Karma, edebiyat ve Astroloji

09.02.2015 22:48:14
A+ A-

Emine Gücek; Karma, Edebiyat ve Astroloji ilişkisini anlatıyor…

“Oldukça kadim bir kültür olan Mısır'ın Atlantis uygarlığından etkilendiği görüşü oldukça yaygındır. Nitekim 19. yüzyılda yaşamış olan Alman Arkeolog Heinrich Schliemann Girit ve Truva'da önemli arkeolojik araştırmalar yapmıştır. Girit'te bulmuş olduğu bir tablette  Mısırlılar'ın  Misar'ın soyundan geldikleri ve Misar'ın da Atlantisli bir rahip olan Thot'un çocuğu olduğu ifadeleri vardır. ”

Karmik Astroloji ile ilgileniyorsunuz. Neden Karmik Astroloji?

Karmik astrolojiye ilgi duymamın en önemli nedeni doğup büyüdüğüm ve kök saldığım topraklarla bağlantılı sanırım. Adana, Mersin, Hatay civarında  Nusayrilik önemli inanç sistemlerinden biridir. Yaşamış olduğum topraklarda bir önceki yaşam ya da yaşamlarına dair anıları hatırlayan kişilerle konuşma şansına eriştim. İslam ezoterizmi içinde reenkarnasyonu kabul eden Nusayrilik inanç sisteminin fazlaca olduğu bir bölgede yaşamam  ve 2009 yılında Seda Diker'den almış olduğum regresyon terapisi Karmik Astroloji'ye olan ilgimi daha da arttırdı..

En çok karşılaştığım sorulardan biri de "önceki yaşama dair anılar neden bu bölgede yaşayan insanlar tarafından hatırlanmakta?" Bu soru ve  yanıtının izleri reenkarnasyon düşüncesinin önemli inanç noktalarından biri olan Mısır uygarlığına dek gitmekte.

Oldukça kadim bir kültür olan Mısır'ın Atlantis uygarlığından etkilendiği görüşü oldukça yaygındır. Nitekim 19. yüzyılda yaşamış olan Alman Arkeolog Heinrich Schliemann Girit ve Truva'da önemli arkeolojik araştırmalar yapmıştır. Girit'te bulmuş olduğu bir tablette  Mısırlılar'ın  Misar'ın soyundan geldikleri ve Misar'ın da Atlantisli bir rahip olan Thot'un çocuğu olduğu ifadeleri vardır.

 Evet sonuç itibariyle Antakya, Mersin, Adana civarında yaşamlarını sürdüren Nusayrilerin Mısır ve Atlantis uygarlığı ile olan etkileşimleri ve bölgenin enerjisel anlamda oldukça özel olması burada yaşayan insanların önceki yaşamlara dair anılarını hatırlamasının nedeni. Günümüzde de  önceki nesillere dair yaşanmış anıların ya da olayların hücresel boyutta hafızaya kaydedilip sonraki nesillere aktarılmasından kaynaklanan karmik blokajlar regresyon gibi şifa yöntemlerinin de temel konularından biri olarak görülmekte.

Karma ve Reenkarnasyon Düşüncesinin Edebiyattaki İzdüşümünden bahsedelim…

Bu kavramın batı edebiyattaki yansımalarına göz gezdirdiğimizde "Genç Werther'in Acıları" isimli yapıtıyla bütün dünyada tanınan Alman edebiyatçı ve doğa bilimci Johann Wolfgang Von Goethe öne çıkan bir kimliktir. Eserlerinde geçmiş yaşama dair izler de bulduğumuz yazarın İnsan ruhu suya benzer. Bu sonsuz döngü içerisinde gökten gelir, yeryüzüne iner ve sonrasında tekrar göğe yükselir. Daha önce de buraya (yeryüzüne) bin kez geldiğime eminim. ifadeleri dikkat çekicidir.

"Yoksa rüya içinde bir rüya mı , hep gördüğümüz, göründüğümüz"  mısralarıyla ruha dokunan bazılarına göre Gotik bazılarına göre de Pulp edebiyatın öncüsü ve korkunun efendisi olarak adlandırılan Edgar Allan Poe'nun eserlerinde reenkarnasyon, metafizik ve mistik unsurlar geniş yer tutar.

"The Black Cat" isimli kısa öyküsünde kara kedinin adı yeraltı tanrısı Pluto'dur. Antik Mısır uygarlığında kutsal olarak kabul edilen kedilerin ortaçağda gizlenmiş cadılar olduğu düşüncesi de bu eserde yer alır.

 “Metzengerstein" Edgar Allan Poe'nin ilk öyküsü olup eserde ruh göçü teması hakimdir.

Arap edebiyatının önemli bir parçası olan Mehcer edebiyatının önemli ismi Halil Cibran' ın eserlerinde de reenkarnasyon kavramı ana temalardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır.

Hatta esaslı bir Halil Cibran hayranı olan Elvis Presley konserlerinde onun Ermiş adlı eserinin binlerce kopyasını dağıttığı bilinir. Cibran der ki;

"Öleceğim ve ruhum bir süre dinlenecek ve sonra bir kadın gebe kalacak bana ve yeniden dünyaya geleceğim."

