişim dönemlerine göre çocuğun oyun oynama şekilleri değişir. 2-3 yaş civarlarında genellikle tek başına oyun gözlemlenir. Akranı olan bir çocukla yan yana koyduğunuzda aynı oyuncaklarla beraber oynuyor gibi gözükseler de aslında ikisi de bireysel olarak aynı oyuncakla farklı şekillerde oynamakta olduğunu görürüz. Buna paralel oyun deriz. 4-5 yaşlarına geldiğinde ise arkadaşlar oyun içinde aranan bir unsur haline gelmeye başlar. Arkadaşlarla oyun kurmak eğlenceli bir hal alır ve kolektif oyun dönemi başlar. Bu dönem çocuğun giderek sosyalleştiğini gösteren dönemdir. Çocuklar akranlarının yanı sıra anne ve babasıyla da oyun oynamaktan çok büyük zevk alırlar. Fakat burada yetişkinlerin dikkat etmeleri gereken bazı durumlar vardır. 

Gerçek dünyada çocuklardan bizim dünyamıza uyum sağlamaları ve bizim kurallarımıza göre hareket etmelerini isteriz fakat oyunlarda durum tam tersidir. Çocukların hayal dünyasına girebilmek ve onların koyduğu kurallara uygun hareket etmek yetişkinlerin en zorlandığı kısımlardan biridir. Örnek verirsek; çocuk oyunun içinde uçan inek karakteri yaratmışsa bazen yetişkinler ineklerin neden uçamayacağına dair mantıksal açıklamalara girmeye başlarlar. Halbuki orada çocuğun ihtiyacı yarattığı şeylerin yıkılmasından ziyade, yetişkinin onun dünyasında ona eşlik etmesidir. Diğer bir durum ise çocuğun kurduğu oyunu kendisi kontrol etmek, güç ve uzmanlık duygusunu geliştirme fırsatlarını bazen farkında olmadan elinden alabiliriz. Bu da oyunu bizim yönetmeye başlamamızla olur. Çocuklarınızla oyun oynarken oyunu onların yönlendirmesine izin vermek önemlidir. Fikir sunmak ya da yol gösterici olmak çocuk için gayet yeterli olmaktadır. Hoşuna giden fikri seçebilir, oyuna adapte edebilir ya da seçmeyebilir. Burada önemli olan kontrolün çocukta olmasıdır,  aksi takdirde çocuk inisiyatif almaktan mahrum kalır ve yetişkinlere bağımlı olmaya başlar.

Oyunları oynarken gülmek çok önemlidir. Bunun yanı sıra yetişkinlerin yaptığı komiklikler, tuhaflıklar ya da beceriksizlikler çocukları çok eğlendirir. Bunun sebebi ise orada kendi küçüklükleri ve yaşadıkları güçsüzlük duygularını boşaltmalarına yardımcı olmasıdır.

Çocuğun yaptığını sürekli düzeltmek ve müdahalelerde bulunmak da doğru değildir. Bunu yaptığınızda bir süre sonra çocuğunuzun ya size tepki verdiğini ya da oyunu bitirmek istediğini fark edersiniz. Burada yapılan düzeltmeler çocuğa sürekli olarak "sen yapamıyorsun", "sen yetersizsin" mesajı verir ve çocuğun güvenini sarsabilir.

Oyun esnasında her şey dozunda olmalıdır. Çocuğun attığı her adıma övgüler yağdırmak bir süre sonra çocuğun inancını ve size karşı güvenini sarsabilir. Ya da tam tersi durumlarda ise çocuk hiç onay alamadığı için yetersiz hissetmeye başlayabilir.

Yetişkinler çocuğun yaş dönemine göre oyun malzemelerini ve ortamını çocuğa sağlamalı, gerektiğinde bireysel gerektiğinde grup oyunları oynamasına fırsat yaratmalıdırlar. Kimi zaman çocuğu uzaktan izleyebilir, kimi zaman ise onun oyununa dahil olabilir.

