Zaman kaybetmeden, gerçekle yüzleşip İstanbul'un güzelliklerini keşfedin

09.11.2015 17:50:53
A+ A-

"Engelli çocuğunuz varsa, yaşarsanız fark edersiniz İstanbul’un güzelliklerini…"

Bir bebek sahibi olmak Paris’e güzel bir seyahat yapmaya benzer. Süreç boyunca Paris ile ilgili katalog, broşür bulursunuz. Muhteşem planlar yaparsınız. Eyfel Kulesi, Louvre Müzesi, Disneyland Paris gibi. Hatta ana dilinden bile bazı kelimeler ezberlersiniz.

O muhteşem gün gelir çatar…Tüm bavullarınız ile uçağa binersiniz…Varacağınız yere inersiniz. İnişte Hostes konuşmaya başlar; ‘ İstanbul’a Hoş geldiniz’ der…İstanbul’mu? Diye şaşırırsınız.Başlarsınız isyanlara: ‘Ben Paris’e gidecektim’’Biletimi Paris’e göre aldım’’Hayallerimin şehri Paris’ vs…vs…

Uçak hava koşulları nedeniyle değişiklik yapmış ve İstanbul’a iniş yapmıştır. Ve artık İstanbul’da kalacaksınızdır. Tabi burada şükredilmesi gereken durumlar söz konusudur. Mesela uçak afet olan bir yere inmemiş ya da kaza sebebiyle çakılmamıştır. İnilen yerde açlık, korku, pislik ya da herhangi bir felaket söz konusu değildir.

Yepyeni bir kent İstanbul… Keşfedilmeniz için yepyeni dil, araştırma ve gözlem yapmak durumundasınızdır. Tabi İstanbul Paris’e nazaran biraz daha gelişmiş değildir. Az geridedir. İstanbul’da durduğunuz sürece Kız Kulesi, Ayasofya, Topkapı Sarayı, Sultan Ahmet Camii, Gülhane Parkı, Galata Köprüsü, Miniatürk, Haliç, Nişantaşı, Kapalıçarşı’sını keşfedersiniz. Daha farklı güzellikleri görürsünüz. Gezilen yerlerde hep dostlarınızın olduğunu fark eder ve İstanbul’un etkileyici güzelliklerini içeren sohbetlere konuk olursunuz. Nihayetinde İstanbul’u şimdiye kadar keşfetmemenin üzüntüsünü yaşarsınız. Keşke şimdiye kadar İstanbul’a gelseydim dersiniz. İçiniz içinizi yer. Vicdan azabı duyarsınız İstanbulsuz geçen yıllara.

Neticede; eğer tüm yaşamınızı Paris’e gidemediğinize dair üzülerek geçirmiş olsaydınız; İstanbul’un güzelliklerinden habersiz, fark edemez ve keşfedemezdiniz… 

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.