Bir Şehir Efsanesi: Gamification

07.07.2014 19:41:55
A+ A-

Gamification çağında olduğumuz, dünyanın dört bir yanında olduğu kadar; Türkiye'deki neredeyse bütün teknoloji ağırlıklı konferanslarda dile getiriliyor. Bu açıdan bakıldığında, dünya gündemini yakalayabiliyor olmak; takdire şayan bir olgunluk. Yalnız sanırım kaçırdığımız bir nokta mevcut, o da; güzel bir fikri uygulama kısmı.

Oyunlaştırmak için yapılanların yetersizliğini; ne yazılımla, ne de tasarımla açıklamak mümkün. Mevcut sorun, iyi bir fikir çıkarıp; bunu bütün yalınlığıyla son kullanıcıya sunma eksikliği. Elbette harika tasarımlarla, kusursuz yazılımı birleştirebilirsiniz. Size güzel bir web sitesi veya aplikasyon yaratacaktır. Yaratılan şeyin sürdürülebilir olduğu ise kimseyi bir süre alakadar etmez. Gün geçtikçe popülaritesini kaybeden ürün ise tarihin tozlu sayfalarına karışmasa bile, google aramalarında en alt sıralarda veya app listelerinde en gerilerde kendine yer bulabilecektir. Bunun sebebi ise, yeterince bağlılık sağlayan bir ürün olmamasıdır.

Online yaşanan bir hayatta, iyi bir fikir yaratılmak isteniyorsa; son kullanıcının kendi isteğiyle geri dönmesini sağlamanın gerekliliğini kendimize şiar etmek gerektiğini belirtmek gerekiyor.

Gamification kurgularının besleniği ana temel, community yapısından başka bir şey değil. Birbirinden habersiz tekil kullanıcıların yer aldığı bir ortamda gamification uygulamak, 90'lı yılların başındaki anlayışa eşdeğer. Etkileşim olan yerde, bağlılık da daha fazla olur. Zaten gamification'ın amacı da, önceden komutlanmış robotlar değil; yaşayan bir ekosistem yaratmaktır. Ne kadar fazla etkileşim olursa, o kadar zengin bir ekosistem yaratılmış olunur.

Türkiye'deki algı ise, flash animasyonlarının veya varyantlarının; LMS'lerde (Learning Management System), web sitelerinde veya app'lerde yer almasını sağlamak. Bu haliyle, maalesef ki evet, Gamification bizim için bir şehir efsanesinden öteye geçemiyor.

Yalnız Dünya'daki diğer örnekler bunun böyle olmayacağını açıkça ortaya koydular yıllar önce. Bu konuda en ayakları yere basan örnek Steam'dir. Konu itibariyle (online oyun satışı) zaten cezbedici bir sektörde iş yapıyor olsalar da, başarılarının sırrı gamification ve dolayısıyla engagement kurgularının üst düzeyde oturmuş olması. 19-30 Haziran arasında yaptıkları "Summer Sale Adventure"ın son gününde, anlık 8 milyondan fazla kullanıcı ile kendi rekorlarını kırdılar.

Summer Sale Adventure'ın başarısının sırrı, çok iyi kurgulanmış olması. Steam'in halihazırda mevcut olan badge kurgusuyla birlikte, bağlılığı çok üst sınırlara ulaştırdı. Summer Sale Adventure'a katılmak isteyen her üyeyi, 5 farklı renkten oluşan gruplardan birine rastgele atadılar. Summer Sale boyunca yapılan 10 $'lık her alışverişe karşılık, 1 tane Summer Sale özel kartlarından hediye ettiler. 10 farklı kartı biriktiren kullanıcılar; badge, deneyim ve puan kazanmaya hak kazandı. Kazanılan deneyimler Level atlamaya yardımcı oldu, puanlarla da kullanıcılar; takımlarını günün lideri yapmak için uğraştı. Günün lideri olan takımın en çok puan toplayan 30 üyesine, istek listelerinde yer alan 3 oyunu hediye ettiler.

Neredeyse Türkiye nüfusu kadar aktif kullancısı olan Steam'in Summer Sale Adventure başarısı tesadüfi değil. Kullanıcıyı yormayan bir tasarım tamamiyle önemli, ama bu daha çok pastanın üzerindeki çilek gibi. Her gün milyonlarca dolar para ticareti dönmesine ve birçok noktayla entegrasyonu olmasına rağmen rüştünü ispat etmiş bir altyapı. Bu ikisinden daha önemlisi ise, kullanıcıların katkıda bulunduğu bir community yapısı. Sadece yorumlarıyla veya "like/dislike" seçimleriyle değil, Steam Workshop ile oyunlara mod'lar ekleyerek; oyunları değiştirebiliyor olmalarıyla yaptıkları bir katkıdan bahsetmek gerekiyor. En önemlisi ise bağlılık yaratan bir gamification kurgusu. Tasarım için nasıl ki, "pastanın üzerindeki çilek" örneğini veriyorsak; Gamification da pastanın tarifidir. Tarif olmadan pastayı yapmak imkansızdır.

Şimdi tekrar düşününce, Gamification acaba bir şehir efsanesi mi; yoksa Türkiye'de Gamification uygulamaya kalkışanlar, bu konuyu çok hafife mi aldılar? Kesinlikle ikincisi.



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.