Bilimden Sanata ya da Sanattan Bilime -6

04.03.2014 23:44:27
A+ A-

Makro dünyada bize koca bir endüstri devrimini hediye eden Newton fiziği mikro dünyada işe yaramıyordu. 

Dünyayı dönüştürme gücünü avuçlarında hisseden insanlık kuantum fiziğiyle birlikte bu gücün elinden kayıp gitmeye başladığını görüyor ama bu gidişi durduramıyordu.

Bu felsefe ve sanat için de büyük bir bunalımdı.

Onca emekle örülen bilimsel gerçeğin bir yanılsama olduğu ortaya çıkıyordu.

Kral çıplaktı.

Biz sanıldığı gibi her şeyi önceden bilemezdik. Hatta hiçbir şeyi tam olarak bilemezdik.

Elimizde kalan tek şey ihtimaldi.

Bir şeylerin olabilme ihtimalini kestirebilmek.

Determinizm can çekişiyordu.

Belki de ölmüştü.

İnsan birden evren ve onu kavrama konusunda zavallı bir duruma düşmüştü.

Ne acı.

Bilim bunalıma girmişti.

Buna bağlı olarak felsefe ve sanatın bunalıma girerek üretimsizleşmesi kaçınılmazdı.

Her şeyi sorumlusu Heisenberg ve onu belirsizlik ilkesiydi.

Ne diyordu Heisenberg; insan hiçbir şeyi tam olarak bilemez.

Bilimsel olarak söyleyeyim "bir elektronun aynı anda hem momentumu (konumu) hem de zamanı belirlenemez" ne kadar basit değil mi?

Öyle basit değildi.

20. yy'a girilirken kendisini dünyayı değiştirme gücünde gören insanın sınırsız sandığı gücü öldürücü bir darbe yemişti.

Belirsizlik ilkesi insanı aciz kıldı.

Evrenin bilinmezlerini bilmek konusunda çaresizliğe itti.

Bu durum kendini kolektif bilinçten uzak bireysel bilince bıraktı.

Bireyler tek tek ve kendi dünyasına kapandı.

Sanatta post modernizm başladı.

Matematiksel imkansız duruştaki binalar, mantığı zorlayan yapılar, bitmeyen cümleler, sonu olmayan kitaplar, hareket eden resimler ve daha neler neler.

 

Sanat bilimin söylediğini insanlarla paylaşıyordu:

Hiçbir şey göründüğü gibi değil.

Duyularımız bize oyun oynuyor.

 

Hakkında kesin bilgiye sahip olmadığımız bir evrende kaybolmuştuk.

Gerçeği ararken bir labirentin içine sıkışmış durmadan serap görüyorduk.

Bilimin, sanatın ve felsefenin belirsizliği insanları eski bir yola yönlendirdi.

Daha eski ve kestirme bir yol.

Dine sarılmak.

Bütün dünyada, inanç eksenli sosyal ve siyasi hareketlerin güç kazanması tesadüf değil bir sonuçtu sadece.

Tüm dünyada felsefi tartışmalar devam ediyor.

Bir şeylerin değişmekte olduğunu herkes görüyor.

Ama neyin ne kadar değişeceğini hala kimse tam olarak kestiremiyor. 

Konu hakkında kim ki daha gerçekleşebilir öngörülerde bulunursa o kişiler yakın dönemin ünlenecek düşünürleri, sosyologları, politikacıları, sanatçıları olacaktır.



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.