Belediyeler halka açık bilim ve teknoloji yerleri açmalı

23.05.2015 08:20:03
A+ A-

Abd belgesellerinde görüyorum, evlerin garajlarına laboratuarlar yapılmış, mahalleli ya da meraklılar oralarda Dna deneyileri(deneyleri) dahil bilimsel deneyler, araştırmalara yapıyorlar, çoluk çocuk, genç yaşlı, bay bayan. Yine bilinen birşey ki Abd'de ev garajılarından(garajlarından) dünyaya birçok buluş, icat doğmuştur, üretilmiştir ve yayılmıştır.
 
Biz de ise bırakın evlerdeki araba garajlarını ülkemiz, toplumumuz bile bilime, teknolojiye kapalı. Üniversiteler felsefe, bilim yuvası değil meslek kapısı olmuş. Kaç öğrenci üniversiteye düşünür, alim, bilge olmak için gidiyor; icat yapmak için gidiyor, buluş yapmak için gidiyor, kuram yaratmak için gidiyor, kitap yazmak için gidiyor, binlerce kitap okumak için gidiyor? Ülkemiz, devletimiz, vatanımız bile dünyada felsefe, bilim, teknoloji, edebiyat ile değil iş kazasıları(kazaları), iş kazasılarında(kazalarında) ölümler, yolsuzluklar, rüşvetler, usülsüzlükler, adaletsizlikler, hukuksuzluklar, insan hakları yokuluğu, demokrasi yokluğu ile anılır oldu; bu mu başarı; bu mu 'Onlar konuşur, biz yaparız'? Kuşkusuz ki felsefe, bilim, teknoloji, edebiyat, sanat konuşa konuşa yapılan şeylerdir; demek ki onlar bunları değil başka şeyler yapıyorlar; esnaf, tüccar da konuşmaz iş yapar ancak bu ülkenin işten, paradan, ticaretten, ekonomiden, beton dökmekten önce felsefe, bilim, teknoloji, edebiyat, kültür, sanat, ruhsal bağımsızlık, ruhsal özgürlük, özgünlük üretmeye gereksinimi, zorunluluğu var. Fabrika yaparsın, yol yaparsın, baraj yaparsın, ne olur? Bir zaman sonra eskirler, yıkılırlar, değersizleşir, işe yaramazlaşır giderler; peki ya felsefe, bilim, teknoloji bilimi? Onlar hep kalırlar çünkü onlar herşeyin temel mekanıdır. Yol yapıyorsun, köprü yapıyorsun, baraj yapıyorsun, metro yapıyorsun, hızlı tıren(tiren) yapıyorsun, falan yapıyorsun, filan yapıyorsun; peki onları sen mi yapıyorsun? Hayır sen yapmıyorsun; onları 'Onlar konuşur' dediğin, felsefe, bilim, teknoloji üreten yani 'konuşan' ülkeler, konuşan devletler yapıyor. 'Onlar konuşur, biz yaparız' derken gerçekte yapmak istediğin şey bir 'konuşma özgürlüğü, hakkı' olan demokrasiyi yok etmek; işi, parayı, ticareti, ekonomiyi, maddiyatı, nesneyi demokrasinin üzerine çıkarmak değil mi? Öyle çünkü camilerde imamlar da konuşuyorlar, konuşmaktan başka şey yapmıyorlar; okullarda öğretmenler de çünkü insan 'yapan' değil 'konuşan' bir varlıktır çünkü arılar da bal yapar, inekler de süt, tavuklar da yumurta, balıklar da et ancak konuşamazlar yani insanın en temel özelliğidir konuşmak ve bu yüzden konuşmak yapmaktan önemlidir ki İslamiyet'in ilk ayeti de 'yap' değil 'oku'dur yani 'konuş'tur.
 
İlkokula giderken en büyük düşüm ancak okul dergisilerinde(dergilerinde) adını gördüğüm, ne olduğunu gördüğüm deney tüpüleri(tübleri) sahibi olmak ve deneyler yapmakdı(yapmaktı) ancak deney tübünü üniversite yıllarımda alabildim. Mikroskopla ise ilk ve son kez, basit bir ışık mikroskopu(mikroskobu) ile bir soğan azarına bakabildim ilkokulda. Teleskopu(Teleskobu) ise daha elime bile alamadım. Şimdi 21. yüzyıldayız ve düşünüyorum ki aynı durumu yaşamakta olan on milyonlarca insan var bu ülkede. Oysa çağdaş, uygar, ileri, üstün bir toplum, ülke, devlet, halk tüketim olarak değil önce üretim olarak bilimle, teknolojiyle içiçe(iç içe) yaşamalı. 'İnsanlar kahvehanelerde pinekliyorlar' diyorlar; peki nerede pineklesinler? Gidebilecekleri felsefel, bilimsel, tekno, kültürel yerler mi var? Yani 'gavur' denilen Batı bilgisayarı, interneti icat etti de toplumumuz, halkımız internetten olsun bilime, teknolojiye biraz olsun yaklaşabildi. Sokaklar esnaf dolu ancak bir tane bilim, teknoloji yeri yok. Bir ülkede, isteğe açık en fazla ne varsa o ülkede üretilen şey odur. Ülkemizdeki fahişe sayısının bilimci, mucit, öğretmen, milletvekili, imam sayısından fazla olup olmadığı sayıldı mı, saptandı mı? 
 
