Böyle Buyurdu Google

18.04.2015 04:33:18
A+ A-

Merhabalar doktortv.com takipçileri. Bugün alışılmış formatın dışında biraz işlerle alakalı biraz da içimden gelerek sizlerle bir yazımı paylaşmak istiyorum bir doktor tv çalışanı olarak.
 
Adım: Biliyorum ama söylemem :=)
İşim: Dijitalci geçiniyorum. Aslında, satış ve pazarlama, marka güçlendirme, ve  eskiden doktortv de değil ama diğer şirketlerde genel olarak bir koyup 10 nasıl alınır tarzı işlerle uğraşıyordum. Doktortv de dijitalciyim dediğim gibi.
 
Yazmaya merakım bundan yüzlerce yıl evvel ben yokken başladı. Bu yüzden de çok okudum, okudum ve gene okudum. Sonunda başım göğe erdi ve okumayı bıraktım. Bazen böyle arada yazıyorum işte.
 
Dijital nedir ? Nasıl şirketinize kazandırabilirsiniz ? Dijital dünya kazançlara fazlaca imkan veriyor mu ? Fasulye cildi gençleştiriyor mu ? Brutus gerçekten de hain mi ? Bu tarz sorulara cevap vermeye çalışacağım bu yazımda.
 
Dijital nedirle başlamak istiyorum:
 
Hatırlıyorum , yıllar evvel bu işlere ilk başladığım dönemlerde bir pazarlama direktörü sizi çağırır isteklerini belirtir ve patronuna sizin raporlarınızı sunar işi bitirirdi. Yani:
 
dijital < pazarlama idi.
 
Aradan geçen yıllar içinde satış ve pazarlama kendini geleneksel modelden kurtaramadı ve dijital her yıl %400- %500 büyüdü. Dolayısıyla satış ve pazarlamanın alanı olan bir koyup 10 alma artık neredeyse tamamen dijitalin kontrolüne geçti. Bunun nasıl olduğunu tartışmayacağım bile. Facebook dan Mısır gibi ülkelerde devrimler ve halk hareketlerinin bile yaşandığını zaten gözlemlemekteyiz. Dünya siyaseti bile artık dijitalde dönüyor. Karlılıklar , satışlar , pazarlamalar nasıl dönmesin ki ...
 
Şimdi vardığımız nokta:
 
dijital > pazarlama
dijital > siyaset
dijital > ekonomi
google > facebook
facebook > twitter
twitter tekrar > facebook
 
şeklinde kendi kendine evrim geçirdi.
 
Google efendi hazretlerinden bahsetmeden geçmek olmaz. İnsanlara ve şirketlere neler kazandırdığını görmek google hazretlerine olan saygımı artırıyor. Hadi size google ile ilgili tüyolar vereyim. 
 
Örneğin bir site veya blog açtınız kendinize. Sonra da bir film sever olarak tüm film severlerle birşeyler paylaşmak istediniz ve başladınız yazmaya , araştırmaya, çizmeye , facede takılmaya ve tabiki olmazsa olmaz capslere falan filan. Sörf yaparken bloğunuzu unuttunuz ve tekrar hatırladınız film eleştirecektiniz. Ve yazdınız.
 
İnsanlar yazınızdan nasıl haberdar olacak ?
 
Tabiki ilk akla gelen sosyal medya ve çoğunlukla bu büyük bir yalandır. Size bir tüyo vereyim. User alışkanlıkları asla sosyal medya ile bir fakiri doyurabilecek istatistikleri vermiyor. Yapmanız gereken google hazretlerine ve diğer platformlara başvurmaktır.Çünkü sosyal medyada ulaşabileceğiniz insan sayısı ile beraber reklamlı ya da reklamsız alabileceğiniz yol bellidir. Kullanmayın demiyorum ama paranız yoksa tecrübe ile sabittir ki uzak durun diyorum.
 
Deneyimlerimle ilk vardığım sonuç şu: Dijital meleklerden sosyal medya platformları fazla pahalı olduğundan sadece parası olanlar burada fink atmalı.
 
Peki garibanlar ne yapmalı ?
 
Diyelim ki inception yani başlangıç adlı filmi bloğunuzda paylaşmak istediniz. Yaw bu arada ne rol yaptı de mi o kafir Di caprio :=). Döktürmüş maşallah. (En çok sevdiğim filmler arasında olduğundan insıpşın ı örnek verdim.)
 
