Balık eti mi çirkinleştiriyor domuz eti mi güzelleştiriyor?

02.05.2015 13:12:39
A+ A-

Bu yazı soyut, kuramsal bir yazıdır ve bir araştırma, inceleme konusu sağlamak içindir yani bir kuşkusuzluk, kesinlik, mutlaklık(saltlık) oluşturmak içindir.
 
Benim gözlemime göre; insan ırkı dünyanın doğusundan batısına doğru gittikçe güzelleşiyor. Bu kanıya ya da kuşkuya varmak ya da böyle bir kanının, kuşkunun oluşmasını sağlamak için dünyayı gezmeye gerek yok; dünya sinemasına bakalım, kimin elinde? Abd'nin. Neden? Çünkü oyuncuları öteki ülkelerin oyuncusularından(oyuncularından) dış güzellik olarak daha fazlalar ve bir ülkede sinema oyuncusu olarak dış güzellikte en güzeller seçilirler yani bir ülkenin sinema oyuncusuları o toplumun görünüm olarak en güzelleridirler ya da en güzellerindendirler.
 
İnsanda dış güzellik olarak dünyaya baktığımızda bu güzelliğin doğudan batıya doğru arttığını görürüz. Bu konuda doğunun en altında yerlileriyle Avustralya, batının en üstünde ise Abd vardır. Bence Avustralya'dan sonra Eskimolar, sonra da Uzak Asya geliyor; Afrika ise doğu ile batı arasında ve Uzak Asya'dan yukarıda yani Afrika doğu ile batının ortası gibi. İnsanlığın Afrika'dan başladığını düşünürsek insanlığın Afrika'dan sonra bir sağa, bir de sola olmak üzere iki dala ayrıldığını söyleyebiliriz. Bunları araştırmak, incelemek, öğrenmek bilim açısından önemli çünkü sağlanacak sonuçlar daha güzel bir insanlığın sağlanması için kullanılabilir. Yoksa kozmetik şirketilerine, ürünülerine(ürünlerine) neden milyarlarca Dolar(dolar) harcanıyor? Deriyi beyazlaştıran bir ilaç yapılsa ve bedava olsa siyah ırkın % kaçı kullanmaz acaba? Yani eğrioturupdoğrukonuşalım(eğri oturup doğru konuşalım); kim daha güzel olmak istemez? Yanılıyorsam kozmetik şirketilerini(şirketlerini) kapatın, estetik uzmanılığını(uzmanlığını) yasaklayın, estetik yerlerini kapatın öyleyse...
 
Burada bir kanıdan, kuşkudan hareket ediyoruz. Eğer bir gerçeklik payı varsa gözardıetmek(göz ardı etmek) bilimsel olmaz, insancıl da olmaz.
 
Uzak Asya halkına baktığımızda balık ağırlıklı beslenme içinde oldukları ilerisürülebilir(ileri sürülebilir). Batı ve özellikle Abd halkına baktığımızda ise domuz eti ağırlıklı beslenme içinde olduklarını ilerisürebiliriz. İyotun fazlalılığının zararları vardır örneğin sinirlilik, zekada düşme eğilimi, hırçınlık, saldırganlık, öfkelilik gibi sorunlar yaratır. Aslında güzel balık da yoktur ve 'balık hafızalı' deyimi övmek için, onurlanmak için değildir. Daha önceki bu konulu yazımda dedim ki yalnızca güzellik değil cesaret ve zeka da doğudan batıya doğru artıyor. Genelde Batı, özelde abd halkına baktığımızda et olarak ne yiyor? Domuz.
 
Domuz eti yemeyen Arab halkına ya da Müslüman dünyasına baktığımızda ekonomisel, bilimsel, teknolojik, kültürel, uygarlıksal açılardan Batıya göre çok geri olduğunu görürüz. Kanım ki Arab dünyası çöl üzerinde olduğundan pek balık yenilemiyor ve bu da onları güzellikte Uzak Asya'dan daha yukarıda tutuyor. Ancak onların da kanım ki petrol bolluğu ancak su sorunu var ve suyu yeterinden az içmek öfkeliliğe, sinirliliğe, saldırganlığı neden oluyor ki bu da Arab dünyasında savaşların, terörün bir türkü bitmemesine başka bir önemli neden olabilir.
 
Bir de şu var: Balık eti yiyen bazı Uzak Asya halkları domuz eti de yiyorlar. Bu durumda; balık etinin domuz etinin etkisini yok ettiği de düşünülebilir. Bazıları da köpek, kedi de yiyor; domuz etinin etkisini bunların da yok ettiği düşünülebilir çünkü Batı domuz eti, balık eti yiyor ancak köpek eti, kedi eti yemiyor.
 
Yani bence balık etinin çirkinliğe, domuz etinin güzelliğe yol açıp açmadığı bilimsel olarak incelenmelidir. Domuz yenmez mi? Ben et yemeyi sevmem ancak muz yeniyor da domuz neden yenmesin(?!). Yani bir yandan da Domuz et yemeyenler de çelişki içindeler çünkü bir yandan 'Domuzler eşlerini kıskanmazlar, ondan domuz yemeyin' diyorlar, öte yandan da 'Biz öyle şey demedik, yok öyle birşey, domuz etinde tenya var, ondan yemiyoruz' diyorlar yani eşlerini kıskanmıyorlar diye domuz eti yemiyorsan, 'Domuz eti yersek biz de eşimizi kıskanmayız' diyorsan, yıllardır horoz, tavuk eti yiyorsun, hiç öttün mü, gıdakladın mı, kendini hiç tavuk ya da horoz gibi duyumsadın mı, hissettin mi; yıllardır balık yiyorsun, sen hiç balık yiye yiye yüzme öğrenmiş birini gördün mü? Yani bilim ve teknoloji tenyasız domuz üretemeyecek kadar beceriksiz de değil. Soluduğun havaya da bir bak; yetmiş milletten insanın soluğu var içinde. Yani güzellikle yiyecekler arasında bir ilişki varsa, neden olmasın? Eşini kıskanmayan domuzun etinin yemenin ruhta egemenliğe yolaçtığını(yol açtığını) ilerisürmek(ileri sürmek) kaba bir materyalistlikten başka şey de değildir yani materyalist olmaktır hem de yanlış bir materyalist. O zaman kuş yiyelim, uçalım; balık yiyelim, yüzelim; at yiyelim, koşalım; aslan yiyelim, herkül olalım; köpek eti yiyelim, burunumuz(burnumuz) on kilometre öteden koku alsın; baykuş yiyelim, gece gözlerimiz görsün; çekirge yiyelim on metre öteye zıplayalım... falan filan yani... Gerçekte her domuz da çirkin değil; hem özellikle domuz yavrusuları(yavruları) çok güzeldir hem de kelebek kadar güzel domuz türü ya da türüleri de var. Akvaryum balıkları güzel de onları yiyen yok.
 
Düşünelim, araştıralım, inceleyelim...
 
En üst düzeyde düşünmek istiyorsak ne Batılılaşalım ne Arablaşalım; kendimiz olalım, felsefe olalım, bilim olalım yeter. Böylece ülkemizde felsefeden, bilimden uzak, oncu buncu siyaset ve siyasetçilik de biter.
 
Necdet Gürçiftçi
Patentsiz, dinsiz, yerli üretim bir Türk/Türkiye bilgesi
İnternetde yayınlandığı zaman: 2.5.15/13.05