Özlemek

03.11.2014 12:09:38
A+ A-

6 Haziran 2010 Pazar  akşam üstü uçuşu ile  İstanbul'dan Antalya'ya dönüyorum. Uçağa girişle beraber herkes yerini bulma telaşı içinde.

Yerime oturdum, koridorun başında elinde kocama beyaz çiçeklerle bezenmiş buket taşıyan ve çok sevdiğim arkadaşım geliyordu. Birbirimizi görünce çok mutlu olduk. Uzun zamandır karşılaşmamıştık. O mesleği nedeni ile İstanbul'da yaşıyordu ve bu karşılaşma çok büyük bir tesadüf oldu.

Üzerinde kot pantolon koyu t-short ve pembe renk file görünümlü hırkası vardı. Yüzünde rimelden başka makyaj yoktu. Çok güzel görünüyordu. Kestane rengi saçları omuzlarından aşağı salınmış ve çok doğaldı.

Birbirimize sarıldık. Aslında  kız kardeşimin arkadaşıydı ve ortaokul yıllarından beri tanırdım. Nerdeyse okul sonrası tüm zamanını bizim evimizde geçirir kız kardeşlerimden biri gibi,  ailemizin bir parçası gibi çok rahat olurdu yanımızda. Evin neşeli, haşarı kızıydı bizim için.

Birbirimizi özlediğimizi konuştuk. Eski günleri hatırladık. Kız kardeşim yeni doğum yapmış olduğunu bildiğini ve bebeğini görmek için gideceğini söyledi. Şimdi anneciğim ile babacığımın yanına gidiyorum. Sonra Bodrum'a gideceğim. Sonra da İstanbul'a döner dönmez en geç Ağustos ayında hemen ziyarete gideceğim diye planlarından anlattı.

Sonra ben de anne olmak istiyorum artık dedi. Elindeki çiçek buketini veren sevgilim ile her an evlenebilirim çok istiyorum dedi. Her şey olabilir süperiz olacak ama mutlaka haber vereceğim  gelirsiniz di mi dedi. Ben çok sevindim annelik ve evlilik sana çok yakışır dedim. Geleceğine dair planlarını anlattı Her şey umut ve mutluluk doluydu. Gözlerindeki ışıltıyı görmek beni bile heyecanlandırmıştı.

Dua et her şey istediğim gibi olsun dedi. İnşallah her şey gönlüne göre olsun bir tanem dedim. Gözleri ışıl ışıldı. Mutluydu aşığım ve çok seviyorum dedi. Kim bu şanslı demedim, desem söylerdi mutlaka ama onun gizliliğine ve yapacağı sürprize saygı duyduğum için üstelemedim şanslı erkeğin kim oluğunu.

Uçuş boyunca  havadan sudan şeyler konuştuk ve  güldük. Antalya'ya indiğimizde Haziran ayı olmasına rağmen şiddetli bir yağmur karşıladı bizi, hava  kararmıştı. Benim bagajda çantam olmadığı için rahattım. O ise bavulunu almak için beklemek zorunda olduğunu söyledi. Çiçek buketini eline aldı ve uçaktan indik. 

Seni bırakalım dedim istemedi. Taksi ile giderim anneciğime babacığıma sürpriz yapacağım. Siz gidin oğlu şunu öp benim için dedi. Birbirimize sarıldık  gülümseyen gözler ile birbirimize baktık. Haber vereceğim sana mutlaka dedi. Bekliyorum dedim.

Dedim ve  bu  onu son görüşümdü. 21 Temmuz 2010 yılı sabahı küçük kız kardeşimden gelen telefon beni şok etmişti. İnternetten haberleri okuyunca gözyaşlarına boğuldum. Onun hayalleri vardı anne olacaktı diye ağladım. İçime taş oturdu sanki. Ölüm ona hiç yakışmadı.

Bugün bile son karşılaşmamızın güzelliğini ve yokluğunun verdiği hüzünü yüreğimde hissediyorum.

Mekânın cennet olsun.

 

Dlk.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.