Antibiyotik değil doktor ve hasta suçlu savım

10.06.2015 18:47:50
A+ A-

Bu benim savım. İsteyen inanır, istemeyen inanmaz; isteyen önemser, istemeyen önemsemez. Yani yalnızca bir savdır.
 
Yıllardır, yazmayayım yazmamayım dedim ancak yazmadan da olmayacağını sınadım, gördüm, anladım, onayladım.
 
Bir tıb zavallısı: Antibiyotik!
 
Toplumun tıbdaki şamar oğlanı: Antibiyotik!
 
Antibiyotik sanki bir ilaç, tedavi edici, sağaltıcı değil de fare zehiri!
 
Benim hayatım(yaşamım) antibiyotikler ile içli dışlı. Ben onları düşman değil dost olarak görüyorum. Antibiyotik hayatıma ilkokul yaşlarımda, penisilin iğneleri ile başladım. Üniversite sonrası hayatımda kendi antibiyotiğimi kendim yazmaya başladım. Yoksulluk hayatımda önemli bir zaman dilimi almış olduğu için; hastalandığımda iki ilkem vardı: 1- ‘Doktora, hastahaneye gitme çünkü gidecek paran yok’. 2- ‘En ucuz ilaçları öğren, al ve onları kullan’. Yani kendimi yıllarca ilaç deneği olarak da kullanmış oldum, bu açıdan. O yıllar; en ucuz antibiyotiğin fiyatını ve adını öğrendiğim yıllardı. Yerli malı bir antibiyotik. Ötekiler 20-30 Tl. iken o 2 Tl. falandı. Çok yararını gördüm. Ve ucuz olmanın, kötü olmak demek olmadığını öğrendim. Çünkü kötü olduğu için değil, yerli malı olduğu için ucuz idi. Hastalanıp eczahaneye gitdiğimde(gittiğimde), eczacıya ilk önce, ‘En ucuz antibiyotik hangisi?’ diye sorardım. O yıllar yani 15-20 yıl öncesi yıllar; çimlenmiş buğdayda çimlenmemiş buğdaya göre en az 5-6 kata daha çok b vitamini olduğunu Prof.Dr. Sadi Irmak’ın bir sağlık kitabından öğrenip buğdayları çimlendirip çimlendirip yemeye başladığım yıllardı da; hani şu an televizyonlarda ve internetde sanki yeni bir icatmış gibi anlatılan. Bana o yıllar, sokak insanları ‘doktor’ da derlerdi, ‘filozof, bilimsel, şair, yazar’ gibi şeyler dışında; yoksul olduklarından, sağlık sorunları olduğunda, ellerine tutuşturulmuş pahalı reçeteleri gördüklerinde bana da danışırlardı ve sokaklarda gördüğüm sara kırizi(krizi) geçirmekde(geçirmekte) olan, içkiden sızmış, alkol çarpmış, orasını burasını çizmiş, yarası iltihap kapmış, tansiyonu düşmüş ya da yükselmiş, kan şekeri düşmüş, kedi-köpek tırmalamış, güneş çarpmış insanlara ilk yardım edebilmek için yaz ve kış sırtımda bir sırt çantası ile gezerdim, içinde ilkyardım malzemeleri olan. Öyle ki yolda gördüğüm insanların yürüyüşlerinden, bir sağlık sorunları olup olmadığını anlar, yardıma koşardım; yani sokakda iken gözlerim hep insanların üstlerinde idi ve kapkaççıların. Yani bir zamanlar sokakların gönüllü ilk yardımcılarından ve korkusuzlarından biri idim. Eski kitapçılardan okunmuş ve sokak çöpçülerinden de okunup çöpe atılmış tıb kitapları satın alırdım. Şu an kitaplığımda tıb kitaplarının önemli bir yer tutuşu, o yıllardandır. İnsanlara yardım gereksinimi duymayan insan; aydın, ilerici, üniversite bitirmiş, olamaz. Evet; bir zamanlar hem üniversite okudum hem her konuda binlerce kitap okudum hem binlerce sayfa yazı yazdım hem insanların televizyonlarını, radyolarını, musluklarını, elektirikli(elektrikli) ev aletlerini de onardım hem pazarda maydanoz satdım(sattım) hem muhasebecilik yapdım(yaptım) hem gazetecilik yapdım hem hamallık yapdım hem amirlik yapdım hem bulaşıkçılık yapdım hem çay ocağı garsonluğu yapdım hem insanlara ilkyardıma da koşdum hem de sokak kavgalarını ayırdım, falan filan. Ben üniversiteyi böyle okudum, ben üniversiteli olmayı böyle anladım ve böyle oldum. Yani hem hayat okulu denilen okulda hem de üniversitede okumuş insanlardanım.
 
