Yazık bu çocuklara

05.03.2016 11:58:46
A+ A-

Her Cumartesi Pazar oğlumu önce basketbol antremanına ardından da tiyatro eğitimine getiriyorum.  O tiyatroyadayken de ben onu yakınlardaki bir kafede bekliyorum.  Her haftasonunun ritüeli :)

Bu sabah yine aynı kafede oturuyorum.  Kahvemi içiyor aynı zamanda bilgisayarımda iş yapıyorum.  Gayet huzurlu bir ortam, hafif bir müzik ve sakin insanlar.

Yan masada 8-9 yaşlarında bir çocuk, önünde defter kitap ders yapıyor. Bu mekanın sahibinin çocuğu.

Çok yumuşak bir sesle ''bitirmek üzereyim baba, az kaldı'' diyor.  Babası ise bir yan masada kasa fişleri ile bir iş yapıyor ve çocuğa bakmadan sadece başını sallamak ile yetiniyor.

Az sonra çocuğun yanına geliyor ve ayakta durup çocuğun ödevine doğru eğilp kontrol etmeye başlıyor.  İşte bu sırada baba farkında olmadan bir canavara, ego çılgınına dönüşüyor ve karşısındakinin çocuk olduğunu unutup sanki bir yetişkinmiş gibi performans bekliyor ve öyle davranıyor.

Ses tonu sert, sorgulayıcı, aşağılayıcı... Elini sıkıyor, kendini kasıyor ama gene de bu huzurlu ortamın içinde bir kaktüs gibi parlıyor.

''İngilzice'de dinlemek ne demek? Öğretmen nasıl öğretti size? Böyle mi yazılır...?'' sert sert soruyor. Çocuk birşey diyor adam daha da sinirleniyor.  ''Bak iyi düşün diyorum sana, nasıl söyleniyor bu?''

Belli ki çocuk bilmiyor.  Yardım etsene be adam.  Ne geçiyor eline, çocuğu sıkıştırınca, anlamadığını yüzüne vurunca.

Hele bir de çoguğun ayağı yanlışlıkla babasının paçasına deyiyor ve toz oluyor.  Allaaahhhh, '' sallama şu ayağını, batırdın pantolonumu, adam gibi dursana...''  Hakim olsa çocuğa 10 yıl verecek.  Ulen sadece ayağı değdi be adam.

O kada üzülüyorum ki böyle davranılan çocuklara. Kesinlikle hiçbir çocuk böyle davranılmayı hak etmiyor. Ne kadar yaramaz, afacan olurlarsa olsunlar.

Beyinleri her an kayıtta, her anı yakalıyorlar, özellikle anne ve babanın hareketlerini. Geleceğe bir sinir topu yetiştiriyor adam. Hem de ezik bir çocuk yetiştiriyor.

Bana tuvalete gitti.  Çocuk da az önce ''yaşasın ödevlerim bittiiii'' diye zıplamaya başladı. Ödevden ve çalışmaktan nefret ettiği gayet net olarak :)

Çocuklara çocuk gibi davranalım.  Ses tonumuzu ayarlayalım. Bir durup, düşünüp ondan sonra konuşalım. Onlar bizim yansımalarımız, çocuklarımız hayatın çocukları.



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.