Mehcer edebiyatının bir başka ismi olan Mihail Nuayme ile birlikte yazdıkları "Reenkarnasyon öyküleri" adlı eser bu düşünüş sisteminin esere yansıması üzerine kuruludur.

Gönülçelen romanıyla başarıyı yakalayıp tüm dikkatleri üzerine çeken Amerikalı yazar Jerome David  Salinger'ın Dokuz Öykü adlı eserinde adı geçen Teddy, çevresi tarafından bir türlü anlaşılmayan üstün zekalı bir çocuktur ve  içinde yaşadığı boyutun sık sık dışına çıkar. Önceki yaşamında tanıştığı kadın nedeniyle meditasyonu bırakır. Tekrar başka bir bedende bu dünyaya gelerek kendi ölümünü öngörür..

Tasavvuf'ta "Devriye Nazariyesi" adı verilen bir düşünce vardır. Devir inancının şiire yansıması ile Devriye adı verilen Tasavvufi bir şiir türü vardır. Bu inanca göre ruh ölmez, alemler arasında gezinen ruh iniş ve çıkışlarına "NÜZUL" ve "HURUC" denir. Bu ruh önce cansız varlıklara (element, camaadate) sonra bitkilere (nebata) sonrasında insana ve en son noktada İnsan-ı Kamil'e geçer. Bundan sonra ruh Allah'a döner ve tek olur.

Mevlana bu düşünüş sistemi içerisinde kaynaktan kopan her şeyin tekamül vasıtasıyla tekrar kaynağa döneceğini belirterek "Madendim, bitki oldum. Bitkiydim hayvan oldum. Hayvandım, insan oldum. Olunacak bir şey kalmadığına göre, melekler katında yerimi almaya hazırım artı”, ifadelerini kullanmıştır. Devriye nazariyesinin bir anlamda açılımıdır bu mısralar.

Aşık Gufrani'ye ait olan mısralar da Devriye türünün en güzel örneklerinden biridir; 

Katre idim ummanlara karıştım
Kaç bulandım kaç duruldum kim bilir
Devre edip alemleri dolaştım
Bir sanata kaç sarıldım kim bilir....

Kaç kez gani zengin oldum kaç kere fakir
Kaç kez altın oldum kaç kere bakır
Bilmem ki kaç kâtip ismimi okur
Kaç defterde kaç görüldüm kim bilir....

Kaç alet oldum ellerde bakıldım
Semadan kaç kere indim çekildim
Balçık olup binalarda yapıldım
Kaç yıkıldım kaç kuruldum kim bilir.... 

Mısır bağlantılı Yunan gizemleri ve Orfik Altın Tabletlerden günümüze gelen şu bilgi oldukça manidar;

"Arınıp bu kısır döngüyü kıracak ve cennetin havasını tekrar soluyacak olana selam olsun"

Mısır'a yapmış olduğu yolculuk sonrasında gizem okulu kuran Yunanlı filozof Pisagor'un adının gerçek anlamının  "geçmiş yaşamlarını hatırlayan adam" olması ise onun yeniden doğuş inancı ve ruhun çeşitli düzlemlerde yeniden doğacağı düşüncesine sahip olmasının en büyük kanıtı olarak ifade edilmekte.

Pisagor bu bağlamda mükemmelliğe ulaşmak adına ruhun birçok kez yeniden doğması ve ölmesi gerektiğini düşünmektedir. Bu yaşamdaki eşitsizliğin nedeni olarak da bunu görmektedir.

Astrolojinin Kökenleri’ne iniyoruz öyleyse…

Astrolojinin kökenlerine baktığımızda Mısır uygarlığını kuran Atlantisli bilge, Thot ile karşılaşırız. Thot maji, simya ve tıp ile birlikte Astrolojiyi insanlığa ilk öğreten kişidir. Kalemi, yazıyı bulan Thoth Mısır papirüslerinde Hermes  Thot adıyla ifade olmakta, Tevrat'ta Enok, Kuran da ise İdris adıyla geçmekte.

İdris, Thoth, Hermes, Enok aslında aynı tarihsel figürün farklı yansımaları ve astroloji bilgisini de insanlığa ilk öğretenler.

13. yüzyılın en önemli mutasavvıf ve düşünürlerinden Mevlana'nın  mesnevisinde İdris şu beyitlerle ifade olunur;

İdris yıldızların cinsindendi. Onun için sekiz yıl Zuhal’de kaldı.
Zuhal, Doğularda da onun dostu oldu Batılarda..
Herhalde onunla konuştu, onun sırlarına mahrem oldu.
Kaybolduktan sonra tekrar Dünya'ya gelince,  
yeryüzünde yıldızlar bilimine dair ders verdi.

burada adı geçen Zuhal yıldızı Satürn'dür.

Astroloji ile bitkiler arasında da bir bağ var mı?

