Burada olmamak sendromu kuramım

25.12.2015 03:51:41
A+ A-

Genelde felsefe ve bilim; daha az genelde düşünürler(filozoflar), alimler, bilgeler; daha az genelde öğrenci ya da bitirmiş üniversiteliler herşeyle ilgilenmek zorundadırlar çünkü üniversite demek de, felsefe demek de, bilim demek de herşeyler ilgilenmek demektir. Bu açıdan ben yalnızca kendi işiyle, kendi mesleğiyle, kendi hayatıyla(yaşamıyla) ilgili olan öğrenci ve bitirmiş üniversitelilere üniversiteli, üniversite öğrencisi, üniversite bitirmiş demem felsefe de demez, bilim de demez, üniversite de demez. Üniversite evren demektir, evrensel demektir, verendeki herşeyle ilgilenmek demektir bu durum yalnızca üniversiteye ya da üniversite binasına değil üniversite okuyanlara ve okumuşlara da aittir. Bu açıdan ben felsefeden yani üniversitenin asıl özünden, asıl amaçından(amacından) teknolojiye, sanattan tıbba kadar her konu ile ilgilenirim. Üniversiteliye sınır olması demektir bilime sınır koymak demektir ki bu da bilim değildir. Ancak bu her konu ile birebir ilgilenmem demek değildir çünkü üstelik bu buna hiç uygun olmayan ortamlarda, olanaklarda asla olanaklı değildir; bu yüzden 'savım', 'kuramım' dediğim şeyler ğere zaten daha önceden varsalar kuşkusuz ki onlar savım, kuramım olmayacaklardır ancak dediğim gibi herşeyi birebir izleme olanağına sahip olmadığım için ben kural, yöntem olarak yine de bulduğum herşeye 'savım, kuramım' demek zorundayım ki bir Türkiyelinin çalışmalarının boşa gitmesi hiç hoşuma gitmez çünkü ben düşünsel olarak üretilmiş bir Türkiye değil düşünce üreten, yönlendirilen bir Türkiye değil yönlendiren bir Türkiye istiyorum ki bunun Türkiyelilerden istenilmesine en başta Mustafa Kemal Atatürk'ün hakkı vardır ve Türkiyelilerin de herşeyden ona görevleri vardır yani bir adamın katkısına enaz milyon insan karşılık, katkı verebilmeli yoksa bu herşeyden önce Türkiyelilerin kendilerine saygısızlıkları olur yani ben çalışırken, üretirken, yaşarken hep Mustafa Kemal Atatürk'ü de düşünürüm; benim için Türkiye bir keyif yeri değil görev yeridir.
 
Bu açıdan ya da bu bağlamdan ya bu durumdan; genelde bilime, özelde pısikoloji bilimine(ruhbilime) 'Burada olmamak sendromu(belirgisi/belirtisi)' kuramımı sunacağım ve 'sendrom' sözcüğüne karşılık kullanılmakta olan 'belirgi/belirti' sözcüğünü sendrom sözcüğünün anlatmak istediği şeye pek uygun bulmadığım için şimdilik sendrom yerine Türkçe karşılıklarını sunmayacağım ki enazından pısikoloji bilimindeki duruma bence pek uygun değildir bu Türkçe karşılıklar.
 
Burada olmamak sendromu: istenilmeyen ya da zorunlu olarak ya da zorla ya da istekdışı olunulan durumda olmanın oluşturduğu, verdiği, yarattığı, olumsuz, acı verici, üzüntü verici, mutlsuzluk verici öyle ki intihara(kendini öldürmeye) bile götürebilen ve ruhsal hastalıklarla ya da hastalık kavramı ile karıştırılan ancak hastalık olmayan ruhsal sorundur yani hastalık değil sendromdur ancak bedensel ve ruhsal hastalıklara yol açabilir; bu sendromun temel özelliği, koşulu 'İstenilmeyen bir durumda' olmaktır, bu nedenle kişi 'İstenilmeyen durumdan' çıktığında, çıkarıldığında, kurtarıldığında, kurtulduğunda bu sendromdan da kurtulur, çıkar yani örneğin kişi istemediği, sevmediği, nefret ettiği bir işte ya da yerde, üstelik de aylarca ya da yıllarca bulunmak zorunda kalırsa, tutulursa kuşkusuz ruhsal sorunları ve bu durumun bedene yansımaları da oluşacaktır yani bu sendrom yalnızca istenilmeyen koşullarda ve zorla tutulunan koşullarda oluşur yani her koşulda, her ortamda olmaz yani görelidir ve geçicidir.
 
Örnek vereyim: İstenilmeyen bir ülkede, ilde, ilçede, köyde, semtde(semtte), evde yani bir yerleşim yerinde olmak; kaynanası ile ya da sevmediği ailesi ya da sevmediği eşi ile birlikte yaşamak zorunda olmak; bir hastalık ya da özür ile birlikte yaşamak zorunda olmak; sevilmeyen, istenilmeyen bir işte çalışmak zorunda olmak; istenilmeyen, sevilmeyen bir ortamda bulunmak zorunda olmak örneğin askerlik gibi; istenilmeyen bir yaşta olmak örneğin yaşlanmak gibi, çocuk olmayı ya da genç olmayı sevmemek gibi; istenilmeyen, beğenilmeyen cinsiyette olmak; istenilmeyen, beğenilmeyen giysileri giymek zorunda olmak; istenilmeyen, beğenilmeyen bir gelirde olmak; çok çalışmak zorunda olmak; akıl hastahanesinde hasta olmak; hapishanede olmak; istenilmeyen bir evlilikte olmak; çirkinleşmek; yaşlanmak; güçsüzleşmek; yenilmek; başaramamak; şişmanlamak; istenilmeyen, sevilmeyen bir mevsimde olmak; istenilmeyen bir yüze, bedene, görünüme sahip olmak; beğenilmeyen, istenilmeyen kimseler arasında, içinde olmak; makam, mevki, rütbe, gelir, saygınlık, önem düşmesi.
 