Oyuncak Seçimi

Oyun ve oyuncak seçimi yaş gruplarına ve gelişim evrelerine göre değişkenlik gösterir. Oyuncak, günümüzde çok fazla çeşit ve miktarda bulunmaktadır. Yaşamın ilk dönemlerinde ortalama 4 yaşa kadar çocuklar yapılandırılmış oyuncaklarla oynamayı tercih ederler. Örneğin bir tavşan figürü onun için tavşandır ve oyunlarda o şekilde kullanılır. Yapılandırılmamış malzemelerden bir şeyler yaratıp onları oynatmak 4 yaştan önce çok fazla karşılaşılan bir durum değildir çünkü sembolleştirme becerileri henüz tam gelişmemiştir. 4 yaşından itibaren ise çocuklar gerçek görünümlü oyuncaklardan vazgeçip hayal güçlerini tetikleyen, yapılandırılmamış oyuncaklarla doğru bir kayma yaşanır. Sembolleştirme başladığı için var olan tüm nesneler istenilen her türlü nesneye dönüşebilir çocuğun zihninde.  Oyun hamuru, kil, kum gibi oyuncakların bu dönemde artabilir.

Oyuncak seçerken şunlara dikkat edilmeli;

·  Çocuğun gelişim düzeyine uygun oyuncaklar seçilmeli.  Örneğin;  ince kas motor becerileri gelişmemiş bir çocuğa alınan ince motor becerilerini kullanması gereken oyuncaklar çocuk için zorlayıcı olabilir ve kendisini yetersiz hissetmesine sebep olabilir. Tam tersi senaryoda ise yaş grubuna göre çok basit kalan oyuncaklar ise çocuğun sıkılmasına sebep olur.

·  Çocuğun ilgisine uygun oyuncaklar seçilmeli. Örneğin; bebeklerle oynamayı seven bir çocuk için aldığınız kedi oyuncağı ilgi çekici olmayabilir ve onunla oynamamayı seçebilir.

·  Oyuncaklar, çocuğa zarar verecek nitelikte olmamalı, çok sivri köşeli olmamalıdır.

·  Oyuncak alınırken cinsiyet ayrımı yapılmamalıdır. Erkek çocuklarının bebeklerle ya da kız çocuklarının arabalarla oynaması anormal bir durum değildir.

·  Çocuğun oyuncağı tek başına kullanabileceği nitelikte oyuncaklar olmalıdır. Çok detaylı ve zor kurulum gerektiği için her seferinde yetişkin birine ihtiyaç duyulan oyuncaklar çocuklar tarafından pek tercih edilmezler.

·  Oyuncak çocuğun becerilerine hitap etmelidir. İhtiyacına ve beceriler hitap etmeyen fazla gösterişli ya da fazla pahalı oyuncaklar alınmamalıdır. Bu tarz oyuncaklar hem yaratıcılığı kısıtlar hem de bozulduğunda çocuk üzerindeki tüm etkisini yitirirler.

·  Çok fazla oyuncak çocuğumu o kadar mutlu eder ve bir o kadar da geliştirir düşüncesi de doğru bir yaklaşım değildir. Aksine çok fazla oyuncağa sahip olan çocukların oyuncaklarına çok fazla ilgi duymaması ve oyuncak olmayan nesneleri oyuncak gibi kullanmaları sık rastlanan bir durumdur. Çok fazla oyuncak çocuk için kafa karıştırıcıdır, seçim yapması ve bir oyuna odaklanması zorlaşır. Ayrıca çok fazla oyuncak bir o kadar sınırlıcıdır. Çocuğun var olandan farklı şeyler yaratma ihtiyacını köreltir. Bu sebeple eskiyen oyuncakları beraberce karar verip onları vermek, yeni oyuncaklar için yer açtıktan sonra yenilerine yönelmek daha doğru bir yaklaşımdır.

Sonuç olarak, oyun çocuğun hayatında yeme-içme kadar önemli bir alana sahiptir. Oyun için uygun malzemeleri çocuğa temin etmek ve oyun için uygun alanlar yaratmak yetişkinlere düşen başlıca sorumluluklardan biridir. Unutmayın ki özgürce oyun oynayabilen çocuk daha mutlu birer birey olma yolundaki en temel adımlardan birini atmış olur. 

Klinik Psikolog 

Tuğçe Güven Yoğun



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.