Cern deneyi ya da bilimin içine etmek

10.03.2015 06:10:19
A+ A-

Cern'deki Atlas deneyi yani enerjiyi yani ışığı kütleye yani nesneye çevirmek araştırması çünkü bir zamanlar herşey enerji yani ışık idi ise yani tek bir şey idi ise ve ışık olarak yani tek birşey olarak kalsaydı sayısız nesnelerin yani örneğin dünyanın, gezegenlerin, insanın, doğanın, hayvanların, çiçeklerin var olması olanaksız olurdu çünkü ışık hızındaki birşey kütleleşmek için duramazdı, duramayan ışıksal şey de kütleleşemezdi ve nesneler, varlıklar ortaya çıkamazdı yani kütlenin oluşması için hızının ışık hızının altında olması gerekir yoksa ışık olarak kalır ve sonsuza kadar uzayda gider yani Atlas deneyi'ne ışığı nesneye çevirme sanatı da diyebiliriz bence. Ve 14.03.2013 de Tanrı Parçacığı denilen Higgs bozonu bulunmuş yani artık enerji yani ışık nesnelere çevirilebilecekmiş yani bu durumda olağan ki tersi de olabilecek. Bozona kısaca atomlara ait parçacıklar diyebiliriz. Anlaşılan bu deneyin başarıya ulaşması en çok mezarların ve idam mahkumlarının durumlarına yarayacak çünkü böylece ölüler de, idam mahkumları da ışığa çevirilebilip uzayın derinliklerine gönderilebilecekler ve dünyada yer kaplamaları önlenmeleri ve böylece arazilerin tarıma, sanayiye ve ranta kazandırılması sağlanmış olacak; bu açıdan Akp iktidarının bu deneye katılmamasını anlamak zor. Bu işte büyük arazi rantı var yani, rant, rant; vay ki vay vay. Ancak bu deneyde yine de belli ki parçacığı bulabilmişler de tanrıyı bulamamışlar. Bozon sözcüğü de tuhaf; Tdk'nin internet sözlüğüne sordum 'Ben bilmirem' dedi. Selfie'yi biliyorsun ya? Bozonu neden bilmiyon? Bu cihazın bir de taşınabilirleri yapılırsa suçluları yakalamak da zorlaşır; bir görünürler, bir görünmez olurlar; bir bakarsın buradalar, bir bakarsın uzaydalar, al başına iş; terör de zaten çağ atlar; bence bu parçacık tanrı parçacığı değil şeytan parçacığı sayılabilir ki bunu zaman gösterecek.
 
Bilim ve teknoloji felsefeden ve ahlaktan farklı olarak farklı bir özelliğe de sahiptir: Bilim ve teknoloji arabaya da benzer, yalnızca kendi özelliklerine değil kullananın özelliklerine de bağlıdırlar yani araba yanlış yola girmişse arabanın değil sürücünün suçudur bu suç. Ancak felsfede ve ahlakta böyle bir durum yoktur çünkü onlar yanlış yola hem giremezler hem de girmişlerse kendileri olmaktan çıkarlar yani kırık bir cam artık cam değildir yani felsefe ve ahlakla yanlış yolda gidilmez yani suyu ekmek olarak kullanmazsınız ya da bilim ve teknoloji elektırik(elektrik) donanımı(tesisatı), buzdolapı(buzdolabı), çamaşır makinası, bilgisayar, telefon, televizyon olarak genelevin bir parçası, hizmetçisi olabilir ancak felsefe ve ahlak asla genelevin parçası, hizmetçisi olmaz.
 
Bilimde bilimdışı inançlara egemen ve amaç olarak asla yer olmaz ancak konu olarak yer olabilir örneğin bilimsel buluşlara bilimdışı adlar verilemez yani örneğin elementlere, yıldızlara, gezegenlere bilimdışı adlar verilemez örneğin gezegenlere bilimdışı bir inanç kapsamı, ilahı olan Jüpiter'in ve Uranüs'ün adının verilmesi; tıbda(tıpta) bir yönteme yine bir ilah adı olna Hipnoz'un verilmesi; fizikte bir yapıya yine bir ilah adı olan Elektron adının verilmesi; bir uzay araçına(aracına) yine bir ilah adı olan Apollo'nun verilmesi; haritaların olduğu şeye ve bir tıb çizimlerinin olduğu şeye  yine bir ilah adı olan Atlas adının verilmesi çok yanlıştır ve bilim adına, bilimsellik adına gerçekten büyük utançtır. Anlaşılan ki Batı kırallık(krallık) kültüründen henüz kurtulamadığı gibi bilimdışı inançlardan da henüz kurtulmamamış ki bu durumda kendini hem demokrasi hem de bilim olarak göstermesi hem çok tuhaf hem çok yanlış hem de çok gülünçtür.
 
