Bozuk bilgisayar tıktıklarından(mauslarından) yararlanmak

04.06.2015 16:50:06
A+ A-

Bozulan birşeyi ve özellikle de elektıronik(elektronik) birşeyi tümden çöpe hemen atmak ya cehalete ya da nevrotik davranışa örnektir bence yani sorunları çözmeye çalışmak yerine dışlamak, aşağılamak.
 
Bozuk bir bilgisayar tıktıkı(mausu, faresi) eğer kablolu ise ve kablosu sağlam ise en azından kablosu işe yarar çünkü satın alacağımız bir sonraki tıktıklarda kablo bozulabilir, onun yerine takılır. Eğer bozulan tıktıkın sağlam kablosunun ucu Usb ise elimizdeki, işe yaramayan yuvarlak uçlu bir tıktıkın kablosu ile değiştirilebilir. Bu; dışsal görünen şeylerin değişimi.
 
Bir de tıktıkın içi var. Tıktıkın içinde kullanabileceğimiz başka neler mi var? Tıransistör(Transistör), dirençler, kondansatörler, ışıklı tıktıklarda verici bir led, çıtçıt düğmeler, entegreler.
 
Eğer kablosu sağlamsa bir çıtçıtın içinde bozulabilecek üç ana parça vardır: İki entegreden birisi ve tıransistör. İki entegrenin ikisinin birden bozulması olasılığı çok düşüktür, büyük olasılıkla birisi sağlamdır. Sağlam olan entegreyi, satın alacağımız yeni tıktıkın aynı entegresi bozulduğunda ve uçları aynı bağlantılara sahipse onun yerine takabiliriz; eğer iki tıktıkın aynı entegresinde farklı bağlantılar varsa ya da tıktıkın kablosunun uçlarında bağlanma değişikliği varsa, onları düzeltip entegre değişimini yapabiliriz. Ancak hep aynı marka, aynı model tıktık alırsak parça değişimini daha kolayca ve daha rahatça yapabiliriz. Verici ledi de yine mausun ledi bozulduğunda ya da başka yerlerde kullanabiliriz.
 
Eğer yeni alacağımız tıktıkın tıransistörü bozulacak olursa ve eski tıktıktaki tıransistörler aynı cins ise tıransistör değişimi yapabiliriz. Tıransistörlerin cinsleri harf ve sayı ile üstlerinde yazar.
 
Dirençlerin sağlam olanlarını da hem tıktık onarımında hem de başka cihazların onarımlarında ve hobi devresi yapımında kullanabiliriz. Bozuk direnç siyahlaşır ya da kopuk, kırık olur.
 
Kondansatörler pek bozulmazlar. Bozulurlarsa da genel de patlarlar, patlak olurlar ya da aşırı şiş olurlar. Kondansatörleri de dirençlerdeki gibi amaçlar için kullanabiliriz.
 
Gelelim en zevkli bölümüne işin yani çıtçıt düğmelere. Tıktıklarda çıtçıtlar pek bozulmazlar, bozuksalar çıtçıt diye ses çıkarmazlar, basıldıklarında, genelde. Tıktık çıtçıtları boyut olarak oldukça küçük olduklarından kolay kolay bulunmazlar, elektirik düğmeleri gibi hem de boyutları oldukça küçük olduklarından, düşük voltajlı türlü işler için kullanılabilirler, örneğin ben bir tıktık çıtçıtını zil tırafosu(trafosu) çıkışına bağlı olarak 12 Ac voltta yani doğru akımda kullanıyorum kapı otomatını açmak için ve 12 volttan yukarı Ac ya da Dc voltta asla kullanılmamalıdırlar. Ayrıca alarmlara ya da kalem pille çalışan ışıklı ya da düdüklü devrelere örneğin pilli çalar saat devrelerine mekanik olarak takılıp, kapı girişlerinde halı, kilim, paspas altına ya da raflardaki, masalardaki, dolaplardaki eşya, öteberi altına konulup basma ya da kaldırma alarmı düğmesi olarak ya da elle tutulunca çalışan, bırakılınca duran cihazların yapımlarında; düğmeleri bozulan cihazlara düğme olarak da kullanılabilirler. Bu çıtçıtlar basıldıklarında, bırakılırlarsa tekrar(yine) eski durumlarını alırlar hemen yani basıldıkları gibi kalmazlar ki bu da onların özel konularda kullanılmalarını sağlar yani çayocağılarında(çay ocaklarında) kullanılan düofon düğmeleri gibidirler.
 
Eğer her bozulan, eskiyen şeyi atma kültürü edinirse bir toplum; o toplumda mucit pek yetişmez. Mucitliğin nedenlerinden ve koşullarından biri de eskiyen, bozulan şeyleri inceleme, onarma ilgisidir ve eskiyen, bozulan şeyleri hemen ya da tümden atmak da gerçekte hayattan gerçek bir kopukluktur da bence çünkü bence gerçek hayata karışmak sokaklara, insanlara, kalabalıklara karışmak değil felsefeye, bilime, teknolojiye, kitaplara karışmaktır.
 
Bozuk tasarruflu ampüllerin ve mausların içlerindeki elektıronik parçalarla öyle çok şeyler yapılabilir ki şaşarsınız. Çöpe atmak kolay; güzel olan, hayata kazandırmak tıpkı hasta bir insanı iyileştirmek gibi.
 
Evlerden başlayıp insanları teknolojiye meraklı olmayan toplumlar, ülkeler, devletler asla kalkınamazlar ve dünyada söz sahibi olamazlar. Unutmayalım ki bugün teknolojide bir dünya markası olan Bosch'un ilk sahibi, kurucusu da bir nalbantmış. Felsefeye gül, teknolojiye gül, kitaba gül, aydına gül, vatansevere gül; bu işler böyle olmaz.
 
Necdet Gürçiftçi
Patentsiz, dinsiz, yerli üretim bir Türk/Türkiye bilgesi
İnternetde yayınlandığı zaman: 24 mart 2014/07.51