Bir astroloğun gözüyle yaşam

14.02.2014 05:03:49
A+ A-

Yazıya başlamadan önce özellikle belirtmek isterim ki ben öyle okullu diplomalı astrologlardan değilim. Benim Astroloji ile ilgim kaderle ilgili bir şey. Bizim onunla aramızdaki ilişki öyle basit küçümsenecek bir şey de değil. Benim gibi doğum haritasında Hava grubundan özellikle de İkizler burcundan oldukça yoğun biçimde etkilenmiş biri için yaşamın büyük çoğunluğunda bir insanı sevmenin, bir konuya yıllarca ilgi duymanın, bir işte sürekli çalışmanın öyle çok da kolay bir şey olmadığını belirtmek gerekiyor. Bunun içindir ki bizim Astroloji ile aramızdaki şey o büyük, ölümsüz aşklardan sayılır. Hani hiç karşılık beklemeden emek verirsin yıllarca. Onu tanımak bilmek anlamak istersin sadece. Maddi hiçbir karşılık beklemezsin. Almayı düşünmeden sadece verirsin verirsin... Öğrenmek için çok çalışırsın dakikalarını, günlerini, yıllarını verirsin, anlamak için zihninin tüm gücüyle odaklarsın büyük emek verirsin. Neredeyse onsuz tek bir günün geçmez. Aradaki bağlılık yeminsiz, sözsüz, çıkarsız bir bağlılıktır. Sadece seversin. Hem de büyük bir aşk ile...

Benim ilişki biçimim bu şekilde olsa da eğitimli, okullu olup bu işi büyük bir aşkla yapan, gönül veren profesyonel, saygı duyduğum astrolog dostlarımın arasında yıllarını kalben astrolojiye adamış biri olarak küçük de olsa bir sandalyede yerimin olduğunu düşünüyorum. O topluluk kocaman bir aile ise bende o ailenin bir üyesiyim demek istiyorum. İşte bu noktada bir astroloğun gözüyle dünyaya nasıl bakılır konusunu sizlerle paylaşmak, astrologların bir uzman değil de daha çok insan yanlarıyla ilgili bazı şeyleri kendimce ifade etmek istiyorum.

Astroloji bilmek bir bakıma spiral bir şekilde ilerleyen bir dağ yolunun en tepesinden kuşbakışı o yola bakabilmek gibidir. Sen yolun neresinde olursan ol sanki üçüncü bir gözün var gibidir. Kaçıncı kavşakta karşına bir engel çıkacak, yolun neresinde dinlenme tesisleri var, neresinde muhteşem manzaraları seyredeceksin, neresinde uçurum var, nerelerde yol darlaşıyor aşağı yukarı bilirsin. Daha doğrusu olasılıkları tahmin edebilirsin. İşte o üçüncü göz her zaman bir uyarıcıdır senin için, hele hele hisleri, algıları da açık bir insansan eğer bu iş çok daha ilginçleşebilir... İşin tekniğini öğrenerek yaşam denilen labirentte karşına çıkacak olasılıkları değerlendirirsin. Güçlü bir sezgi ve doğru yorumlama ile o labirentte nasıl yol alınır ve çıkış yoluna nasıl ulaşılır keşfedersin. Bu anlamda muhteşem bir deryadır astroloji. Kendini tanır, kendinle yüzleşir böylelikle bütün dünyayı keşfetmiş olursun... Astroloji de işin teknik kısmı bilgi, sanat kısmı yorumlama, sezgi gücü denilen kısmı ise gören gönül gözüdür. Astroloji bilmek tüm bunları ve en önemlisi de mütevazi olmayı gerektirir. Mütevazi olmayı bilmeyen ham yürekler için hem kendileri hem de danışan insanlar açısından en tehlikeli şeylerden biri olur çıkar bu bilgi. Ve astroloji fal, astrologda falcı damgasını yer ya da kendini Tanrı ilan eden bir komedyen durumuna düşüverirsin bir çırpıda... Bu yüzdendir ki bir astrologsan eğer astroloji bilmekten öte gönlü güzel, göründüğünden çok daha fazla ve en önemlisi de haddini bilen biri olman gerekir.

Sana danışanlar, senden yardım isteyen yaşamlarıyla ilgili soru soran dünya kadar dostun olur. Yardım etmek istersin. Elinden geleni de yaparsın ancak yaşanacakları değiştirmen mümkün olmadığı gibi danışan kişilerin tercihlerine, seçimlerine müdahele etmen söz konusu değildir, olmamalıdır da zaten. Çünkü bilirsin ki her insanın bir kaderi vardır. Kaderinde karşılaşacağı yaşayacağı deneyimler olacaktır. Bilirsin ki sınavlarla tek başınadır her insan. Yaşayacağı tecrübelerle güçlenecek, sivri yönlerini törpüleyecek böylelikle olgunlaşacak, tekamülünü tamamlayacaktır. Bilirsin ki yaşama geliş amacını ancak insanın kendisi çözebilir.

Bazen bir danışanının doğum haritasında intihara eğilimli kişiliğini ya da küçükken yaşadığı fakat tüm yaşamında kocaman izler bırakan travmatik bir olayı ya da kişiliğinde var olan içinden çıkamadığı saplantılı arzularını görürsün. Ve transitlerin bu özel alanlara yaptığı dokunuşlarla yolundan çıkarmak için onu zaman zaman nasıl da zorladığını fark edersin. Kafeslerde yaşayan benliklerin nasıl da çırpındığını, bir kuş misali özgür kalabilmek için kendini parmaklıklara kıyasıya nasıl vurduğunu hissedersin. Tüm gücünle yardım etmek istersin. Ancak elinden geldiği kadarıyla yapabilirsin. Çünkü senin de eşsiz bir yol haritan ve kendi kafesinde özgür kalabilmek için çırpınan bir benliğin vardır.