Yani diyelim ki amir, müdür insan düz memur ya da hizmetli, temizlikçi yapılmış; general insan er yapılmış; üniversite bitirmiş insan işçi yapılmış ya da işsiz kalmış; şiddetten hiç hoşlanmayan insan asker yapılmış; sapasağlam insan felç olmuş; aylık geliri 5.000 Tl olan insan aylık geliri 1.000 Tl olan insan olmuş; işyeri olan bir insan iflas etmiş; bir insan çok sevdiğini, en sevdiğini yitirmiş; bir insan tüm parasını dolandırıcılara, hırsızlara kaptırmış; evli olan bir insan evsiz kalmış; işi olan bir işsiz kalmış; bir insan bir olay sonuçu(sonucu) olağan insan görünümünü yitirmiş; ildeki(şehirdeki) memur geri kalmış bir yere tayin edilmiş ya da sürgüne gönderilmiş; ilde yaşamayı seven bir insanı köyde yaşamaya zorlamak; haksız, masum yere hapise girmek; zengin(varsıl) birinin yoksul(fakir) düşmesi; çocuk sahibi(sahibesi olamamak; evlenememek; boşanamamak; sigara içmeyen birinin sigara içilen bir ortamda bulunmak zorunda olması; gürültüden nefret eden birinin gürültülü bir ortamda bulunmak zorunda bırakılması; okumayı çok seven bir insan okuldan atılmış ya da sınıfta kalmış; bu gibi şeyler kişilerin ruhları üzerine olumsuz, acı verici, üzüntü verici, yıkıcı etkiler oluşturabilirler ve ruhsal hastalık ve bedensel hastalık belirtileri yaratabilirler, oluşturabilirler ve öfkeliliğe, saldırganlığa, cinnete, cinayete, intihara bile götürebilirler; örneğin bu tür insanlar şizofrende ya da depresyonda bile sanılabilirler. Bu nedenle ruhsal sorunlarda kişiye öncelikle bulunduğu durumu sevip sevmediği, isteyip istemediği sorulmalıdır yani örneğin hiç istemediği bir işte ya da yerde bulunmak zorunda bırakılmakta olan bir insan ruhsal ve bedensel sorunlarının nedeni bu durum olabilir ve bu durumda ona verilen hiçbir tedavi(sağaltım, iyileştirim), hiçbir ilaç işe yaramayacaktır. Bu durum depresyon, şizofren gibi türlü ruhsal hastalıkların belirtilerini verebileceği gibi türlü bedensel şikayetlere, bedensel hastalıklara örneğin ülsere, kansere, sancılara, ağrılara bile neden olabilir. 
 
Çözüm; dediğim gibi sorun olan şeyi ortadan kaldırmaktır ki bu sendromda sorun olan şeyler nesnel, doğal değillerse kolaylıkla ortadan kaldırılabilirler örneğin birinin bir gözü, birinin öteki gözü olmayan karıkoca arasındaki geçimsizliğin, mutsuzluğun eğer gelir durumlarında bir sorun yoksa büyük olasılıkla çözüm onlara ilaçlar yazmak değil güzel birer yapay göz takmaktır.
 
Örneğin sokaklarda, bir akşam zamanı, ayakları çıplak, üstübaşı perişan, saçıbaşı dağınık ve kirpas içinde bir bayancağız 'Benin annem babam vardı, benim ailem vardı, benim evim vardı, benim buralarda ne işim var' diye ağlayıp duruyordu; Türkiye'nin batısından doğusuna tayin edilen, atanan bir memurun eşi intihar etmişdi(etmişti); hapishanelerde intihar olayları var; uzun süren hastalıklarda intihar olayları var; askere zorla giden kimi de çıldırabiliyor, cinayet işleyebiliyor, intihar edebiliyor; bence Hitler'in bir vahşi faşist olmasının bir nedeni de ressam olmak isterken ailesinin onu zorla asker yapılmasıdır. Bu nedenle 'İstek' çok önemlidir. 'İsteksizlik' birçok ruhsal, bedensel ve toplumsal sorunlara neden olabilir. Yani 'Burada olmamak sendromu'na dikkat edilmelidir; buna dikkat edilirse öznel kökenli sorunların yarısı ortadan kalkar bence.
 
Bu konuya günümüzden 1400 yıl önce de dolaylı olarak şu hadisle dikkat edilmiş ve dikkat çekilmiştir de: 'En acıdığım üç insan vardır: Cahiller içindeki alimler, zenginken yoksul düşmüş olan, itibarlı iken itibarsız düşümüş olan'. Yani insanları bir peygamberin bile acıdığı durumlara düşürmemek gerekir.
 
 
Necdet Gürçiftçi
Patentsiz, dinsiz, yerli üretim bir Türk/Türkiye bilgesi
İnternette yayınlandığı zaman: 25.12.15/03.49