Canlılardaki fedakarlık ve akılcı davranışlar – 3

12.05.2014 15:15:11
A+ A-

Bugün de sizlere, küçük, karınca benzeri canlılardan, termitlerden bahsedeceğim. Bu canlıların kendi aralarında gösterdikleri fedakarlıkta müthiş bir iman hakikati olarak karşımıza çıkıyor. Sıcak iklimlerde kalabalık topluluklar halinde yaşayan termitlerin başlıca düşmanları karıncalar ve karıncayiyenlerdir.  Termit yuvalarının dış dünyaya açılan kapıları, yalnızca tek bir termitin geçebileceği genişlikteki küçük tünellerdir. Bu tünellerden geçmek ise bir “izne” tabidir. Kapıdaki “nöbetçi” asker termitler, içeri girmeye çalışanın koloniden olup olmadığını kokusundan anlar. Nöbetçi termitlerin başları koloninin içine giden küçük koridorlardan daha büyüktür. Bu termitler saldırı anında koridora geri geri girer ve sıkışmak suretiyle kafalarıyla girişi kapatırlar.

Malezya’nın yağmur ormanlarında yaşayan bir tür termit, anatomisi ve davranışları açısından birer “yürüyen bomba” gibidir. Vücutlarındaki özel bir kese düşmanlarını etkisiz kılacak bir kimyasalla doludur. Mücadele sırasında termit, bir karınca ya da saldırgan bir hayvan tarafından sert bir şekilde sıkıştırılırlarsa, karın kaslarını şiddetli bir şekilde kasarak salgı bezlerini yırtar ve saldırganı sarı renkli koyu öldürücü bir sıvıyla boğar. Bu tam bir intihar saldırısıdır, çünkü saldırı sırasında termitin iç organları parçalanır ve canlı ölür.

Bazı asker termitler yuvalarını ve diğer termitleri savunmak için özel bir silah kullanırlar. Bu termitlerin alınlarında bir uzantı vardır ve tıpkı bir bazooka gibi çalışır. Tehlike anında bu  bu uzantıdan tahriş edici yapışkan bir sıvı püskürtülür.

Kraliyet muhafızları savaş için yaratılmıştır: Savunma için tasarlanmış kalkan gibi kafaları ve kılıç gibi keskin alt çeneleri vardır. Büyük askerlerin vücut ağırlığının %10'unu iç salgıları oluşturur. Uzun zincirli karbon bileşiklerinden (alkanlar ve alkenler) oluşan bu salgılar, vücudun ön tarafındaki büyük bir kesede saklanır. Kraliyet muhafızları alt çenelerini kullanarak düşmanların vücutlarında açtıkları yaralara, bu kimyasal sıvıları boşaltır.

Peki acaba termitlerin düşmanlarının yaralarına sürdükleri bu sıvılar ne işe yarar? Bunu inceleyen bilim adamları, çok şaşırtıcı bir gerçekle karşılaşmışlardır. Termitlerin düşmanlarına sürdükleri sıvılar, düşmanlarının kan pıhtılaşma sistemini etkisiz hale getirmektedir! Karıncaların vücutlarında “hemolimf” adı verilen ve kan görevi gören bir vücut sıvısı bulunur. Vücutlarında bir yara açıldığında ise, bir çeşit pıhtılaşmayı başlatan ve yaranın iyileşmesini sağlayan kimyasal bir madde devreye girer. İşte termitlerin salgısı bu kimyasal maddeyi etkisiz hale getirmektedir.

Karınca gibi küçücük bir böceğin vücudunda özel bir kan pıhtılaştırıcı sistemin bulunması, başlı başına bir yaratılış delilidir. Termitlerin bu sistemi etkisiz hale getirecek bir sıvı salgılamaları, bu sıvıyı kullanabilecek organlara sahip olmaları ve kullanmayı bilmeleri ise, tamamıyla mucizevi bir özelliktir. Elbette bu denli kusursuz bir uyum hiçbir şekilde rastlantılarla açıklanamaz. Termitler ise, karıncaların vücudundaki pıhtılaşma sisteminin kimyasal detaylarını bilecek, bu kimyasal sistemi etkisiz hale getirecek olan karışımın formülünü hesaplayacak ve sonra da kendi vücutlarında sentezleyecek birer kimya laboratuarı değildir.Elbette bu kusursuz tasarım, bu canlıları Allah’ın yarattığının açık bir delilidir.

Evrim teorisine göre, “ilkel termitlerin” bedenlerinde bir kimyasal üretim sistemi yok iken sonradan rastlantılar sonucunda bir şekilde oluştuğunun kabul edilmesi gerekir. Ancak bu, mantığa aykırı bir kabuldür. Çünkü zehirleme sisteminin çalışması için, hem kimyasalın kendisinin, hem de kimyasalı muhafaza edecek organın oluşması gerekir. Ayrıca bu organın izole bir yapıya sahip olması ve böylelikle zehrin vücudun diğer bölgelerine yayılmasını engellemesi de şarttır. Dahası, bu organdan termitin kafasına doğru uzanan izole bir borunun da var olması gerekir. Bundan başka, hayvanın düşmanına bu zehrini fışkırtmasını sağlayacak bir kas sistemi ya da mekanik bir düzen vs. olması gereklidir.

Bu organeller, evrim süreci içinde yavaş yavaş gelişmiş olamaz. Çünkü tek bir parçanın eksik olması dahi sistemi işlemez hale getirecek, hatta termitin ölümüne neden olacaktır. Dolayısıyla tek bir açıklama vardır: Söz konusu “kimyasal silah sistemi”, ilk kez tüm parçalarıyla beraber bir anda var olmuştur. Bu ise, ortada bilinçli bir “tasarım”ın var olduğunu ispatlar ki, bunun bir diğer adı “yaratılış”tır. Doğadaki tüm canlılar gibi termitler de kusursuz sistemleriyle birlikte bir anda yaratılmıştır. Vücutlarının içindeki zehir üretim merkezini kuran da, bunu en akılcı şekilde kullanmayı onlara ilham eden de, Âlemlerin Rabbi olan Allah’tır.

Termitlerlerle ilgili en büyük mucize ise bu canlıların görme duyusuna sahip olmamalarıdır. Bu ise bizlere bu canlıların Allah’ın ilmiyle hareket ettiklerini göstermektedir. Bir ayette şöyle buyrulur:

“Ben gerçekten,  benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a tevekkül ettim. O’nun, alnından yakalayıp-denetlemediği hiçbir canlı yoktur. Muhakkak benim Rabbim, dosdoğru bir yol üzerinedir ” (Hud Suresi, 56)

Sizlere üç yazı dizimde anlattığım bu canlıların ortak özellikleri fedakâr, merhametli ve şefkatli olmalarıdır. Her biri yavrularına ve birbirlerine karşı son derece koruyucu, düşkün ve merhamet dolu davranışlar gösteren bu canlılar, aynı zamanda birbirlerinin güvenliği için akılcı önlemler alırlar. Canlılar üzerinde basit bir gözlem yapan her insan, bu davranışların hayvanların kendilerinden kaynaklanmadığını ya da ardı ardına gelen tesadüflerin eseri olamayacağını açıkça görebilir. Rabbimizin sınırsız merhameti ve şefkati sadece bu canlıları değil, insan dâhil olmak üzere tüm evreni kuşatır. Bu nedenle düşünen ve gerçeği gören vicdan ve akıl sahibi kişiler Allah’ı şöyle anarlar:

“…Doğrusu benim Rabbim, her şeyi gözetleyip-koruyandır.” (Hud Suresi, 57)

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.