Bilimden Sanata ya da Sanattan Bilime -1

19.02.2014 00:11:51
A+ A-

Fransız şair Paul Valery “şiirle düz yazı arasındaki fark, yürümekle dans etmek arasındaki farklılığa benzer.” demişti.

 

İnsan için yürümek bir mecburiyettir.

 

Dans etmek ise keyif.

 

Sanat ve bilim toplumların temel ihtiyaçları karşılandıktan sonraki entelektüel doyum arayışından doğar.

 

İki alan birbirine öncülük eder ve birbirinden etkilenir.

 

 

Jules Verne Denizler Altında Yirmi Bin Fersah’ı, Aya Yolculuk’u kurguladığında yahut 80 Günde Devri Alem yaptığında bunlar insanlık için birer düştü.

 

Bilim bu düşlerden ilham alarak düşleri gerçeğe çevirdi.

 

Tersi de olmuştur pek tabii.

 

Bilimsel bulgular sanatçıların düşlerini bir çok kez harekete geçirmişti.

 

Bu nedenle bilimsel gelişmelerin olası sonuçları üzerine bilim kurgu romanlar yazıldı, filmler çekildi.

 

Dönemin ruhunu yakalayıp geleceği öngörebilenler kalıcı sanat eserleri verdi. 

 

Hayat bir bütündür zaten.

 

Uzmanlığımız hangi alanda olursa olsun yaşamımızın çoğunu kesişim noktalarında geçiririz.

 

Belki bundandır iyi sosyal bilimciler ve sanatçılar yaşadıkları dönemlerdeki fen bilimlerini yakından takip etmişlerdi.

 

Aynı şekilde iyi bilim adamları da hep sanat ve felsefeyle ilgilendi.

 

Einstein keman çalardı mesela, felsefeyle ilgilenirdi. Russell eylem birliğinde olduğu Einstein’ın görelilik kuramını matematiksel olmayan yollarla açıklamak için kitap yazdı.

 

İkisi birlikte 9 Temmuz 1955’te “Russell-Einstein Manifestosu” olarak bilinen nükleer silahlanma karşıtı bildiriyi yayınladılar. Bildiride onlardan başka Niels Bohr, Marie Curie, Ernest Rutherford başta olmak üzere 21 kişinin imzası vardı.

 

Bildiri şöyle bitiyordu:

 

“Kamuoyunda ve hatta yönetimde çeşitli kademelerde bulunan insanlar bile nükleer bombalarla gerçekleştirilecek bir savaşın neler getireceğinin farkında değil. Kamuoyu hâlâ sadece basitçe şehirlerin yok edileceğini düşünüyor. Yeni bombaların eskisinden daha güçlü olduğunu ve bir Atom bombasının Hiroşima'yı yok edebildiğini düşünürsek, Hidrojen bombasının Londra, New York ve Moskova gibi en büyük şehirleri yok edebileceği anlaşılıyor. Hidrojen bombalarıyla yapılacak bir savaşta büyük şehirlerin yok edileceğine şüphe yok. Ancak bu karşı karşıya kalınacak felaketlerin en küçüğü olacaktır. Londra, New York ve Moskova’daki herkes ortadan kaldırılırsa dünya kendini birkaç yüzyılda toparlayabilir. Ancak, özellikle Bikini testinden beri artık biliyoruz ki bu nükleer bombalar, yıkımı öngörülen bölgenin dışına, daha geniş bir alana aşamalı olarak yaymaktadır. Bir yetkilinin belirttiğine göre yeni nesil bir bomba Hiroşima’yı yıkan bombadan 2,500 kat daha güçlü bir şekilde üretilebilmektedir. Böyle bir bomba yerde veya su altında patlatıldığında üst hava katmanlarına radyoaktif parçacıklar göndermektedir. Daha sonra yavaş yavaş çökerek dünyanın yüzeyine öldürücü toz ve yağmurlar olarak inmektedirler. Japon balıkçıları ve yakaladıkları balıkları zehirleyen işte bu tozdur.”

 

O dönemlerde Japon balıkçıları radyoaktiviteden zehirlenmiş, yakaladıkları balıkları yiyenler de bundan etkilenmişti. Bildiri bu çarpıcı olaya yapılan atıfla sonlanıyordu.

 

Bildiriden yedi ay kadar sonra 1956 yılında Nazım Hikmet bu olaya atfen Japon Balıkçısı şiirinde şöyle seslenecekti:

 

Balık tuttuk yiyen ölür.
Elimize değen ölür.
Bu gemi bir kara tabut,
lumbarından giren ölür.

 

 

Bu gemi bir kara tabut.
Badem gözlüm beni unut.
Çürük yumurtadan çürük,
benden yapacağın çocuk.
Bu gemi bir kara tabut.
Bu deniz bir ölü deniz.
İnsanlar ey, nerdesiniz?
                           Nerdesiniz?

 

Sanatçılar fen bilimlerindeki gelişmeleri sanatları ve dünyayı algılayışları için beslenebilecekleri güçlü bir kaynak olarak gördüler. 

 

Bu sağlam zemine basarak yaptılar kurgularını.

 

Bilim adamları da sanatın yaratıcı gücünün rüzgârıyla daha büyük hayaller kurabildi.

 

Bugünü kuran geçmişteki hayal kurabilme yetimizdi.

 

Geleceğimizi kuracak olan da hayal kurmaya devam edebilme yeteneğimiz olacak.

 

Bu hep böyleydi böylede kalacak. Einstein’ın deyişiyle;

 

“Hayal gücü bilgiden daha önemlidir.”

 

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.