Yöntemler kadar konulan adlar, isimler de konunun durumu konusunda ipuçuları(ipuçları) verir örneğin 'Falcılık ve büyücülük okulu' yazan bir yerde bilimi bulamayacağınız açıktır. 
 
Cern'de yani Türkçe ile 'Avrupa nükleer araştırma merkezi' denilen sözde bilim ve teknoloji yerinde yapılan deneylerin adlarına bakar mısınız: Atlas deneyi, totem deneyi. Atlas deneyi'nde ne arıyorlarmış? Tanrı parçacığı dedikleri birşeyi. Oldu olacak bir de Zeus'u, Afrodit'i arasaydınız. Bu deney ile televizyonda bir belgesel vardı; bu deneye katılanlardan bu belgesele konuk olanlardan bir genç bilimci otuziki(otuz iki) dişi ortada, bir çocuk gibi sevinç içinde şöyle diyordu: 'Bu deneyde çok eğleniyoruz!'. İyi eğlenin bakalım.
 
Bence Cern de, Atlas deneyi denilen şey de bilim adı altında bilimin içine etmekten başka şey değil. Bir de en az 6 milyar Sterlin harcanmış. Yahu o parayla bırakın tanrı parçacığını aramayı Afrika'da tanrı ülkesi kurardınız ve milyonlarca Afrikalı da rahat ederdi, uygarlık görürdü.
 
Milyarlarca sterling harcayıp, bilimin içine edip iyi eğleniyorlarmış; iyi eğlenin bakalım. Bu 'Çok eğleniyoruz' sözü de dizi, filım(film) çekimlerinde bile moda oldu zaten demek bilim de magazinleşiyor artık Batının elinde.
 
Atlas deneyi gerçekte Batının felsefeden, bilimsellikten, bilimden uzaklaştığının, uzaklaşmakta olduğunun en son bir somut kanıtıdır çünkü bilimi deneye, deneyciliğe indirgemek çok yanlıştır çünkü herşeyin deneyi yapılamaz  ve deneyler her gerçeği veremezler örneğin beyini açıp baktığınızda ruhu ya da kişinin hayatını(yaşamını) göremezsiniz, algılayamazsınız, bulamazsınız yani örneğin dünyanın yuvarlak olduğunu ilk ileri süren savlar dünyanın yuvarlak olduğunun anlaşılması için felsefel, bilimsel kafalara zaten gerekli kanıtı veriyordu yani bir de uzaya çıkıp görüntülemeye gerek yokdu(yoktu) ve durum öyle olabilirdi ki buna olanak da olmayabilirdi yani demir eriğinin ısısını uygun bir termometreyle ölçmek yerine içine eli sokup denemeye kalkmak yanlıştır yani herşeyi denemek zorunlu değildir; deneycilik yanlış yola ve sonunda da aptallığa götürür ve sonunda bilim alanıları(alanları) çocuk yuvasılarına dönebilir; bilim herşeyi denemek için varsa felsefe de herşeyi denememek için var yani deneycilik felsefeden uzaklaşıldığını, felsefeden uzaklaşmak ise bilimden uzaklaşıldığını gösterir ki bilimsel konulara ilah adlarının verilmesi de bunu göstermektedir.
 
İyi eğlenin bakalım, üstelik de dünya kanağlarken(kan ağlarken). 
 
Ben insanın zekisini(anlaklısını) ya da akıllısını(uslusunu) ya da dahisini değil bilgesini severim ki zaten onda bunların tümü(hepsi) de vardır, fazladan şeyler de.
 
Milyarlarca Sterlin, Dolar(dolar) harcayıp oynayın, eğlenin bakalım; bir de dünya, insanlık kanağlarken. Dünya, insanlık kanağalarken eğlenen bilime bilim, bilimciye de bilimci demem zaten ben; bilim de demez, felsefe de, din de.
 
Yani bunlar bilim adına tuhaf insanlar.
 
