Aslında yok birbirimizden farkımız..

21.11.2015 08:59:25
A+ A-

Konuya çarpıcı olması açısından şu soruyu sorarak başlayayayım.. Köpekler nasıl kendi içinde daha akıllı yada daha az akıllı cinslere ayrılıyorsa insanlar da bu tür ayrımlara uğramış olabilir mi? Zira  bütün köpekler 50-60 milyon yıl önce  kurtdan evrimleşmişler. Yani ortak atadan gelmeler. İnsanlarda şempanze bonobo ortak atadan gelmelerine rağmen sonradan köpekler gibi ayrışmış olamaz mı?
 
Biliyorum bu tür sorular dalgalı sularda yüzmeye benzer ve çok tehlikelidir. Ama eğer herşey kontrolünüz altındaysa bir o kadarda faydalıdır.. Cevabı havada kalan her soru insanları yanlış yönlendirebilir ki faşizmin varlığınıda bu sorduğum soruyu cevaplamaktan kaçınmamıza borçluyuz.
 
İnsanoğlu  gorille ortak atasından ayrıldıktan sonra şempanzeden ayrışması 6 milyon yıl önce başlamış olsada günümüz insanlığı varlığını 80.000 yıl önce Afrikadan ayrılan bir avuç (50-100 kişi) insana  borçlu. Homo sapiensden farklı bir gelişim gösteren Neandertallerle Avrupa'da karşılaşmış, yer yer kaynaşmış olmasına rağmen homo sapiens üstün gelip yoluna devam etmiş.
 
Bu konuyu burada kesiyorum. Çünkü amacım insan evriminin detaylarını anlatmak değil ama  insan farklılaşmasının temelinin en fazla 80.000 yıllık geçmişi olabileceğini göstermektir. Bu ayrım 6 milyon yıllık şempanze ayrımı düşünüldüğünde nerdeyse 750 de biri kadar bir süreyi kapsar. Bu sürede insanın gelişim süreci gözönüne alındığında hiçbir önem taşımaz. Örneğin yukarıda da yazdığım gibi köpeğin kurtdan ayrılması 50-60 milyon yıl öncesine dayanır. Bu süreçte  çok farklı nitelikte cinsler ortaya çıkmıştır. Köpeğin evcilleşmesi ise insanın gelişimine paralel olarak 10-15.000 yıl kadar önce başladı. Ama bu zaman içinde zaten eğitilebilecek cinsler eğitildi. Yani evcilleşmenin köpeklerin zeka farklılıklarında çok büyük etkisi olmadı. Yalnızca olan potansiyel kullanılmış oldu. Köpek örneğini vermemin sebebi aynı hayvan türünün farklılaşmasının nasıl bir süreçten geçtiğine en iyi örneğin köpekler olduğunu düşünmem.. Bildiğim diğer hayvanlarda bu kadar net ayrışmalar yok çünkü.
 
Yukarıda da bahsettiğim gibi 80.000 yıl öncesine kadar hiçbir farklılık göstermeyen ve büyük olasılıkla siyahi olan atalarımızın günümüze kadar ne kadar farklılaşabilceği çok açıktır. Buna rağmen farklı çoğrafi koşullarda yaşamın getirdiği bazı özel değişimler yaşanmıştır. Özellikle deri renginde.. Bundan öte karakterlerde, fiziksel yapılarda da değişimler gözlenir. Hiçbir çoğrafi koşul insanın zekasını iyi yada kötü yönde etkileyemez. Zira zeka  genetik olarak alınır. Fark bu potansiyeli kullanma yada kullanmama durumudur. Üstün ırk kavramını ortaya atanların iddia ettiği gibi 80.000 yılda bariz bir şekilde görünür zeka farklılaşmalarının olması mümkün değildir. Ancak bundan 5.000 yılöncesine kadar neredeyse birbirinden bağımsız gelişen toplumların yaşayış farklılıklarından dolayı kazandıkları kişsel özellikler vardır.. Örneğin savaşcı toplumlar yerleşik toplumlara göre yağmacı ve saldırgan olmalarına karşın yerleşik yaşayan toplumlar bilimde ve sanatda daha gelişmişlerdir. Kimi toplumlarda aile bağları gelişmişken kimilerinde kabileler ön plana çıkar.. Daha sonra tek tanrılı semavi dinlerin ortaya çıkmasıyla bu yaşayış farklılıkları daha da belirginleşmiştir. Kimi dinler savaşcı yayılmacılığı teşvik ederken kimileri inançlarını Tanrı ile birey arasında saklı tutup yaygınlaşmak için çaba göstermezler. sonuç olarak denilenilinir ki bir üstün ırk tanımı için gerekli olan özellikleri her bir toplumun sahip olduğu değerler dikkate alındığında hiçbiri haketmez..
 
Ama bütün bunlardan öte günümüz yaşayışı bundan 100 yıl öncesine göre bile çok farklıdır. Bu ayrım yaşayış farklılıklarının da giderek azalmasından dolayıdır. Zira artık dünya üzerindeki farklı toplulukların yaşam biçimleri ve kültürleri dünya üzerindeki global şirketlerin  ortak yaşama biçimlerine zorlamasıyla şekillenmektedir. Yani toplumlar eskisine göre birbirine daha yakındır. Buda insanları ortak ve bir arada yaşamaya zorlamaktadır. Gelişmiş ülkelerin geri kalmış ülkeleri  sömürüsü artık eskisi gibi istila edip kaynaklarını tüketmek şeklinde değil ama global şirketler aracılığla ucuz insan ve yaşam biçimlerine müdahale şeklinde olmaktadır. Örneğin bir kabileye buzdolabı satabilmek için önce oraya eletrik getirilmesi gereklidir. Bu maliyet şirketler tarafından seve seve karşılanır. Çünkü gelen elektrikle satılacak elektriğe bağlı ürünler yoluyla , kabile eskisinden çok daha acımasızca sömürülür. Bu aynı zamanda o kabilenin azda olsa medeniyetle tanışması demektir.
 
Kısaca yeni dünya toplu yaşamın şartlarına göre yeniden düzenleniyor. Gelecek bize üstün ırkların dünyayı yönetmesi yerine toplu yaşama ayak uydurabilme yeteneğine göre toplumların biçimlenişini gösterecek..  
 
serol. aksel@gmail. com


YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.