Hz.Sadreddin Konevî'nin ve Hz.Mevlânâ'nın dediklerinden...

12.02.2014 10:56:32
A+ A-

"Benim hakîkatim, hiçbir ilave ve eksiklik olmaksızın, Rabbimin ezel ve ebedde, her türlü imkândan münezzeh vücub hükmü ile, beni bilmesinin sûretinden ibarettir." Sadreddin Konevî 

(ezel:öncesizlik; ebed: sonrasızlık; imkân: varlığı veya yokluğu zorunlu olmama; münezzeh: tenzih edilmiş, uzak; vücub: zorunlu olma; sûret: biçim, görünüş, yol, şekil)

"İnkârcılar, gül kokusundan kaçan pislik böceği gibi, yâhut davul sesinden ürken sinirli hastalar gibi, kendilerini  o hakikatleri dinlememek için meşgul ederler ve mâlâyaniyât ile iştigâle dalmış kılarlar. Âriflerin kalbindeki maârif nurlarına karşı göz yumarlar. O inkârcılar göz yumarlar. Fakat hakikatte onlarda göz yoktur. Çünkü göz görebilen uzuvdur. Hakikati göremeyen gözün ise budak deliğinden farkı yoktur." Mevlânâ

(mâlâyaniyât: mânâsız, faydasız, boş şeyler, sözler; iştigal: meşgul olma; ârif: tanıyan, bilen, herkesin göremediği manevî gerçekleri gören seçkin kul; maârif: marifet'in çoğulu, varoluşun özü ve gerçeği-ilâhî sırlar ile igili bilgiler, irfan; uzuv: organ)

"Hak, her şeyi kuşattığı ve birliğinin hükümleri de bilinen çokluk hükümlerine galip olduğu için, Hakkın kendisini bilmesi, her şeyi bilmesini gerekli kılmıştır." Sadreddin Konevî

"Ben kim oluyorum da ilimle dolu olana acımayı öğretmeğe kalkışıyorum, bilgi ile dopdolu ilim sahibine yol göstermeğe uğraşıyorum." Mevlânâ

"Gördüm ki: Her varlık, küllî ilmin cüz'î bir sûreti ile zuhûr eder ve onun, yani o varlığın hakikatini ve Hakkın karşısında ilmin hakikatini dile getirir." Sadreddin Konevî

(küllî:tümel; cüz'î:tikel; zuhûr etmek: görünmek, ortaya çıkmak)

"Ey sâlik, eğer evliyâullah huzurundan ayrılırsan helak olursun. Çünkü sen bir cüz'sün, kül değilsin. Mevlânâ

(sâlik: bir mürşid'e yani doğru yolu gösteren bir rehbere bağlanarak  manevî yolculuğa çıkmış olan kimse; cüz': kısım, parça; kül: tüm, bütün)

"Herkesin, muhtaçlık özelliğiyle sürekli bezenmesi gerekir. Allah'ın ehli, O'nun hazretinin kapıları; onların kalpleri ise, Allah'ın ikrâm ve hibesinin kapılarıdır." Sadreddin Konevî

(muhtaçlık:fakîrlik/fakr, Allah'ın kuluna ait özellik; hazret: mertebe, yakın olma, yakınlık-Allah'a yaklaşma, yakınlaşma süreciyle ilgili-; hibe: bağışlama, bağış)

"Kabz ve bast halleri ile, insanın iş görüp kazanması intizam kesbeder. Bu iki hal, ona kuşun iki kanadı gibidir. Mevlânâ

(Kabz: sıkma, sıkılma; bast: açma, genişletme, ferahlık; kesbedmek: kazanmak)

"Görmez misin ki halim selim bir dosta karşı sen zıt gidince o yılan gibi olur." Mevlânâ

Hızır(a.s.)'ın peygamberimiz Hz. Musa(a.s.) ile olan ilişkisinde, "sen benimle beraber olmaya güç yetiremezsin" sözünün sırrı, "sen beni göremezsin" ifadesinin aynıdır. Her iki vakıanın sûreti, bütün detaylarıyla birbirinin aynısıdır. Tecellî esnasında Hz. Musa'da(a.s.) sabit olmayan şey, Hızır(a.s.)'a yaptığı itirazı gibidir. Böylelikle, Hızır(a.s.)'ın üç meseledeki cevabı, "sen beni göremezsin" hitabını mazur göstermek ve bulunduğu makam açısından kendi sırrını ifşa etmek gibidir." Sadreddin Konevî

"Âlim olanın azığı ve sermâyesi, kalem eserleri yani kitaplar ve onlardaki malûmattır. Sofinin azığı nedir? Kıdem, yani ezel eserleridir." Mevlânâ

(kıdem: kadîm olma, başlangıcı olmayan, öncesiz eskilik, Cenâb- Hakkın zâtî sıfatlarındandır; ezel: öncesizlik)

Hz. Sadreddin Konevî'nin sözleri için yararlanılan kaynak: Sadreddin Konevî, İlahî Nefhalar,  Tercüme: Ekrem Demirli, İz Yayıncılık.

Hz. Mevlânâ'nın sözleri için yararlanılan kaynak: Mevlânâ, Mesnevî, Tercüme: Tâhirü'l Mevlevî, Yayına Hazırlayan: Recep Kibar, Kırkambar Kitaplığı.



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.