Neyse. Asıl konuya dönelim:
Bugün antibiyotik düşmanlığı diyeceğim bu düşmanlığın altında aşağıda yazdığım üç neden ve antibiyotikden ölümlerin altında da aşağıda yazdığım ilk iki neden yatıyor bence:
1-a)Bazı doktorlar; sanki parası kendi ceplerinden çıkacakmış gibi, antibiyotik yazdıklarında, b vitamini yazmıyorlar. Oysa, benim öğrendiğimce; antibiyotikler asla b vitaminsiz kullanılmamalıdır. B vitaminsiz antibiyotik kullanımı, kalp(yürek) kırizine(krizine)-durmasına, tansiyon düşmesine ve bu neden ile de yere düşüp kafayı yere çarpıp beyin kanaması geçirmeye neden olabilir.
b)Bazı doktorlar; antibiyotik yazdıkları hastalara gerekli uyarıları yapmıyorlar. Bu uyarılar şunlar bence: Antibiyotik, tansiyonu düşürür. Antibiyotik kullanmakta olan hasta kesinlikle kendini yormamalı, seks yapmamalı, masturbasyon yapmamalı, iş yapmamalı, çalışmamalı, sıpor(spor) yapmamalı, yatmalı, dinlenmeli, bol sıvı-bol meyve suyu almalı, antibiyotiği asla gıreyfurt(greyfurt) suyu ile ya da gıreyfurt yeme öncesi ya da sonrası içmemeli, çay içmemeli(çay tansiyonu düşürür), tam iyileşmeden yatakdan(yataktan) kalkmamalı, kavga-tartışma yapmamalı-öfkelenmemeli-sinirlenmemeli, ağır şeyler kaldırmamalı, helada fazla ıkınmamalı, heyecanlanmamalı, ayakda(ayakta) fazla zaman geçirmemeli, aniden ayağa kalkmamalı, b vitamini içmeyi asla ihmal etmemeli.
2-Bazı insanların ilaç düşmanlığı. Evet, bazı insanlar ilaç düşmanlığı içindeler. Doktor bile ilaç verse içmezler. Sivilcelerine bile antibiyotikli merhem sürmekden(sürmekten), tetanoz aşısı bile olmakdan(olmaktan) kaçınırlar. Dolayısıyla bu insanlarda, antibiyotiğe bağışıklık yerine antibiyotiğe karşı allerji gelişebilir ve vücutlarına giren ilk antibiyotikde vücutları allerji gösterip ölüme yol açabilir. Hani laf başı geldiğinde hep derler ya ‘Vücudun mikroplara da gereksinimi vardır’ diye? İşte o hesap.
3-Boş inanç sahipliği. Bazı insanlar, bazı boş-bilimdışı inançları ve bunlara dayalı bazı çıkarları yüzünden kendilerini ve başkalarını ilaçlardan uzak tutmaya ve çözüm olarak da şifalı denilen otlara, şifalı denilen ve adlarına ‘şifalı dua’ dedikleri söylemlere ve etkinliklere yöneltirler. Bu da toplumda ya da bazı kesimlerde; özelde antibiyotiklerin, genelde ise ilaçların hiçbir işe yaramadığı, ilaçların ve antibiyotiklerin zararlı olduğu, tıbba ve doktorlara güvenilmemesi düşüncesini, boşinancını, bazı doktorların da yukarıda saydığım yanlışları yüzünden yerleştirir.
 
Evet, durumu; elimden geldiğince anlatmaya çalışdım(çalıştım).
 
Antibiyotiği ve öteki ilaçları ve tıbbı, doktorları, hastahaneleri, bilimi kötülemeye çalışanlar var.
 
Necdet Gürçiftçi
Patentsiz, dinsiz, yerli üretim bir Türk-Türkiye bilgesi
19-Aralık-2012’de internetde yayınlandı.