Yazınızın title ı yani başlığı çok önemli. Başlığınız google'un dikkatini çeker ve üst sıralarda yer alırsanız film meraklıları sizi kolay bulur ve popüleritiniz artar. Kasım kasım kasılabilirsiniz sonra. Peki title neden bu kadar önemli?
 
Çok basit. Mesela bizler user olarak ne yapıyoruz ? Girdiğimiz bir sayfada ilkin başlığa bakıyoruz. Dikkatimizi çekerse okuyoruz çekmezse direk çarpıya basıp diğer sayfalarda sörf yapıyoruz. Google da bunu farkettiğinden title a yani başlığa çok önem veriyor ve hiçbir güncellemesinde bu önemi azaltmıyor. Title seçiminden sonra , tanım cümleleri gelir. 150 karakter de anahtar kelimenizi içeren bir description yazmanız gerekiyor. Bunu da bir nevi alt başlık olarak kısa metin gibi düşünebilirsiniz.
 
Peki bir user olarak biz ilgimizi çektikten sonra bir sayfada ne yapıyoruz ? Tabiki dikkatimizi çeken o yazıdaki vurgulamalar oluyor ilk etapta. Ve büyük puntolarla yazılmış kelimeleri ilk görüyoruz. Sonra dikkatimizi çekmişse bu vurgulamalar, yazıyı okumaya uzun ince bir yolda başlıyoruz yazı uzuuuuun bile olsa.
 
İşte bunlara h etiketleri deniyor. h1 etiketi örneğin başlığa en yakın olan etiket olduğundan sadece 1 tane kullanın. h2 den ve h3 den popüleritinize göre istediğiniz kadar kullanın. h4,h5,h6 ya ise ihtiyacınız varsa yönelin. Yoksa uzak durun. Diğer sitelerde bununla ilgili çok farklı görüşler olsa da , bu işle ilgilenen arkadaşlarımız , ezberci sistemle ezberlemiş gibi h2 4 tane olacak h3 de 4 tane olacak derler. Buna gerek yoktur. İhtiyacınız dahilinde kullanabilirsiniz. Ama sadece arama motorları için bunu yaparsanız kullanıcı memnuniyetiniz azalır ve google amca bunu bir şekilde ölçer ve sizi döver. O yüzden bunu yapmayın.
 
Sonra da h vurgulamaları biter ve sıra gelir metin vurgulamalarına. Metinde bazı kelime veya kelime gruplarını bold italik yapmanız gerekir ki , ziyaretçi ilk göz gezdirdiğinde bunlar gözüne çarpsın ve yazıyı okumaya devam etsin. Google da sizi şöyle yorumlasın. Bu vurgulamalarla user geldi ve yazıyı okudu paylaşım yaptı. Demek ki user memnun. O halde bu bloğu yukarı çıkarayımda bu fakir de bir sevinsin der. 
 
Google fakirleri çok sever. Asla parayla işi olmaz :=). Şu adwords olmsasa ! İşi hep adwords pisliği bozuyor. Yoksa google çok gözü toktur. Gerçekten diyorum :=) . Adwords siyahtır google beyaz. Adwords iblistir google ise melek. Adwords haindir google ise sizi asla satmaz sadık bir dost
 :=).
 
Neyse, sonra sıra geldi resim eklemeye. Resimleriniz orjianal ve etiket tanımlamaları yapılmış olsun. Bunlara gavurcada alt atribution yani alt etiketi ve caption yani resim başlığı deniyor. Bunları doldurun ki google o içeriklerde sizi tanısın. Yoksa inadı tutarsa sizi bi daha üste çıkarmaz.
 
Ondan sonra da bir sürü şey yapmanız gerekir. İşte bu yazılarınızın url lerini sosyal medyada filan paylaşmanız gerekir. Şunu yapmanız gerekir bunu derken 500 kriteri bulur yapmanız gerekenler. Of anam offf. Bitmez bu çile.
 
Deneyimle sabittir ki dijital meleklerden google ciddi ciddi hem ziyaretçi hem de kazanç sağlar. Bu yüzden yukarıdaki ilk temel uygulamaları yapın derim arkadaşlar, sonrasında diğer kriterleri de yavaş yavaş yaparsınız.
 
Diğer bir yazımda bilgi paylaşımında bulunmaya devam edeceğim. Siz şimdi girin bakın hele bizim doktor listemize. 
 
