Bilim üzerine...

22.04.2015 01:02:12
A+ A-

Bilimi tanımlamak oldukça karmaşık bir konudur. «Dictionnaire Robert», 19.yüzyıldan beri söylenen , en geniş kapsamlısından en dar kapsamlısına, bir düzineden fazla tanım vermektedir. Bunlardan en fazla itibar gören tanım şudur: «belirlenmiş bir yöntem ve bir nesneyle karakterize edilen ve doğrulanabilir nesnel ilişkilere dayanan, evrensel bir değere sahip bilgilerin tümü''.

Başka bir sözlüğe göre ‘bilim, deneysel yöntemlerce gerçekleştirilmiş ve yasalara/kuramlara uyan fenomenlerden elde edilen göreli bilgidir’.

Ancak bilimin doğal ve maddi nedenlerden dolayı olayları incelemede sınırlı kaldığı da bir gerçektir .

Bilimin üç bileşeninden bahsedilir:

                - gözlem,

                -  deneme ve

                -  yasalar.

Yasalar: Gözlemlenmiş fenomenler bazında ölçülen miktarlar arasındaki değişmez ilişkileri ortaya koyduğu zaman, onlar arasındaki bu büyüklükleri bağlayan bir yasanın varlığından söz edilebilir. Örneğin Newton'un evrensel çekim yasası aşağıdaki gibi ifade edilir :

“Her bir noktasal kütle diğer noktasal kütleyi, ikisini birleştiren bir çizgi doğrultusundaki bir kuvvet ile çeker .Bu kuvvet bu iki kütlenin çarpımıyla doğru orantılı, aralarındaki mesafenin karesi ile ters orantılıdır:  F= G(m1.m2/r2)”.

Bilimin yanıtını aradığı ana soru: Nasıl?

Dinlerin üzerinde durduğu temel soru: Niçin?’dir.

Bir bilim adamı inanabilir mi?

Özellikle bilimle din arasında bazı karşıtlıkların olduğu her zaman gündemde yer almıştır. Bir bilim adamı inanabilir mi?

Bu sorunun cevabını “evet” olarak veren pek çok bilim insanı vardır. Böyle bir davranış , a priori, din çürütülemez alanda kaldığı sürece , rahatsız edici bir durum değildir; çünkü dinsel inanışlar bilim alanı dışında kalan olaylardır. Bilim ile din arasında çelişkili duyguların yaşanmasına özel  bir ilgi ve dikkatle yaklaşılmalıdır. Bilim tarihi içinde pek çok büyük bilim insanın din kurumları ile içli/dışlı olduğu gözlemlenmiştir. Bu konuda Galileo’nin durumu tipik bir örnektir. Papanın yakın dostu olan Galileo’nin bazı dinsel dogmalara karşı çıkan, onları geçersiz kılan bilimsel çalışmaları, tarihi süreçte Din-Bilim ilişkisinin önemli bir dönüm noktasını teşkil eder. Bu konuda Darwin’in, vb…pek çok bilim adamlarının hayatları da tipik örnekler oluşturur.

Bugün bir çok ülkede (başta ABD’de) Kilise , Darwinizm’e alternatif olarak , Kutsal Kitap’larda anlatılan, -örneğin evrenin 7 günde yaratıldığı öyküsünden hareketle-Yaratıcılık teorisini araştırmaya ve öğretmeye çalışan bir bilim (!) meydana getirmeğe soyunmuştur

Günümüzde Din, daha çok moral ve etik değerleri koruyarak, Bilim sınırının gerisinde kalır. Bununla birlikte bu sınırlar, bilim lehine,  git gide hızla genişlemektedir.

Bilim, gözlemin olduğu her yerde, bu gözlemlerden itibaren bir yasanın/kuramın geliştirilmesi ve denemesinin yapıldığı her yerde bulunur.

Resmi bir bilim var mıdır ?

Bunun tarih içindeki en olumsuz ve tipik örnekleri : Naziler ve Yahudiler ve Burjuva bilimi- Sovyetik bilim (Lisenko olayı) örnekleridir.

Bilimi güvenilir kılan, uyguladığı yöntemdir. O nedenle bilim her zaman “yanlışlanabilir” olduğunu kabul eder.

Dr. Ayhan ÇIKIN

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.