Onları bakkala göndermeyin

24.06.2015 18:44:13
A+ A-

Hangi seneydi hatırlamıyorum, Müge Anlı’nın programında seyretmiştim, bir anne bakkala yumurta almaya gönderdiği küçük kızı geri dönmediği için programa gelmişti. Uzun süredir oturdukları mahallede her zaman alışveriş yaptıkları bakkala sabah kahvaltısında yumurta pişirmek için göndermişti kızını. Annesi onu, arada ekmek almaya ya da kızının canı çektiğinde ciklet almaya falan o bakkala gönderiyordu. Kız da alış verişini yapıp hemen geri geliyordu ama bu sefer dönmemişti. Genç anne programa çok fazla gelmedi. Birkaç gün çocuğun en son nerede görüldüğü bakkaldan yumurtaları aldıktan sonra nereye gittiği komşulara sorularak mütalaa edildi. Yan komşularının bahçe kapısının önünde gördüğünü söylüyordu bazı mahalle sakinleri ama yan komşu bunu inkar ediyor, küçük kızı o sabah hiç görmediğini söylüyordu. Kısa sürede anlaşıldı ki yan komşu çocuğunu kaybettikten psikolojik sorunlar yaşıyordu. Komşusunun kızını o sabah içeriye almış sonra öldürmüş cesedini de evinin ısınmak için kullandığı sobasında yakmıştı. Kocası hiçbir şey anlamamıştı bu durumdan. Karısının bir çocuğu öldürecek kadar cani ruhlu olduğunun ya da her an cinnet geçirme kapasitesinin farkında değildi. Sonrasında da hiçbir şey anlamadan sıcak sobasında ısınıp belki karısının hazırladığı akşam yemeğini yerken yan komşuda olanları konuşmuştu karısıyla. Mahalle sakinleri komşuları onlarla fazla görüşmediği için onun hakkında bir şey bilmiyorlardı. Küçük kızın bahçe kapısında görüldüğü fark edilmeseydi, bu konu üzerinde durulmasaydı, konu hiçbir zaman aydınlamayacaktı belki de.

Aynı programda üç yaşında bir çocuk bayramda gittikleri köyde, bayram ziyaretinde kalabalık evde o curcunada annenin bir boşluğuna gelmiş kaybolmuştu. Köyün sokaklarında üç yaşında çocuğu tek başına yürürken görenler vardı ama kimse çocuğu yolundan çevirip nereye gidiyorsun diye sormamıştı. O olayda anne babanın yakınlarından şüpheleniyordu görevliler sonu ne oldu bilmiyorum.

Anne babalar için en büyük acı çocuklarının acısı olmalı. Kendi ailemde en büyük yıkımı böyle bir zamanda yaşamıştık. İnsanın sevdiğinden hiç haber alamadan eli kolu beklemenin ne kadar büyük bir çaresizlik olduğunu biliyorum.

Ben oğlumun ilkokul beşinci sınıfa kadar adeta gölge gibi yanında oldum. Belki abarttım ama zihnimde insanlar arama her zaman bir mesafe koyduğumdan herhalde onu hep gözetmek ihtiyacı hissettim. Büyüdüğünde onu evin dışında başka yerde kalmasını engellemek istediğimde bana söylediğim nedenlerin güzel senaryo konusu olduğunu, fazla kadın programı seyrettiğimi söylerdi. O beni dışarıda kalmaya alıştırdı ama ben tavşan uykusunda uyumayı öğrendim.

Çocukların geç saatlere kadar sokaklarda oynamasının, evin alışverişini yapmasının bir kültür meselesi olduğuna inanıyorum. Benim çocukluğumda gece geç saatlere kadar mahallemizin sokağında oynardık. Ailem sokaktaki tüm evlerin bireyleriyle görüşürdü. Tüm çocuklar birbirimizi tanırdık, aynı okula giderdik. Birbirimizin evinde neler olduğunu bilirdik. Annemizin görüşmediği annelerin çocuklarından uzak dururduk. Bunu istemsizce, farkında olmadan yapardık.

Bugün oturduğum sitede bahçesinde karşılaşınca simasını asla hatırlamadığım insanlarla birlikte yaşıyorum. Bahçesinde çocuklar güvenlik görevlileri yüzünden geç saatlere kadar oynuyor. Küçük çocuklar bakıcıları ya da anneleri olmadan hala bahçedeki oyun parkına inmiyor.

Kayıp ya da taciz olaylarına bakıldığında bunların daha çok eve kolay girip çıkabilen, ailenin güvendiği insanlar tarafından geldiğini gözleniyor. Bu yüzden çocuklarımızı başlarına hiçbir şey gelmeden yabancıların sevgi gösterilerine karşı uyarmamız gerektiğine inanıyorum. Eve gelen her kim olursa olsun kendi aileleri dışında kimsenin kucağına oturmamalarını, farklı bir davranış fark ettiklerinde hemen anne babalarına söylemeleri gerektiğini onlara hatırlatmak gerektiğini düşünüyorum.

Çocukların aynı odalarda yatması ya da gelen misafirler birlikte uyumalarının tehlikeli olduğunu, önlem alınması gerektiğini, ileri de yaşanacak travmaları önlemek için gereksiz güvenden sakınmak gerektiğini düşünüyorum. Bunu sadece ben söylemiyorum, tüm uzmanlarında bu konuda hem fikir olduklarına eminim.

Tıpkı kadınlara sürekli erkeklerin karşısında mağdur, bir adım geride daima ezilen muamelesi yapılmasının saçma olduğuna inandığım gibi çocuklarından aptalca bir güvenle başka insanlarla fazla yakınlaşmalarına izin verilmemesi gerekiyor.

Bir arkadaşım yedi yaşındaki oğluna sınıftaki kız arkadaşlarına nazik olması konusunda sürekli uyardığını söylemişti. Kadınlara karşı her zaman nazik ve duyarlı olmasını söylüyorum demişti. O daha çocuk demiştim. Olsun şimdiden kulağında tını olarak kalır, ileride hayata geçirir demişti.

Beden dilimiz, eylemlerimizle her zaman çocuklarımızla farkında olmadan örnek oluruz. Üstelik yeni öğrendim, memeli canlılar ebeveğin geni taşırlarmış. Sadece insanlar değil hayvanlar da çocuklarını sakınır, oynarla oynar, hayata hazırlarmış. Anne ve babalarda bu gen çocukları doğduktan sonra gelişirmiş ama hiç çocuğu olmamış insanlarda da bu gen zamanla iletişim içinde olduğu canlı yüzünden gelişirmiş. Bu konu hakkında başka zaman yazacağım çünkü çok önemli.

Güzel günlerde görüşelim efendim. 

 

YORUMLAR

Teşekkürler -

Okuyacağım sizin sayfanızı, ilginize teşekkürler

0 0
Çocuklar yalnız bırakılmamalı -

Çok doğru bir konuya değinmişsiniz, çocuklar hiçbir şekilde yalnız bırakılmamalı. Mutlaka benim blog sayfama da beklerim. Saygılar.

0 0
YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.