Yabancı bir kanalda Türkçe alt yazılı bir polisiye dizi var; o dizinin bir bölümünde polis dedektifi, polis laboratuarı uzmanı doktora şöyle diyordu: 'Senin görevin düşünmek değil yaknızca yapmak'. Bence bu sözler gerçekte Batıyı, Batıdaki bilimin ve bilimcinin durumunu, Batı halkının durumunu, Batı demokrasisinin durumunu, Batı uygarlığının durumunu, Batı kültürünün durumunu da anlatıyordu: Düşünmemek, irdelememek, yorumlamak yalnızca yapmaki yalnızca boyuneğmek(boyun eğmek) ve bununla mutlu olmak. Bu 'Yapmak kültürü' bilime ve bilimciye de anlaşılıyor ki 'deneycilik kültürünü', 'deneycilik saplantısını' da getirmiş yani bilimi özünden yani felsefeden uzaklaştırmış ki felsefeden uzaklaşmışlık bir ülkenin de, Batının da en zayıf noktası olur yani Batıyı ancak felsefe yıkar. Deneycilik aslında felsefenin yani mantığın yani düşünmenin yani insanlığın yani uygarlığın yani demokrasinin yani insan ruhunun daralmasıdır. Hep şunu derim: İlkel insan herşeyi elleyip algılarıyla yorumlamak eğilimindedir, uygar insan ise herşeyi yalnızca akılıyla(aklıyla) anlamaya çalışır yani ilkel insan ilk kez bir radyo gördüğünde onu mıncık mıncık etmeye çalışır, uygar insan ise dokunmadani ellemeden akılıyla, mantığıyla, düşünceyle anlamaya çalışır yani örneğin ilk kez gördüğü radyoya uzaktan bakıp düşünür yani deneycilik bir toplumu ilkelleştirmektir ve toplumun ilkelleşmesine yolaçar(yol açar) ki 'Denemeden bilemezsin' gibi bilimdışı, felsefedışı bir yaklaşıma dönüşür ve bu da ülkede fuhuşun, zinanın, sigaranın, içkinin, uyuşturucunun ve sayısız kötülüğüni yanlışın artmasına neden olur yani akıllı insan herşeyi denemez ve herşeyi denemek de gerekmez çünkü tümden gelim diye bir yöntem ve doğru vardır felsefede; felsefeyi dışlamak, deneycilik ise tümden gelim yerine tüme varımı geçirir ki bu da hem felsefeden hem gerçekçilikten uzaklaşmaya ve insanda ve toplumda yozlaşmaya neden olur. Herşeyi ancak bebekler ve çocuklar deneyip öğrenmek ister; akıllı insan herşeyi akılıyla, verilerle çözmeye çalışır. Yani felsefel açıdan Batı bitmiştir ve bitmesine karşın var olmak isteyen insansal şey gibi zorbalığa başvurmak zorundadır. Felsefe yani bilimsellik bilmeyen insan herşeyi denemeye kalkar. Bilimsellik yalnızca deney, gözlem değil felsefedir de ve bilimin %90'ı felsefedir yani felsefeden uzaklaşmak bilimin %90'ından uzaklaşmak, bir deney kobayına ya da aletine dönüşmek demektir ki bir yararı olsa da bilime de, bilimciye de, insanlığa da bin zararı olur ve sonra da bilim adına halkların üstlerine atom bombasıları(bombaları) atılır.
 
Yani 21. yüzyılda da dünyayı, insanlığı değiştirecek, geliştirecek, kurtaracak tek güç felsefedir.
 
Bence Cern'de, Atlas deneyi'nde bilim yapılmamıştır; bilim ile, bilimin içine edilmiştir. Yahu enerjiyi maddeye çevirsen ne olacak; insanlık zaten maddeyi enerjiye çevirmeye uğraşıyor. Yahu ey bilimciler siz parçacıkları bulmaya çalışacağınıza önce uygarlığı, demokrasiyi, barışı, ahlakı, vicdanı, insanlığı, insan olmayı bulmaya çalışsanız hem sizin için hem bilim için hem insanlık için hem dünya için daha hayırlısı, daha iyisi, daha doğrusu olmaz mı?
 
Necdet Gürçiftçi
Patentsiz, dinsiz, yerli üretim bir Türk/Türkiye bilgesi
İnternetde yayınlandığı zaman: 10.3.15/06.02
 
.