Çağın yeni hastalığı: Ekran bağımlılığı

01.08.2014 03:45:29
A+ A-

Cep telefonu ve tabletletlerin yaygınlaşmasıyla evlerimizdeki ekran sayısı iki basamaklı rakamlara ulaştı. Almanya’da dokuzuncu sınıf öğrencilerinin ortalama ekran tüketimi günde sekiz saate yakın. Birleşik Devletler ve Türkiye’de bu süre daha da uzun. Başka bir deyişle yılda aşağı yukarı yüz gün değişik türdeki monitörlerin başında geçiyor. Yaş ayrımı olmaksızın yapılan ekran tüketimi araştırmalarında televizyon seyretme hala ilk sırada. İnternet sörfü, sosyal ağlar ve bilgisayar oyunlarının payı hızla artıyor.

 

Çağın yaşam tarzının etkisiyle  son dönemde klinik ilgi odağı olmaya başlayan bir hastalık tıp literatürüne girdi. Ekran bağımlılığı diye adlandırılıan bu hastalığın tedavisi için azımsanamayacak sayıda ergene artık ilaçla desteklenen psikoterapi uygulanıyor. Ebeveynlerin çocuklarını ekrandan kopartmak için acil servisleri aramaları da sık rastlanan bir durum oldu.

 

Multimedya tüketiminin zorunluluk haline gelmesi ‘bağımlı olmanın sınırı nedir, yoksa ben de bağımlı mıyım’ sorularını akle getiriyor. Tehlike daha çok çocuk ve gençlere yönelik olsa da bu problem her yaşta görülebiliyor. Diğer hastalıklar gibi ekran bağımlılığının da belirtileri var. Ekranı temel ihtiyaç gibi görmek, uzun süreli tüketimi kontrol altına alamamak, bu amaçla başarısız denemeler yapmak ilk akla gelenler. Daha ciddi göstergelerse ekrandan uzak kalındığında sinirlilik gibi yoksunluk belirtileri sergilemek, hava durumu uygulamasını defalarca güncellemek, amaçsız şekilde televizyonu saatler boyu açık tutmak, ekran uğruna yalan söylemek veya tartışma çıkartmak gibi davranış bozukluklarıdır.

 

Bağımlılığın tespitindeki en önemli ölçüt ise hayatın normal akışının ve işlevselliğinin bozulmasıdır. Eğer ekran tüketimi göz, boyun, sırt gibi bölgelerde sağlık problemleri doğuruyorsa, dikkatsizlik, yorgunluk, randevuların ertelenmesi gibi nedenlerle yaşamımızın düzenini bozuyor ve verimini azaltıyorsa bağımlılık sözkonusudur. Bunun en çok görülen örneği  ekran müptelası öğrencilerin ders başarısının azalması ya da uyuma ve beslenme gibi hayati fonksiyonlara yeterli zaman ayıramamasıdır.

           

Çözüm adına en büyük sorumluluk yine anne babalara düşmektedir. Uzmanlar bağımlı çocuk ve gençlerin kendi başlarına bu durumdan kurtulamadıklarını belirtiyorlar. Yasaklama veya ceza bir işe yaramadığı gibi çatışma ve yalana yol açıp iletişimi ortadan kaldırıyor. Davranış değişikliği oluşması için evlatlarımızın bir şekilde ikna olması en önemli aşama. Etkili ikna yolunun sıkıcı konuşmalar veya ceza değil cazip alternatifler sunma olduğu unutulmamalıdır. Ekran tüketimini sınırlayarak bağımlılığı küçük yaşlardan itibaren engellemek de ebeveynlerin işini kolaylaştıracak koruyucu bir adımdır.

 

Konuyu huzursuzluk nedeni yapmadan ele almalı, önce evlatlarımıza iyi örnek olmalıyız. Birlikte oyun oynama, doğayla temas etme, hobilerle meşgul olma gibi yöntemlerle aile içi paylaşımı sağlamalı ve yaşamı renklendirme adına yollar bulmalıyız. Zamanı televizyon programlarına göre değil yemek benzeri ailece yapılan eğlenceli bir eyleme göre planlamak, ekran kullanımını önce sınırlandırmak sonra kademeli olarak azaltmak anne babalara yardımcı olacaktır. Düzenli uyku, aile sohbetleri, dikkatli programlanmış ziyaretler en güzel terapi yöntemleridir. Ekranların yerini akranların alması kalıcı çözüm için en büyük aşamadır.

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.