Taare zameen par

13.06.2015 19:25:02
A+ A-

Otizm, üç yaşından önce başlayan ve ömür boyu süren, sosyal etkileşime ve iletişime zarar veren, sınırlı ve tekrarlanan davranışlara yol açan, beynin gelişimini engelleyen bir rahatsızlıktır. Disleksi ise, sözlü anlatım, yazılı anlatım, dinleyerek kavrama, okuyarak kavrama, basit okuma becerileri, matematiksel işlemler gibi alanların birinde ya da daha fazlasında, yetenekleriyle zihinsel kapasitesi arasında belirgin farklar olmasıdır. Bir diğer özellik hiperaktivitedir ki; hiperaktivite bir öğrenme bozukluğu değil, öğrenmeyi bozan bir davranış sorunudur.

Amerikalı hayvan bilimi uzmanı ve Colorado Devlet Üniversitesinde profesör, yazar, otizm aktivisti ve hayvancılık sektöründe, hayvan davranışları alanında danışman olan Temple Grandin, aslında iki yaşında otizm teşhisi konmuş bir birey. Ailesi, teşhis konulduktan sonra bakıma muhtaç damgası vurmadan, hayata tutundurmaya çalışmış Temple’ı. Normal öğrencilerle aynı okula gönderip, sadece haftada iki gün özel eğitime tabi tutmuşlar ve” Bugün biz ölürsek bu yavruya kim bakar?” demeden, kocaman bir profesör yetiştirmişler. İlk başta onunla farklı olduğu için dalga geçen arkadaşları, ABD’nin en etkin profesörlerinden biri ile şu an gurur duyuyorlardır muhtemelen. Türkiye’de otizm dernek sayısı on altı. Her yüz kişide bir görülme yaygınlığı da göz önünde bulundurulursa, olayın vahameti maalesef daha iyi anlaşılmakta. ”Otizm Farkındalık Haftası”, yine bir iki günle geçiştirildi. Peki ya sonrası için ne yapılabilir?

Thomas Edison, “Öğretmenim sersemin teki olduğumu söylüyor, babam da aptal olduğumu düşünüyordu. Bense artık budalanın teki olduğuma karar vermiştim.” diyor. Albert Einstein ise, “Öğretmenlerim aklımın yavaş çalıştığını, asosyal olduğumu ve ölene kadar aptal rüyalarımın peşinde sersemce savrulacağımı söylüyorlardı.” diye dile getiriyordu yaşadıklarını. Agatha Christie ise, “Ailedeki en yavaş kişi olduğumu düşünürdüm. Korkarım, oldukça haklıydım ve bu gerçeği kabul etmem gerekiyordu. Yazmak ve hecelemek benim için kabustu. Yazdığım harfler asıllarından çok farklı oluyordu. Okuma ve telaffuzum da felaket derecede kötüydü.” diyor. Bu üç insan, aslında çocukluğunda disleksi tanısı konmuş bireyler. Hani şu hiçbir şey öğrenemiyor, aptal mı ki, sınıfın algısını bozuyor diye düşündüğümüz, ötekileştirdiğimiz, bir kenara ittiğimiz bireylerden.

Amerikalı rekortmen yüzücü Michael Phelps, tüm dünyanın 2004 Yaz Olimpiyatları’nda aldığı 8 madalya ile adını ezberlediği büyük yetenektir. Bu büyük rekortmene dokuz yaşında, dikkat dağınıklığına bağlı hiperaktif düzensizlik teşhisi konulmuş olduğu, pek bilinen bir özelliği değildir. Özellikle ilkokul çağında görülen bu rahatsızlıkta,bir konuya odaklanamama ve dikkat eksikliği, hastalığın en büyük belirtisi iken,Michael Phelps, “Yüzme sporu, bu hastalığı atlatmamdaki en iyi ilaçtı.” diyor. Ülkemizde hiper aktif çocuğa yaklaşım nasıldır, hiç düşündünüz mü?

Yukarıda örnek olarak gösterilen kişilerin içerisinde Türk olmadığını fark etmişsinizdir. Öncelikli olarak milli eğitimin tüm öğretmenlere, özellikle disleksi ve hiperaktivite konusunda bilgilendirme yapması gerekmektedir. Ayrıca tüm aileler, sosyal medyada bu rahatsızlıkların fotoğrafını paylaşıp, melek formuna bürünmek yerine” Ne yapabilirim?” i konuşmalı, en azından çocuklarının sınıfında bulunan ve bu rahatsızlığı yaşayan çocuklara “Çocuklarımızın huzurunu bozuyor, çocuğumuza zarar veriyor, çocuğum ders dinleyemiyor.” tarzı yaklaşımlarla yaklaşmamalılar. Ayrıca okul yönetimlerinin böyle şikayetle gelen aileleri bilgilendirebilmesi adına, güçlü donanımları olması gerekir düşüncesindeyim.

Disleksi, otizm, hiperaktivite veya bir başka sorun hiçbir bireyin, birey olduğu gerçeğini değiştirmez. Toplum olarak gerekli hassasiyeti gösterme adına, bu konuda çevremizi bilgilendirmeyi başarabilmek, bu konularla ilgili kurulan derneklere destek vermek ve sayılarını arttırmak, başlıca görevimiz olmalıdır. Unutulmamalıdır ki, topluma kazandırılan her birey İNSANLIĞIN her zaman en büyük zaferi olacaktır.

 

Yazının başlığı olan, Hintli yönetmen ve oyuncu Aamir Khan’ın 2013 tarihli filminin ismi gibi “HER ÇOCUK ÖZELDİR”.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.