Bakın bakın ! Ne kadar güzel doktorlarımız var bu linkte bir bakın 
 
 
 
 
Merhabalar doktortv.com takipçileri. Bugün alışılmış formatın dışında biraz işlerle alakalı biraz da içimden gelerek sizlerle bir yazımı paylaşmak istiyorum bir doktor tv çalışanı olarak.
 
Adım: Biliyorum ama söylemem :=)
İşim: Dijitalci geçiniyorum. Aslında, satış ve pazarlama, marka güçlendirme, ve  eskiden doktortv de değil ama diğer şirketlerde genel olarak bir koyup 10 nasıl alınır tarzı işlerle uğraşıyordum. Doktortv de dijitalciyim dediğim gibi.
 
Yazmaya merakım bundan yüzlerce yıl evvel ben yokken başladı. Bu yüzden de çok okudum, okudum ve gene okudum. Sonunda başım göğe erdi ve okumayı bıraktım. Bazen böyle arada yazıyorum işte.
 
Dijital nedir ? Nasıl şirketinize kazandırabilirsiniz ? Dijital dünya kazançlara fazlaca imkan veriyor mu ? Fasulye cildi gençleştiriyor mu ? Brutus gerçekten de hain mi ? Bu tarz sorulara cevap vermeye çalışacağım bu yazımda.
 
Dijital nedirle başlamak istiyorum:
 
Hatırlıyorum , yıllar evvel bu işlere ilk başladığım dönemlerde bir pazarlama direktörü sizi çağırır isteklerini belirtir ve patronuna sizin raporlarınızı sunar işi bitirirdi. Yani:
 
dijital < pazarlama idi.
 
Aradan geçen yıllar içinde satış ve pazarlama kendini geleneksel modelden kurtaramadı ve dijital her yıl %400- %500 büyüdü. Dolayısıyla satış ve pazarlamanın alanı olan bir koyup 10 alma artık neredeyse tamamen dijitalin kontrolüne geçti. Bunun nasıl olduğunu tartışmayacağım bile. Facebook dan Mısır gibi ülkelerde devrimler ve halk hareketlerinin bile yaşandığını zaten gözlemlemekteyiz. Dünya siyaseti bile artık dijitalde dönüyor. Karlılıklar , satışlar , pazarlamalar nasıl dönmesin ki ...
 
Şimdi vardığımız nokta:
 
dijital > pazarlama
dijital > siyaset
dijital > ekonomi
google > facebook
facebook > twitter
twitter tekrar > facebook
 
şeklinde kendi kendine evrim geçirdi.
 
Google efendi hazretlerinden bahsetmeden geçmek olmaz. İnsanlara ve şirketlere neler kazandırdığını görmek google hazretlerine olan saygımı artırıyor. Hadi size google ile ilgili tüyolar vereyim. 
 
Örneğin bir site veya blog açtınız kendinize. Sonra da bir film sever olarak tüm film severlerle birşeyler paylaşmak istediniz ve başladınız yazmaya , araştırmaya, çizmeye , facede takılmaya ve tabiki olmazsa olmaz capslere falan filan. Sörf yaparken bloğunuzu unuttunuz ve tekrar hatırladınız film eleştirecektiniz. Ve yazdınız.
 
İnsanlar yazınızdan nasıl haberdar olacak ?
 
Tabiki ilk akla gelen sosyal medya ve çoğunlukla bu büyük bir yalandır. Size bir tüyo vereyim. User alışkanlıkları asla sosyal medya ile bir fakiri doyurabilecek istatistikleri vermiyor. Yapmanız gereken google hazretlerine ve diğer platformlara başvurmaktır.Çünkü sosyal medyada ulaşabileceğiniz insan sayısı ile beraber reklamlı ya da reklamsız alabileceğiniz yol bellidir. Kullanmayın demiyorum ama paranız yoksa tecrübe ile sabittir ki uzak durun diyorum.
 
Deneyimlerimle ilk vardığım sonuç şu: Dijital meleklerden sosyal medya platformları fazla pahalı olduğundan sadece parası olanlar burada fink atmalı.
 
Peki garibanlar ne yapmalı ?
 
Diyelim ki inception yani başlangıç adlı filmi bloğunuzda paylaşmak istediniz. Yaw bu arada ne rol yaptı de mi o kafir Di caprio :=). Döktürmüş maşallah. (En çok sevdiğim filmler arasında olduğundan insıpşın ı örnek verdim.)
 
