Savaşlar ve ailemiz

03.03.2016 12:42:51
A+ A-

Tarih boyunca hep vardı savaşlar. Çünkü insan vardı, çıkarları vardı. Koca dünyayı paylaşamadık gitti. Benzer durumda olan bir de ailemiz var. Yüzümüzdeki ekşi suratlar ile yok etmeye çalıştığımız ailemiz. Her akşam haberleri izliyoruz. Yapanları kınıyoruz, karşı duranları alkışlıyoruz. Peki yapan kim karşı duran kim?... Dünya içinde kişiliğimize yapıştırdığımız harflarden oluşan ve onun dışında da yaragılış olarak pek hükmü olmayan sözcüklerimiz...

Sesimiz var, yerine göre de yükseltiyoruz. ama kime, kimlere karşı... Herkes içinde büyüdüğü, büyütüldüğü aile içi değerlere göre yargılıyor iyiyi ve kötüyü... Doğruyu ve yanlışı.... Mevlana aracılığı ile ne güzel söylemiş MEVLAM; "seninle doğru ve yanlışın olmadı bir yer var. Orada buluşacağız"

Kendimi bile yargılıyorum ve altından zor kalktığım anlarda bile bu cümle bana hayat veriyor. Yaptığım yanlışlar diyorum. Diyorum da yaptığımın yanlışlığını neye göre değerlendiriyorum. Toplumdaki, ailemdeki kriterlere göre. O zaman diyorum ben yanlış yapmadım. Bir başka bakış açısından bakıyorum ve hakkım olmayandı bu yaptıklarım diyorum ve yargılama tekrar başlıyor... Vel hasılı sırat üstünde yürürken elimizdeki iki ucu boklu değnekle destek alıyoruz düşmemek için...

Asıl konumuza dönelim. Savaşlar olmasın diyoruz demesine. Peki ailemizde önem vermediğimiz, bir kenara attığımız, cinsel obje dışında pek kıymetli olmayan ailemize neler yapıyoruz? Kimimiz dövüyor, kimimiz sülaleyi düzlüyor, kimimiz yüzüne bakmıyor. ve hala (maalesef) kimimiz 5 metre arkamızda yürütüyoruz. Kendini bilip de ayakları üstünde durmayı başarana saygı duyacağımız yerde, "seninle artık yaşanılmaz deyip boşanıyoruz". Alışmışız ya kendimize köle seçmeye. Bir de bu davranışlarımızı çocuklarımızın yanında yaparak kendi kopyalarımızı çoğaltıyoruz.

Çocuklarımızı şiddet eğilimli yapıyoruz sonra okul çağında rehber öğretmene koşuyoruz. Olumsuz bir davranışında (ki neye göre olumsuz??? Kriterimiz yok-aslında var, toplumumuz-) ailemize suçu bile atıyoruz utanmadan.

Bir ölü yaşayan olarak ben savaşları kınamıyorum, savaşanları kınamıyorum. Aile içinde aile olamayanları da kınamıyorum. Çünkü bunları yapanlardan biri olarak kendimi kınıyorum sadece. Af dilenecek tek canlı çocuklarımız diyorum. Onların yaşamlarına şiddeti, ikiliği, kinliği biz soktuk. Çocuk haklarını gasp ettik aile olarak, öğretmen olarak, tabip olarak, ülkeleri yöneten reisler olarak.

Hırs ile şehvete uyan nefsine kurban olur(VİRANİ). Biz kime kurban olduk. Bir çocuğun hakkını savunup da "al yavrum bu senin hakkındı " demediğim sürece hangi hakk ile kendimi kime, neye karşı savunabilirim ki...

Yazık yazık yazık.... Yaradılışıma yazık, aileme yazık, çocuklara yazık...



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.