Atatürk'e kalsa böyle mi olurdu? Hayır. Ancak ne diyorlar? 'Onlar konuşur, biz yaparız' diyorlar. Haydi yaa! Halt yemişsiniz siz, ne yapdınız(yaptınız) ki? 'Yapdık' dediğiniz şeyleri bile 'Gavur' dediğiniz insanlar, ülkeler, toplumlar, halklar gelip yapıyorlar. Başkalarının yapdıklarına(yaptıklarına) sahiplenmek yapmak demek değildir. Japon'un geliyor köprünü yapıyor, Rus'un geliyor elektırik(elektrik) santralını yapıyor, falan geliyor metronu yapıyor, filan geliyor hızlı tırenini(tirenini) yapıyor, sonra da kalkıp 'Onlar konuşur, biz yaparız' diyorsun, ne yapdın ki? Yapılanları hep 'Konuşanlar' diye kötülediğin konuşan ülkeler yapmıyolar mı? Sırtını dayadığın Arab dünyasına bak bir, ne yapıyorlar, ne yapmışlar, birşey yapmışlar mı, felsefe, bilim, teknoloji adına? Onlar da konuşamıyorlar ve bak onlar da birşey yapamıyorlar, onlar da 'gavur'lar olmasa birşey yapamayacaklar; ellerindeki silahlar bile 'gavur' malı.
 
Diyeceğim şu ki felsefe, bilim, teknoloji üretimi halka da sunulmalı. Bunun için de belediyeler herkese açık bilim ve teknoloji yerileri açmalı ve bu yerlerde yeterli sayıda mikroskop, teleskop, deney araçları ve malzemesileri(malzemeleri) olmalı ve internet kafe denilen yerler yerine bilim ve teknoloji yerileri(yerleri) açılmalı, özendirilmeli, desteklenmeli. Abd'de ev garajılarında bile çocuk çocuk hücre boyarken, Dna deneyileri(deneyleri) ülkemizde kaç üniversiteli hücre boyamanın ne olduğunu biliyor ve Dna incelemiş acaba? Ülkemiz, toplumumuz, halkımız sürekli tüketime, ahlakdışı Batı modasına, ahlakdışı Batı kültürüne ve ahlakdışı Abd sözde sanatçısılarının(sanatçıların) peşine yönlendiriliyor. Bu rastlantı değil Batıca kasıtlı yapılan ve bize de 'olağan' saydırılan birşeydir.
 
Bir ülkede devlet sokaklardan başlar ve devlet demek de ticaret, ekonomi, siyaset değil herşeyden önce bilim demektir yani bir ülkenin sokağılarında(sokaklarında) bilim yoksa, bilim yerileri(yerleri) yoksa o ülkede devlet de yok demektir. Bu açıdan; dünya önderiliği(önderliği) henüz mutlak olarak Batının elinde değil ve felsefede, bilimde, teknoloji biliminde öne geçebilen her devlet dünya önderi olabilir.
 
Bu bağlamda daha önce bir iki yazımda da yazdığım gibi evlerde çocuk odası, genç odası değil bilim odası, teknoloji odası, bilim ve teknoloji odası gibi odalar olmalıdır çocuklara, öğrencilere, gençlere ve duvarılarında(duvarlarında) sanatçı posterleri, resimleri, fotoğrafları değil Atatürk ve bilimci, düşünür, alim posterleri, fotoğrafları, resimleri, sözleri asılı olmalıdır. Bir toplumun gerçek sayısını mı öğrenmek istiyorsunuz? Felsefeyle, bilimle, teknolojiyle, edebiyatla, sanatla, kitapla ilgili olmayanlarını ayırın. Felsefeye, bilime, teknoloji üretimine, edebiyata, sanata, kitapa(kitaba) ilgisi olmayan bir toplum toplum değildir yalnızca üretim ve tüketim nesnesidir, niceliktir, kütledir.
 
Necdet Gürçiftçi
Patentsiz, dinsiz, yerli üretim bir Türk/Türkiye bilgesi
İnternette yayınlandığı zaman: 23.5.15/08.03