Bazen bir dostunun, bir yakınının doğum haritasına bakar ve yaşamında çok önemli bir süreçten geçeceğini çok değil belki de bir kaç yıl içinde ne kadar zorlu mücadeleler içine gireceğini görürsün. Bu onun kaderidir ve olaylarla karşılaşmasını engellemen mümkün değildir. Zaten astrolojinin amacı da bu değildir. Astroloji ile ilgilenen kişi buna gücünün olmadığını bilir. Önemli olan karşılaşılacak bu olaylar sırasında yaşanan bu değişimler karşısında gösterilecek olan tavır, büyük yol ayrımlarında yapılan tercihlerdir. Gerçek olan yaşamı olduğu gibi kabullenip yaşamla harmanlanarak hayatta kalabilmeyi başarmaktır. Yaşamın dışında kalarak kim var olabilir ki zaten. İşin en zor kısmı da sevdiğin insanlara baktığında şu anda ne kadar da mutlu olduğunu görmen olur. Yaşamından emin, sanki bu şartlar sonsuza kadar sürecekmiş gibi. Yapabileceğin tek şey o değişimlerin vakti ve saati geldiğinde sevdiğin değer verdiğin insan bu zorlayıcı sınavları deneyimlemeye başladığında yanında olmaktır. Bazen onu farklı teknikler, çeşitli yollarla profesyonel destek almaya yönlendirir, bazen de sadece elini eline alır akıttığı gözyaşlarına kendi gözyaşlarını yoldaş edersin. Ayakta kalabilmesi için, değişime direnmemesi, kabullenmesi ve gelişebilmesi için yanında olursun.

Lewis Carrol "Alice Harikalar Diyarında" adli kitabında Tırtıl ile Alice'i konuşturarak yaşamda her an var olan değişimi ne kadar da güzel özetlemiştir... Tırtıl sorar "Kimsin sen?" Alice cevap verir, biraz çekinerek, "Ben, ben pek bilmiyorum efendim, sadece şu anda sabah en azından sabah kalktığımda kim olduğunu biliyorum, ama sanırım o zamandan beri defalarca değişmiş olmalıyım."

Küçük Alice'in de dediği gibi bize düşen sadece değişimi kabullenerek yaşamak ve büyüyüp gelişmektir. Astroloji ise bu konudaki en büyük yardımcılardan biridir. Bu yüzdendir ki astroloji bilmek bu dünyada hiçbir konumun, hiçbir duygunun, hiçbir düzenin kalıcı olmadığını bilmek demektir. Astroloji bilmek yaşamdan çok büyük beklentileri kesmeyi, sabretmeyi ve gayret etmeyi öğrenmektir. Astroloji kadim bir bilgidir, değerlidir, dürüst bir dosttur. Seni sürekli pohpohlamaz, uyarır ve yaşamdaki gerçek amacının ne olduğunu keşfetmen konusunda seni ciddi anlamda zorlar. Bu yüzdendir ki bir astrolog yaşamın başarı, para, aşk ile sınırlı olamayacak kadar özel ve değerli olduğunu bilir. Yaşamın gerçek anlamını kavrayabilmek için gönül gözünü açman gerekmektedir. Gönül gözüyle bakabilmeyi öğrenmelisin. Her anın gelip geçici olduğunu kavramalısın. Ve öyle bir ANda kalmalısın ki orası gerçek aşkın, huzurun olduğu yer olmalıdır. Ancak huzuru, gerçek aşkı bulduğun An bile zamanı gelince değişecektir. Astroloji bilmek demek ilerleyişin sonsuz olduğunu bilmek demektir. Astroloji bilmek demek kendini tanımak için attığın her adımın, sonsuz gelişiminde sana çok büyük mesafeler aldırdığını bilmek demektir. Belki bu farkındalığa ulaşabilmek için bir ömrü harcamalısın. Belki de ömrün sadece bunu anlayabilmen için sana verilmiş bir şans olduğunu.



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUMLAR

Burçların Etkisi -

Şu habere ne diyorsunuz http://www.milliyet.com.tr/ebenizin-etkisi-saturn-den-daha-ask-iliskiler-1835708/

0 0
ilgiyle okudum -

İlgiyle okudum. Ben de astrolojinin çok önemli olduğunu düşünenlerdenim..Gerçekten de kader mekanizmasında önemli bir yeri vardır! Başarılar diliyorum canı gönülden..kortan

0 0
'' YORUMLAR '' -

Aylin SELÇUK'un 3 yazısına yorum yaptım ama ismim yayınlanmamış,ben mi bir yanlışlık yaptım prosedür mü böyle anlayamadım..AHMET YILMAZ

0 0
''ASTROLOJİ '' -

Nasıl astrolog olduğunu hep merak etmiştim ama bir türlü de sormak kısmet olmamıştı,yazını okuyunca merakımı gidermiş oldum...Astroloji ile ilgili tanımlama ve benzetmelerini çok beğendim,hele 3.göz-dağın zirvesi ve küçük Alice,muazzam bir benzetme olmuş...Kader ile kadercilik arasındaki nüanstan yola çıkarsak,Sen'in astrolog olman, Sen'in deyiminle,nasıl kader ile alakalı bir olgu ise,bizim yıllar sonra karşılaşmamız da astroloji nedeniyle tamamen tesadüf oldu ,sonra haritadan incelediniz ve benim yönlenmelerim başladı,astrojiden de bu iş ile meşgul olanlardan da vesile olanlardasn da Allah razı olsun,çoğu kavramı algılayamasam da iyi şeyler olduğunu hissediyorum...

1 0
YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.