Astroloji farkına vardığımız ya da ve bazen hiç farkında olmadığımız düzlemlerde yaşamın içine o denli sızmış bir öğreti ki. Günümüzde ötekileştirilen  ve oldukça basit bir kehanet aracı ya da "fal" olarak adlandırılan astrolojik disiplinler kadimler tarafından oldukça önemli bir noktada görülmüştür. Kadimler kendilerini doğanın bir parçası olarak görmüşler  tarım, sağlık gibi yaşamın bütün alanlarında astrolojiyi kullanmışlardır.

 Bugün tıbbın babası olarak bildiğimiz Hipokrat öğrencilerine "Ay'ın içinde bulunduğu burcun temsil ettiği organlara demir ile dokunma yani ameliyat etme" cümlesini kurmuştur. Çünkü Ay herhangi bir burçtan geçerken o burç ile ilgili olan organlar daha da hassaslaşır!

Günümüzde özellikle batıda Astrolojiyi günlük hayatta kullanan hekimler ay evrelerine dikkat ederler.
Floridalı bir cerrah olan Edson Andwers'ın Dolunay ile ilgili çarpıcı araştırma sonucuna göre;bademcik ve peptik ülser ameliyatlarından kaynaklanan ve durdurulması zor olan kanamalar Dolunay dönemine denk gelmektedir.

Andwers bunun sonucunda şöyle bir cümle kurmuştur. "Mehtaplı geceleri romansa bırakıp sadece karanlık gecelerde ameliyat yapmaktan ve büyücü bir doktor olmaktan korktum"

Bitkiler ve Astroloji ile ilgili Nicholas Culpeper ve Paracelsus'tan günümüze ulaşabilen metinleri ve bitkilerin mitolojik kökenlerini incelemekteyim. Paraselsus tüm çalılılar, dağlar ve tepelerin birer eczane olduğunu ifade eder. Ortaçağ'ın en önemli  ziraat botanik alimlerinden biri olan İbn Avvam  da Kitab'ül  Filaha adlı eserinde buğdayı Süreyya yıldızı battığı zaman ekmenin uygun olacağını belirtir. Süreyya yıldızının battığı zaman kasım ayıdır. Kendir bitkisini ise Arcturus yıldızının şubatın yirmi altısındaki doğuşundan itibaren ekmenin doğru olduğunu belirtmiştir.

Bir başka nokta ise mesela bitki şifacılığında Tentürler otlar ve çiçeklerden şifa maddeleri dışarı çıkartan alkol bazlı çözümlerdir ve eskiler Güneş'in Başak burcunda olduğu zaman tentür yapımı önermiştir.

“Yukarıda ne varsa aşağıda da aynısı vardır” Eski Hermetik prensibinin  insanın evrenle olan bütünselliği ifadesinde oldukça önemlidir.

Güneş sistemi galaksinin etrafında dönerken belli bir ahenk ile dönmekte ve işin ilginç yanı bu seyir esnasında çizmiş olduğu şekil insan vücudunun çift sarmallı DNA ipliği ile aynı formda.

Erzurumlu İbrahim Hakkı Efendi ise göksel vücutların mikro kozmos  yani insan ile bağlantısını şu şekilde ifade etmiş. "7 gezegen 12 burca hizmet eder, bedenimizde 7 asıl organın olması gibi gökte de 7 gezegen vardır. Gökte 12 burç olduğu gibi bedenimizden de dışa açılan 12 yol vardır. "

Görüldüğü gibi Astroloji 12 burç ve 12 insan karakteristiğinin çok daha ötesinde çalışan  oldukça kadim bir bilgi.. .

EMİNE GÜCEK

www. astrolojiada. com

Gazi Üniversitesi, Gazi Eğitim Fakültesi, Edebiyat Öğretmenliği bölümünden mezun olmuş, ülkenin farklı illerinde eğitimcilik yapmıştır.

Astrolojiye olan ilgisi yaşamın aslında zamanı ve mekanı yaşlandırmaktan daha da öte bir şey olduğunu farkettiği ve “AN”ların kalitesinin büyüsünü keşfettiğinde ortaya çıkmıştır. Astrolojik sembolleri çözme çabasında yolu, onu Astroloji Türkiye’nin değerli eğitmenleri Devrim Dölen ve Devrim Yılmazer ile buluşturmuştur.

DerKİ. com ve AstroTürkiye. com’da Astroloji, Ezoterizm ve Mitoloji ile ilgili araştırma yazıları yazmaktadır. Burçlar ve seyahat temalı yazılarını Jolly Tour’da, haftalık gökyüzü görünümünü burçlara etkisini Kadınlar Sitesi’nde paylaşmaktadır.

Yay yükselenli ve 9. ev stelyumlu haritası vaatlerini gerçekleştirme noktasında onu, bitmek bilmeyen bir araştırma arzusuna, yayıncılık, farklı kültürleri tanıma isteğine doğru çekmiştir. Seyahat etmiş olduğu yerlerdeki bölgeye has gözlemlerini, bölgenin tarihi ve turistik mekanlarıyla birlikte dokusunu paylaşmak istemiş ve bu nedenle Gezmelerde. com seyahat portalını açmıştır.

 

 

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.