Yazınızın title ı yani başlığı çok önemli. Başlığınız google'un dikkatini çeker ve üst sıralarda yer alırsanız film meraklıları sizi kolay bulur ve popüleritiniz artar. Kasım kasım kasılabilirsiniz sonra. Peki title neden bu kadar önemli?
 
Çok basit. Mesela bizler user olarak ne yapıyoruz ? Girdiğimiz bir sayfada ilkin başlığa bakıyoruz. Dikkatimizi çekerse okuyoruz çekmezse direk çarpıya basıp diğer sayfalarda sörf yapıyoruz. Google da bunu farkettiğinden title a yani başlığa çok önem veriyor ve hiçbir güncellemesinde bu önemi azaltmıyor. Title seçiminden sonra , tanım cümleleri gelir. 150 karakter de anahtar kelimenizi içeren bir description yazmanız gerekiyor. Bunu da bir nevi alt başlık olarak kısa metin gibi düşünebilirsiniz.
 
Peki bir user olarak biz ilgimizi çektikten sonra bir sayfada ne yapıyoruz ? Tabiki dikkatimizi çeken o yazıdaki vurgulamalar oluyor ilk etapta. Ve büyük puntolarla yazılmış kelimeleri ilk görüyoruz. Sonra dikkatimizi çekmişse bu vurgulamalar, yazıyı okumaya uzun ince bir yolda başlıyoruz yazı uzuuuuun bile olsa.
 
İşte bunlara h etiketleri deniyor. h1 etiketi örneğin başlığa en yakın olan etiket olduğundan sadece 1 tane kullanın. h2 den ve h3 den popüleritinize göre istediğiniz kadar kullanın. h4,h5,h6 ya ise ihtiyacınız varsa yönelin. Yoksa uzak durun. Diğer sitelerde bununla ilgili çok farklı görüşler olsa da , bu işle ilgilenen arkadaşlarımız , ezberci sistemle ezberlemiş gibi h2 4 tane olacak h3 de 4 tane olacak derler. Buna gerek yoktur. İhtiyacınız dahilinde kullanabilirsiniz. Ama sadece arama motorları için bunu yaparsanız kullanıcı memnuniyetiniz azalır ve google amca bunu bir şekilde ölçer ve sizi döver. O yüzden bunu yapmayın.
 
Sonra da h vurgulamaları biter ve sıra gelir metin vurgulamalarına. Metinde bazı kelime veya kelime gruplarını bold italik yapmanız gerekir ki , ziyaretçi ilk göz gezdirdiğinde bunlar gözüne çarpsın ve yazıyı okumaya devam etsin. Google da sizi şöyle yorumlasın. Bu vurgulamalarla user geldi ve yazıyı okudu paylaşım yaptı. Demek ki user memnun. O halde bu bloğu yukarı çıkarayımda bu fakir de bir sevinsin der. 
 
Google fakirleri çok sever. Asla parayla işi olmaz :=). Şu adwords olmsasa ! İşi hep adwords pisliği bozuyor. Yoksa google çok gözü toktur. Gerçekten diyorum :=) . Adwords siyahtır google beyaz. Adwords iblistir google ise melek. Adwords haindir google ise sizi asla satmaz sadık bir dost
 :=).
 
Neyse, sonra sıra geldi resim eklemeye. Resimleriniz orjianal ve etiket tanımlamaları yapılmış olsun. Bunlara gavurcada alt atribution yani alt etiketi ve caption yani resim başlığı deniyor. Bunları doldurun ki google o içeriklerde sizi tanısın. Yoksa inadı tutarsa sizi bi daha üste çıkarmaz.
 
Ondan sonra da bir sürü şey yapmanız gerekir. İşte bu yazılarınızın url lerini sosyal medyada filan paylaşmanız gerekir. Şunu yapmanız gerekir bunu derken 500 kriteri bulur yapmanız gerekenler. Of anam offf. Bitmez bu çile.
 
Deneyimle sabittir ki dijital meleklerden google ciddi ciddi hem ziyaretçi hem de kazanç sağlar. Bu yüzden yukarıdaki ilk temel uygulamaları yapın derim arkadaşlar, sonrasında diğer kriterleri de yavaş yavaş yaparsınız.
 
Diğer bir yazımda bilgi paylaşımında bulunmaya devam edeceğim. Siz şimdi girin bakın hele bizim doktor listemize. 
 
Bakın bakın ! Ne kadar güzel doktorlarımız var bu linkte bir bakın  http://www.doktortv.com/doktor
 
 
Hastalığınız varsa soru sormayı da unutmayın.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 


YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.